Çarşamba, Ekim 29, 2008

GEÇ BULDUM ÇABUK KAYBETTİM...

Şu kadar gündür tatsız yazılarla geçti, hiç olmadı. Ekim hafif bitsin, sinema yazayım bari.
Bugün, sabahtan okullardaki törenlerden sonra, çocuklar öğleden sonra serbest kalınca ve hava güleryüzlü, ılık olunca -adeta zorunlu olarak- soluğu bütün herkes gibi, caddede aldık.
Biraz dolandık, karın doyurduk, derken sinemaya gidelim dedik.
"Üç Maymun"un saati uymadı. Geçen haftadan kalan "Sevgi Fırtınası"na karar kıldık. (Bakın yine acayip çevrilmiş bir film adı. Orjinali "Nigths in Rodanthe". Ben mi takıntılıyım bu konuda, yoksa seyirci avlamak için bu romantik mi geliyor, bilemedim şimdi.)

Bakınız şurayı tıkladığınızda filmin konusunu okuyabilirsiniz. Daha teknik bir değerlendirme isterseniz burayı tıklayabilirsiniz.
Filme giderken yaşlandıkça yakışıklılığı artan Richard Gere'i ve onun uyumlu eşlikcisi iyi oyuncu Diane Lane'i seyretmek başlıca amacımdı, ne yalan söyleyeyim. Biraz da romantizm, hiç şüphesiz. Sinemaya herzaman sanat için gidilmez ya!
Aradıklarımı buldum.
Bir de fazlasını.


Filmin büyükçe bölümü A.B.D.'nin Rodanthe adasında, kıyısında geçiyor.
Yukardaki pansiyon kahramanlarımızın karşılaştıkları yer.
Deniz kıyısını, karşı kıyının gözükmediği enginleri çok severim.
O dalgalı kıyı, gözalabildiğine uzanan kumsal, ruhumu okşadı. Rhode Island'dan sonra orayı da gözüme kestirdim.
Coğrafi yapısı çok ilginç geldi, üstüne de balık avlamaktan, kanoyla gezmeye, surf yapmaya, uçurtma uçurmaya dek pek çok açıkhava faaliyeti yapılabiliyormuş.
Sana ne! diyebilirsiniz bittabii.
İşte, ben de böyle bir tuhaf insanım; gökte yıldız ararken burnunun ucunu göremeyip, önündeki çukura düşen müneccim gibi, bir çeşit. Öööle, uzaklarda biryerlere bakınıp, hayran olupdururum.

Başlık nedir diyene not; filmi anlatmadım güya!

.

11 yorum:

şule dedi ki...

richard gere yine yakisikli, yine yakisikli :) pansiyon da gercekten muhtesem...sende ise bu ara super yaratici basliklar gozlemlemekteyim :) yine dokturmussun. ve evet, hic tuyo vermemissin :P

serpil dedi ki...

Ne zamandır kitabı duruyordu,okusam iyi olur sanırım.
Gerçekten filmin adı da ne alaka,ilgi çeksin diye illa ki değiştirecekler.
Nicholas Sparks'ın bazı kitapları çok güzel,bu da öyle galiba.
Sevgilerimden bir demet yolluyorum :)

metin dedi ki...

"sende ise bu ara super yaratici basliklar gozlemlemekteyim :)"

Aynen!

Ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Filmi seyrederken, senin sahne gelince, ne derler hani "acı acı gülümsedim".
Bak, gezilecek yerler listesi hızla uzuyor.
En iyisi "oradaydım" başlığımı "oraya gideydim" filan yapayım.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilcim,
Kitabı sende varsa, önce onu okumalı belki de.
Eleştirilerden bazıları, filmin senaryosunun biraz aksak olduğunu yazıyordu. Bana ters gelen bişey olmadı, belki, biraz daha çalışılabilir miydi?
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Zihnime bir açıklık mı geldi dersiniz, acep? Sansüre inattan hergüne bindirince yazıları...
Yok canım, yazıyorum işte.
:)

serpil dedi ki...

Aslında kitaptan sonra film izlenince pek iyi olmuyor,bağımsız düşünmek lazım ikisini bence. John Irving'in My Movie Business diye bir kitabını okumuştum,orada kitaplarının filme aktarılış sürecinde yaşadıklarını anlatıyordu,senaryo aşamasında karakterlerden bazıları gidiyor,kitapta olmayan karakterler çıkıyor diyordu.İlginç bir kitaptı kısacası.

Ekmekcikız dedi ki...

Aslında, yukardaki cevabımı gönderdikten sonra düşünmüştüm, yoksa önce film sonra kitap mı daha iyi olur, diye.
:)
Neyse, elde kitap olduğuna göre ikisinin de ifadesini almak en iyisi.
:))

şule dedi ki...

metin bey'cim, goruyorsunuz, sansur iyi geldi bizim ekmekcikiz'a. yaraticiliginin sinirlarini zorlamaya basladi birden :)

Ekmekcikız dedi ki...

Bugün "Siteyi Erişime Kapa" logomu da koydum.
Ohh! rahat rahat kapatabilirler, artık.
:))

şule dedi ki...

yaa gördüm, çok beğendim ben onu. ben de koyucam siteme. kiskandim yahu :)