Cumartesi, Aralık 06, 2008

"OURANİA"DAN

..."Eski bir saplı tencereyle bir tokmak aldı ve beni kampın, kovanların bulunduğu üst kısımlarına götürdü. Bir kayanın üstüne çıktı ve olduğu yerde yavaş yavaş dönerek tokmakla tencereye vurmaya başladı.
Ve ben ömrümde görmediğim, gözlerime inanamadığım bir şey gördüm. Dört bir yandan arılar üşüştü, dağın tepesinden akan kapkara ırmaklar gibiydiler. Jadi'nin etrafında dönüyorlar, Jadi ise tencereye vuruyor, tatlı bir gümbürtü yükseliyordu. Arılar dönüyordu, binlerce kanatın vızıltısını duyuyordum, içimi ürperten tiz bir uğultu. Kıpırdamaya cesaret etmeksizin bakıyordum. Arılar birbiri ardınca üstüne kondu, omuzlarına, göğsüne, ellerine, bu arada o da sanki onlara büyü yapıyormuşcasına, gitgide yavaşlayan bir tempoda tencereyi çalmaya devam ediyordu. Sonunda heryerini kapladılar, o da tencereyi çalmaya son verdi ama gırtlağından sesler çıkararak onlarla birlikte vızıldadığını duydum, onlarla konuşuyordu, onlara ahımm, ahımm diyor, koyu renkli kabuğu olan bir ağaca benziyordu, binlerce ayak ve kanadın hareketi altında derisi hareket ediyordu, uzanmış kollarıyla bir ağaç. Tencereyle tokmağı uzağa fırlattı, arılar yüzünde, gözkapaklarında, ağzında yürüyordu. Uzun süre kıpırdamadan öylece kaldı. Ben ona bakıyordum. Sonra arılar öbek öbek, dağılan bir duman gibi yavaş yavaş uzaklaştılar. Son kalanlar da gidince Jadi kayadan indi. Salak bir halim olmalıydı, çünkü karşıma geçmiş gülüyordu. Bana sırrını gösterdi, gömleğinin cebine sakladığı arı beyi. Tekrar köye indik. Bu olaydan sonra, insanın sadece gözlerine inanmaması gerektiğini anladım."...

Jean-Marie Gustave Le Clézio
Ourania

Çeviren: Aysel Bora
Merkez Kitapçılık
Kasım 2007

.

4 yorum:

babişe yemekler dedi ki...

guzel bir oyku. zahmetinize değmis. bu da kulağimizin bir yaninda bulunsun..

sevgiyle kalın..

funda dedi ki...

son cümle çok güzel "Bu olaydan sonra, insanın sadece gözlerine inanmaması gerektiğini anladım" katılıyorum tüm kalbimle..

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Babiş,
Ben de öyle düşündüm; bu öykü aklımızın köşesinde yer bulsun.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
Hani derler ya, "gözümle görmeliyim ki, inanayım"!
O da yetmiyormuş.
:)