Perşembe, Ocak 22, 2009

SAYIKLAMALAR

TV'de haber bakıyordum; amanın yine mi dalga, ne dalgaymış bu böyle diye hayretlere garkoldum, sabah sabah.
Sonra, ne güzel hava bahar gibi diye sevindim, ince giyindim.
Hemen ardından ya ağaçlar aldanıp açarlar ve sonra da donup kalırlarsa diye endişelendim.
Kızımın ısrarıyla başlanan piyango bileti alma macerasında sona yaklaştığımıza sevindim.
Elde, amorti çıkmış tek bilet kaldı, gelecek sefere onu da ıskaladık mı tamamdır, yetti bu stres!
Çalışanlardan bir gencin işine son vermek zorunda kaldık.
Bu haberi verecek olana yancı olarak ortamda bulunmam gerekti. Neyse ki, kolay bir konuşma oldu. Anlaşılan, biz göndermesek kendisi gidecekmiş. Beklese miydik, yav?
Öğlen tavuklu pilav dedim, karnım doydu.
Akşam tiyatroya nerede, nasıl buluşularak gidilecek mütalaası başarıyla sonuçlandı. Umarım, oyundan zevk alırım.
Yarın bebeler karne alıyor; ilk sömestr bitti bile.
Okuldaki toplantıda SBS tarihini de söylemişlerdi, dün. Neydi?
Haziran'ın 14 ü mü, 15 i mi? Bak, akıl uçmuş yine, yazsana şunu bir kenara...
Hah! Mesaj geldi cep telefonuma. Aah, değilmiş!
Cart finans curt bankası kredi vercekmiş. Almaycam işte, kredi-mredi. Başka enayi bulun. Hele ki ben başka mesaj beklerken onun yerine sizden geldi ki, öldünüz siz artık öldünüz!
Cumartesi kitap kulübü toplantısı var, önerecek kitap bulayım. Ne olsun? Ahmet Hamdi Tanpınar desem de, bu sayede "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nü okumuş olsam. Ya da, bak cehaletim ortalığa faş oldu "Yeraltından Notları" okumamışım bile, Dostoyeski filan okurlar mı, acaba?
O da ne? Bu nasıl bir telefon faturası? 276.- TL nedir be? Nereyle konuştu bu veletler? İkisinin de elinden telefon düşmüyor ya, bu faturayı onlara ödetecem, yuhh! 276.- TL.!
Arkadaşlarından mı para toplarlar, ne yaparlarsa artık, madem konuşmayı biliyorlar, ödesinler de...
Şu yeni müzik dinleme sitesi fizy çok hoş. Aradığım her şeyi buluyorum, nerdeyse.
Ah-ha! Sabah ipod'u ışığı kırmızı yanmıştı, şarj edecektim güya. Unuttum bak, tüh!
Yarın çiçekkızın arkadaşı gece yatısına geliyor, aslanoğlan babasını hastaneye ziyarete gidecek.
Oğulcuk Cumartesi günü stüdyoya gidecekmiş, çalışacaklarmış. Şu bas çalma işine fena takmış vaziyette. Çalsın bakalım, çalsın.
Hastane dedim de, adamı stres basmış tansiyonu çıkmış. Gerçi, bir gecelik bir operasyon ama...
Ne acayip, yıllarını birlikte geçirdiğin bir insan böyle bir kendince önemli gün yaşayacak ve bana dokunmuyor bile.
Hayat tuhaf!

.

18 yorum:

uçuşuk dedi ki...

hihi çok eğlendim ben bunu okurken.. :)))

Ekmekcikız dedi ki...

Eğlen sen eğlen, Uç Uç Böceğim!
:)))

metin dedi ki...

Günlükçü Ekmekçikız Hanım,

Kış güneşi insanın içini bi tuhaf ediyor. İnsan kendini dağlara taşlara vurmak istiyor.

***

Teyyare piyangosu hususunda bir şehir efsanesi: Tam ya da yarım bilet almayın!

***

Hayatta hiç yap[a]mayacağım işler: 1. Kasaplık, 2. Cellatlık, 3. Şoförlük (direksiyon fobimden ötürü), 4. İştenadamçıkarıcılık.

***

Dikkat: SBS'de her sınıfa ayrı gün verilmiş...

***
Meşaz Finansbank'tan geliyorsa elinize hakim olun, mazallah katil felan olabilirsünüz.

***

Kitap kulübü toplantılarında yemek tarifleri de yapılıyor mu, merak ettim şimdi.

***
276 TL şahaneymiş. Ya internet faturası ne alemde aceba?

***
Benim sıpa sporu bırakınca musikiye merak sardı. Bateri kursuna gidiyor. Dersane gezmelerim yetmiyormuş gibi bi de bateri kursu diyerekten peşinde dolanıyorum. Benim babam, Londra Kraliyet Müzik Akademisi'ne kayıt yaptırmak istediydim de "gavur mu olacan len!" diye elimi kolumu bağladıydı. Dünyaya çok erken gelmişiz be, bok vardı sanki.

***
Evet, hayat tuhaf. Fazlasıyla. Ben de duygularımı aldırmışım tanıdık bir operatör doktora.

elektra dedi ki...

özendinm metin bey gibi yazıcam ben de:)

dalgalandım da duruldum geldi aklıma ilk sayıkta...


havaların bu zamansız ısınması ben de başdönmesi ve ağrısı yapıyor, keyfini süremiyorum.. hem bu konudaki tavrım nettir, bilirsin: karrrrrr


benim canım rahmetli dedem sektirmeden her çekilişe alırdı bilet, arada büyük küçük tutturduğu da olurdu. kendime hep ödev veririm sen de yap şu dedenin yaptığını diye, hep de unutuyorum.


biriniişten çıkarmak zorunda kalmak çok sevimsiz, zaten çıkacaktım tepkisi kuyruğu dik tutmak çabası olmasın:(


ben burada öğlen yemeğinde kısır duydum du:) ama, demek tavuklu pilav? olur, o da olur.


tiyatro için gezmektesindir şimdi sen, iyi seyirler:)


sbs di mi, 6. sınıflarınki di mi? o sabah senle ben aynı kaderi paylaşacağız. benimki az takıyor kafaya sanki. seninki nasıl algılıyor sınav belasını?


cart ve de curt olan herşeyin topunun köküne kibrit suyu. zira biz de sömürülmekten ilik ve de kemik suyu kalmadı da:(


aaa, daha okumadın mı saatleri ayarlama enstitüsü'nü? cık cık cık...


cep arıyorlardır evden de ondan. onlara de ki, cebinize gidin yaaa, evden cep yassaaaahhhh. doğalgaz'dan ne haber bu arada? bana en son gelen 326:(((


aaaa, geçmiş olsun ya, ne oldu ki kızın ve de oğlanın babasına? garip hakketten böyle şimdi uzakta ve umursamaz olmak. hayatttt diyoruz buna işte. yine de geçmiş olsun çok.


heheheh, ben de sayıkladım işte:)

şule dedi ki...

çok güzel yazmışsın yine şekercim. gülümseyerek okudum. senin arkadaşlığın çok keyifli biliyor musun?

Mehtap P.G dedi ki...

Bilmesem Istanbul'dan yaziyor derdim.. ozeti olmus Istanbul'un..

miso dedi ki...

Hayat tuhaf

Biraz da adi

Biraz da unutturmaya meyilli; kerata

Sen de harikasın, seviyorum çok :)

(yol yordam da metin bey'den arak)

marruu

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Varlığınızla ilham vermişsiniz ahaliye, sağolunuz!
:))

Şimdi gelelim soru olanların cevaplarına:

Biletler hep çeyrek, son çeyrek kaldı.

İlk üç sıradaki işleri ben de yapmadım, yapamadım ancak ve lakin son sıradakini çok yaptım, halen yapıyorum, üstelik iyi yaparım.

SBS günlerinin farklı olduğunun farkındayım, o vakte dek bir yerlere yazacağım, merak buyurmayın.

Kitap kulübü toplantılarında harbi kitap konuşuluyor, ekmek mekmek değil. Evet, katılımcılar kadın, ama, aşağılamayın lütfen, hepsi de sıkı okuyucu ve iyi tahlilci.

Dünyaya tam vaktinde gelmişim, bu sayede çocuklarıma istedikleri kadar destek olabiliyorum. Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla, siz de öyle. Boşverin Kraliyet Akademisini hem, züppedir onlar.
:))

zeynep dedi ki...

E ben bi dolu şey yazmıştım. Yollanamadı dedi. Pehh...

Bence de, sen harikasın. Onca şeyin özü buydu zaten.


Yok ya ben aklıma geldiği kadarıyla yeniden yazıcam. Du bakim hımmm;

Her bi şeyi hatırlatmışsın Ekmekçikız'cım canın sağolsun n'apalım. Yalancı kış güneşini, Engerek-kon dalgalarını, sıpaların sınavlarını, yeni meraklarını, kulakları telefona yapışık yaşamalarını, faturaları (Elektra yazınca aklıma geldi doğalgazın en son 377 YTL geldiği:) Allan parmak kadar ipodu bile bizden ilgi bekliyor(aklıma getirdin demin şarja bağladım:)

Gibi bi şeyler yazmıştım, daha vardı unuttum.

Ha bir de, oğluşu yürekten destekliyorum. İnşallah iyi bi müzisyen olur.

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracığım,

Bilirsin kar sevdanda her daim destekcinimdir.
Merak etme gelecek, biraz sabır. Şubat sonunu belki de Mart'ı bulabilir.

Gelince, tiyatroyu yazacaktım da, sağolunuz bu akşam yorumların herbiri olmuş bir post. Misafir ağırlamak kaygısından teatro yarına kalacak, artık.

Benimki, henüz değil kafaya takma, algılama aşamasında bile değil SBS sınavını. Dur bakalım, ne olcek?
Hah, bak Janjan'la aynı gün giriyor bizim çiçek, iyi, unutmayız işte!

Doğalgazı hiç sorma! Bizim apartman merkezi sistem, ben de -üzerinize afiyet- yöneticiyim. Zıp zıp zıplıyorum.

Haa, bu arada gelir gelmez telefon paralarını aldım, valla. Yok öyle acımak! Onlar bana acıyor mu?

Tabii ki geçmiş olsun daha doğrusu olacak, düşmanım değil ki nihayetinde. Kemik sistemiyle ilgili enteresan bir operasyon, femüre delik açacaklarmış oradaki kan dolaşımının düzelmesini sağlamak için, gibi bir açıklaması var.

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim, Canım!
Sen de biliyorsun di mi?
:)))

Dur ya, herkes destan yazmış, altta kalmıycam diye ben de aynına soyundum.
Bu şimdi kısacık oldu.
Bari şöyle diyeyim, Pazar günü seninle beraber o kadar gülmek, benim için ne kadar değerliydi, onu biliyorsun di mi?
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Mehtapcığım,
Haklısın!:))
İstanbul içime kaçtı bugün, sanırım.
Herşeyiyle...
Doğrusu hiç şikayetim yok.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Misopisim,

Hayat tuhaf, adi değil pek.

Unutturmaya eğilimli, aksi halde, parçamız tek kalmıyor.

Böyle oluşu iyi, hayat akıyor, yenilikleri yakalamak ihtimali çoğalıyor.

Ben, harika değilim yahu, fena değil diyelim, idare eder.

Bir de nasıl bir pisi bu, mırıl mırıl... Ne tatlı!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,

Bu blogger bazen böyle adilikler ediyor, insana sinir bastırıyor.
Aldırma sen.

Oğlan başka şey olacakmış da, ama, müzisyen de olacak yanısıra bunu biliyorum.

Kız da pek yeteneklidir, ama, bu ara sosyetik alışveriş gülü olmaktan başka şeyler yapmayı "eziklik" sayıyor, laf dinlemiyor. Ahh!

Gündelik hayat, hem de öyle sıradan geçiveren bir gün insanı feylesof yapıyor bazen, biz hiç farkında olmadan. Yoksa, harikalık nedir ki? O sizin gözünüz olmasa, kim ne edecek, kimin bir işine yarayacak?

Teşekkür ediyorum.
:)))

serpil dedi ki...

Ekmekçikız telefon faturaları sorunsalını biz çözdük, şöyle ki telekomun bir kampanyası var, belki duymuşsundur, akşam altıdan sonra konuş ayda sabit 19ytl ödüyorsun (komik di mi), eğer bunun dışındaki saatlerde konuşursan üzerine normal ücret ekleniyor,biz şimdiye kadar çok az fark verdik, herkese söyledim bunu,millet çok memnun. İşte böyle.

Kardeskaya dedi ki...

Gördün mü bak, eleştirim nasıl da işe yaradı, döktürüverdin yine:)

Kardeskaya

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilciğim,
Harikasın!
Bunu mutlaka uygulayacağım.:))
Ama, geçmiş konuşmaların kazığı girdi bi kere. Ödeyecekler, çaresiz.

Ekmekcikız dedi ki...

Kardeşciğim,
Teveccühünüz, efendim.
Öpüyorum yanacıklarınızı.
:)))