Pazartesi, Haziran 15, 2009

OLUMSUZ KOMUT MU? AMAN!


Bilirsiniz, bizde çocuklara ne yapacakları söylenirken olumsuz komut verilir.
"Düşersin, koşma!"
"Başına bir iş gelir, yapma!"
"Sonra ağlarsın, bu kadar çok gülme!"
"Terlersin, zıplama!"
"Hasta olursun, abur cubur yeme!"
Geri kalanını kendi çocukluğunuzdan hatırlayın ve bu listeyi istediğiniz kadar uzatın.

Bir yazı okudum.
Bir deney anlatılıyor:

Bir kocaman akvaryuma bir büyük ve bol miktarda küçük balık konuyor.
Büyük olan acıktıkça küçükleri yiyor.

Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor, böylece akvaryum ikiye ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer tarafa yerleştiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor. Her defasında aradaki cama çarpıyor. Çarpıyor, çarpıyor.
Bu durum saatler boyunca sürüyor. 28 saatin sonunda, büyük balık diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.

Deneyin sonraki aşamasında, cam bölme kaldırılıyor. O da ne!
Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor. Saatler geçiyor, yine de bir hareketlenme, yeme teşebbüsü olmuyor.

Buna psikolojide "öğrenilmiş güçsüzlük" deniyormuş.

Deniyor ki; bir çocuk ergenlik yaşına gelinceye kadar binlerce ama binlerce defa anne babasının, "yapma" "elleme" "dokunma" uyarılarını duyuyormuş.
Böyle olunca, çocukta büyüyünce "yapamama" "ellememe" "dokunmama" tercihleri gelişiyor ve pasifleşiyor, özgüvenini yitiriyor.

Neden komutlara uyma meraklısı ve pasif agresif bir toplum olduğumuzu düşününce, bu deney sonucu bana çok çarpıcı göründü.

Belki, henüz geç değildir.
Şimdi bile çocuklarımızı uyarmak istediğimiz bir konu olduğunda onları olumsuz komutla engellemek yerine sonuca dair bilgi verip "yapmamasını" değil , "yapmasını" istediğimiz davranışı söyleyince, şu saçma toplumsal zinciri kırmak için bir adım atmış olabiliriz.


Fotoğraf dünyanın en büyük okyanus akvaryumundan. Dahası da
burada.
.

10 yorum:

Elestirel Gunluk dedi ki...

Guzel bir konu. Ben ayrica "ogrenilmis caresizlik" diye adlandirildigini da duymustum.

Aman dikkat edin benlik saygisi yuksek, edilgen degil de etken olan cocuga da "devlet" anarsist der sonra... Allah korusun...

Zafer dedi ki...

Biraz beyin fırtınası yapabilir miyiz?
Yazdığınız şeyde şu dikkatimi çekti.Büyük balığa doğal bir engel konmuş,bir başka varlık tarafından emir kip"i içeren iradî tahakküm değil.Yani büyük balığa kimse küçük balıklara gittiğinde tehditvâri bir üslûp veya davranış sergilememiş.Bence bu deney eksikliği had safhada. Fakat evet söylediklerinize birçok açıdan katılıyorum.Kişinin başkaları tarafından pasifize edilmesi önemli bir konu ancak bir de genlerden gelen kişinin kendisini pasifize etme eğilimi vardır ki bu da kişiliğimizin oluşmasında çok etkendir.Ben 1974-75 yıllarında televizyondan izlediğim deneysel bir gözlemden bahsedeceğim.Bir salon dolusu 3 yaş civarı çocuk annelerinin denetiminde oyuncaklarla oynuyorlar.İçlerinde tek bir çocuk vardı.Sadece annesinin yanında diğer çocukları izliyor.Herhangibir zor kullanma vesair yapılmadan bu çocuk alınıp annesinden uzaklaştırılıp çocukların ortasına konuluyor oyuncak veriliyor fakat hiçbiriyle ilgilenmeden hemen gerisin geri annesinin yanına koşuyor ve eteğini tutarak diğer çocukları izliyor..gözlem sonucu şöyle açıklanmıştı.Kişinin sosyal olamamasının-iç kapanıklığı karekterinin genetik olduğu sonucu.Etkileyici bir gözlemdi ki bu seyrettiğim deney sırasında ben 14 yaşımdaydım.Yaşantımın büyük bölümü içe kapanıklıkla (pasifizmle) geçti.Fakat yıllar sonra bu deneyi hatırlayarak kendimdeki bu eksikliği doğal karşılayabilme yetisine sahip oldum.Kendimi hastalıklı bir şahsiyet olarak değerlendirmeme şansına sahip oldum. Sanırım insanı hayvan deneyleriyle kıyaslamak vahim bir hatadır..Bir başka örnek Adolf Hitler yaşam boyunca pasifize edilmiş bir şahsiyettir.Fakat kendisinin dünyaya sonradan yaptığı ise malumdur !..Sevgiler

Zafer dedi ki...

Adolf Hitler için yaşam boyu derken abarttım.Çocukluk ve gençlik yıllarını kasdetmiştim :).İnsan da bu tür engellemeler çoklukla umulmadık dehşetengiz nefret-kin-sevgisizlik,öç alma-şiddet unsurlarına dönüşebilir.

Zafer dedi ki...

Oh bu arada toplumsal sürü davranışı bize daha çok dinin dayattığı birşey.Fakat ilginçtir batılı insan kurallara harfiyen uymasıyla meşhurdur.Toplumsal düzenlerinde kentleşmede,trafikte.. vesair bunu görebilirsiniz.Ama bizdeki kadar kaos çok az yerde vardır.Bu itaatsizliğimzin bir belirtisi ki zaman zaman bununla övünürüz(meşhur Akdenizliliğimizle).Bence burada işin içine riya girmekte yani ikiyüzlülük.Devletin kolluk kuvvetlerine itaat gibi gözüken şey itiatsizliğin had safhasındadır bu bağlamda yoksa gecekondu savaşlarını her TV açtığımızda göremeyiz veya toplumsal olaylarımızdaki o sırf polisle dövüşmenin zevki için ortalığı birbirine katan bir kısım güruhun çılgın haykırışlarını.Sanırım Almanya"da mı yapılmıştı bu deney tam hatırlamıyorum.Kendisine polis süsü vermiş Televizyoncular önlerine gelen herkese istedikleri herşeyi yaptırmışlar.Yer yatırmışlar,süründürmüşler,absürd birçok şeyki bir polisin bunları yapabilmesi mantıksızken tek bir kişi itiraz etmemiş.Bu itatat etme tavrı insanalığın genel tavrı o halde..NE DERSİNİZ? :)..(şeytanın avukatı..)

Ballı Cimcime dedi ki...

Ne yzaık kş yapma etmelerle büyütüldük büyütmeyede devam ediyoruz olumsuzluklarla beynin kodlanması bu demek ki:( Bundan sonra daha dikkat etmeli, paylaşımın için teşekkürler canım..

Ekmekcikız dedi ki...

Eleştirel Bey,
Allah korusun da, devlet dokunmasın!
Aman!
:))

Yazdığınız terim, muhtemelen daha doğrusu, ben çeviri bir metinde gördüm bu yazdığımı. Teknik olarak doğrusu olmayabilir.

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey,
Deneyin ne kadar doğru olduğunu, bilimsel veri olarak sayılıp sayılamayacağını bilemem.
Muhtemelen, çeşitli şekillerde tekrarlanmaya, doğrulanmaya muhtaçtır.
Benim burada anlatmak istediğim, olayın bana çağrıştırdığı ve bizim toplumumuzda çocuklara davranış şeklinin onların geleceğini nasıl etkilediği üzerine fikir üretmekti.
Kaldı ki, devlet ve din baskısının tüm dünya toplumlarındaki etkisi, adeta kaçınılmaz.
Maalesef!
:(

Ekmekcikız dedi ki...

Ballı Cimcime,
Hoşgeldiniz!
:))

Benim kısmen söylemeye çalıştığım da bu zaten. Tekrar edersem, kısaca:
Biz böyle etkilendik, ama, şimdi durumun farkındayız. Hiç değilse bizim yetiştirdiklerimizi, bu etkiden kurtarmaya çalışalım.
:)

Sugibi dedi ki...

ben aynen yazıda anlatıldığı gibi davranıyorum. 'düşeceksin koşma' en çok kullandığım cümle. bundan sonra çok dikkat edeceğim. gerçi nasıl ifade edeceğimi henüz bilmiyorum ama bulurum bir şekil. teşekkürler.

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Sugibi,
İlk başta ben de yerine ne koyacağımı bilememiştim.
Sonra buldum galiba.
"Düşeceksin, koşma!" yerine şöyle mesela:
"Yavaş yavaş, canım"
Ne bileyim, bulunuyor birşeyler.

İlk derecede önemli olan "olumsuz" olmaması, komut kısmını biraz daha çeşitli ifadelerle halletmek mümkün, sanırım.
:))