Pazartesi, Ağustos 17, 2009

ÇARKIFELEK

Hımmm!
Anlatmaya nereden başlasam?
Peki, başlıktan başlayayım.
Efendim, çarkıfelek derken kastetiğim şu bilinen televizyon yarışması değil, bi kere onu belirteyim.
İşte aşağıda, çiçeğinin buradaki blogdan alınma fotoğrafını gördüğünüz bir sarmaşığın adı o.
Çocukluğumdan çok iyi hatırladığım bir çiçek, çarkıfelek. Biz saat çiçeği derdik. Ortasındaki organellerin gün ışığına göre dönmesinden dolayı böyle denirdi, ona.


Dörtyüz çeşidi olan şu benim saat çiçeğinin aile adı, passiflora.
Evet evet, bildiğiniz en azından duyduğunuz bitkisel gevşetici şurup passiflora ile aynı isim. Şurup, anılan bitkiden elde ediliyor, zaten.
Bakınız, Bahçevan taa on sene önce anlatmış bu bitki ailesini.

İyi de nerden çıktı bu "çarkıfelek", "saat çiçeği"ymiş, "passiflora"ymış dünyada kırkbin çeşit bitki var, hepsini anlatacak mısın derseniz, size bir de "passion fruit" diyeceğim!
Fruit, meyve yani. Hem de tutku meyvesi.

Şimdi efenim, bu ailenin meyvesi yenen üyesi, dünyamızın güney yarıküresini mesken tutmuş. İnternet ansiklopedisi öyle buyurmakta.
Son senelerde dünyamız globalleşti, her tür yiyecek içecek, ağalar beyler para kazansın diye dünyanın dört yanına gönderilmekte ve satılmakta ya, işte böylece rastladım bizim saat çiçeğinin kuzeni tutku meyvesine.


Aldım marketten, getirdim eve, tabağa yerleştirip, size göstereyim diye fotoğrafını çektim.


Sonra, içini de görünüz diye, birini enine diğerini boyuna kestim ki, kabuğu ceviz gibi olmasa da sertçe bir meyve.
Unutmadan ekleyeyim, bu gördükleriniz daha küçük boyda ve mor renkli olanları. Yaygın olarak bilinen diğer çeşidi, sarı-turuncu renkli ve yaklaşık limon büyüklüğünde oluyormuş.


Meyvenin içi yeniyor ve bu iç etli değil, oldukça çekirdekli. Biraz kivi gibi hafif ekşili bir tadı var.
Kabukların yanında duran çay kaşıklarına bakarak meyvenin büyüklüğünü kestirebilirsiniz, sanırım.

Budur, maruzatım efendim.

.

9 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Hay Allah Ekmekçi, facede oynadığım bir çiftlik oyununda Passion Fruit ağacı geçiyordu, nedir, nasıldır diye merak etmiştim. sayende öğrendim, cuk oturdu, sağol ya:)

thesaint dedi ki...

ben de resimlerini koymuştum ta zamanında ki siz o zaman yoktunuz (link. passion isminin kaynağı da beklediğimden, ya da beklenenden farklıymış, ondan da bahsetmiştim.
bir de çok iyi bir meyve suyu kokteylini içmiştim son istanbul gezisinde.

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Reca ederim efenim, vazifemiz!:P
Daha bilinmedik ne var? siz sorun, ben bulayım.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncum,
Evet haklısın, ben daha sanal aleme düşmemiştim, o vakitler. Eli kulağındaymış fakat, iki ay sonra başlamışım.:))

Daha çok bilgi bulma umuduyla bakınırken, ben de o meyve suyu kokteyllerinden gördüm. Sanırım, sarı kabuklu olanı o iş için daha çok kullanılıyor.

Bir de hamak şahane, belirtmeden geçmeyeyim.
:))

Ebru dedi ki...

Keyifle okuyorum eklediğin herşeyi ama şöyle bir kendime bakınca Tabiatın A,B,C'si düzeyinden başlamak senin açından çok yorucu olur değil mi:) Ben o düzeydeyim.

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,
Şimdi başla!
yarın başlamaktan daha fazla olur, kazancın.
Hadi!
:)))
Sen sor, ben bildiğimi söylerim, olmadı yol gösteririm.
:)

şule dedi ki...

nerden bulursun boyle enteresan seyleri bilmem ki...(enteresan kelimesi mumkunse elektra tonlamasi ile okunmali :P)

elektra dedi ki...

enteğğğesaaaağğğğğn yani:)) hahahaha, yerim seni ben şule ya:)

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
İnan ben aramıyorum.
Onlar benim kucağıma atlıyorlar.
Hani adadaki ev gibi. Kendiliğinden yani!;)


Bak Elektra gelmiş ünlemiş senin enteğğğesaaaağğğğğn'ını...
Ağzına sağlık Elektracığım.
Otantik oldu, bu söyleyiş.
:)))