Pazartesi, Ocak 11, 2010

BİZİM EVİN YUMURTA YEME HALLERİ

Sabah sabah nerden aklıma geldiyse...
Kızıma kahvaltı hazırlıyordum; en sevdiği kahvaltı yumurta. Nerdeyse bebekliğinden beri böyle. Üstelik, küçükken alerjik reaksiyonlarla başı belada olan bir çocuktu ve her gün yumurta yemek ister, her gün de hatır hatır kaşınırdı.
Daha az kaşınsın diye, günaşırı yesin diye uğraşırdım. Arada pazarlık yapar, günaşırı kuralını deler yine yumurta yerdi. Sofrada önce kendi yumurtasını bitirir, sonra yanındakilerin henüz bitmemiş yumurtalarına göz dikerdi. Böyle böyle, azmin elinden yumurta bile kurtulamadı ve alerjik halleri geçti.

En çok sevdiği yumurta kayısı pişmiş, beyazına kapak açılıp, sıvı halini kaybetmemiş sarısına zeytinyağı damlatıp ekmek batırdığı "kayısı" pişmiş yumurtaydı. İkinci tercihi ise, zeytinyağında pişirilmiş "tavada" yumurtaydı.
Şimdilerde hep aynı usul pişmiş yumurtadan sıkıldığı oluyor, o zaman yeni yumurta tarifleri deniyoruz; "poached egg" mesela, ya da "scrambled egg". Hımm, şimdi böyle ukalalık kaleminden laflıyormuşum gibi oldu, ama, bunlar bizim mutfağın yumurta tarifleri değil de ondan.

Yerli mutfağın en kral yumurtalı tarifi "menemen"dir, bence. Tek koşulla, yazın ve çok taze malzeme ile yapılmalı.
Kimine göre "sucuklu" yumurta en lezzetlisidir -ki, oğlumun tercihi budur- kimine göre yumurta dediğin suda haşlanmış "katı" yumurtadır. Ha, unutmayalım suda haşlamanın "rafadan" usulü de sevilir -ki, benim çocukluğumda tercih ettiğim usul buydu-.
Son zamanlarda dışarda yapılan kahvaltılarda en çok tercih edilen, içine konulan malzemeye göre isimlendirilen "omlet"i unutmayalım.

Yumurta çoğu zaman bir öğün yemek yerine de geçer. "Kıymalı" yaparsınız, "patatesli" yaparsınız, "ıspanaklı" ya da "pazılı" tercih edebilirsiniz. Kabuksuz şekilde suda haşlayıp, üstüne sarmısaklı yoğurt dökerseniz "çılbır" olur.

Eski İstanbul'lu bir hanımefendiden dinlediğim bir tarif vardı, adı "Abdülhamit Yumurtası"ydı.
Efendim, Abdülhamit yumurtayı şöyle yermiş:
Soğan incecik halka halka doğranır ve sade yağla öldürülür, sarartılırmış. Sonra, beyazlarından ayrılmış, birkaç (kaç tane bilemem, padişahsınız ona göre!) yumurta sarısı şeffaflaşmış halka soğanların üzerine kaydırılır ve ateşi kısılıp, tavanın ağzı kapatılıp, yumurta sarıları hafifçe pişene dek beklenirmiş.
Nasıl?

Bizde "Kaçak Gelin" adıyla oynayan "Runaway Bride" filminde, ilişkilerini bir türlü nikah masasına getiremeyen, her seferinde bir bahane ile son anda evlilikten kaytaran Julia Roberts'a arkadaşı soruyordu; "yumurtayı nasıl yersin?" diye.
Kaçak gelin'in verdiği cevap, ilişkilerini neden yürütemediğinin temel psikolojisini ortaya çıkarıyordu.
Meğer, gelinimiz herbir nişanlısıyla birlikte iken, yumurtayı onun tercih ettiği usulde yermiş, kendi sevdiği ve tat aldığı yumurtadan vazgeçermiş. Sadece yumurta değil tabii ki, yaşantının diğer yönlerine de yansırmış bu ve sonunda, karşısındaki insanın yörüngesine girmekten rahatsız olup, nikah masasından dönüverirmiş.
Yaaa!

Uzattım lafı.
Yumurta tarifinden tarihi anektoda, oradan sinemaya düştük bile.
Bitmeyecek bu yumurta konusu anlaşılan.
Yine döneriz bir vakit, ağzınızın tadı yerinde olsun da...



Yumurta fotoğrafı ve yabancı tariflerin linkleri buradan. Yerli usulleri biliyorsunuz nasılsa, tarife hacet yok.

.

19 yorum:

serpil dedi ki...

Bizim evde de yumurta çok sevilir, fazla tüketilir.
Ekmekçikız yukarıdaki resim neresi, sen mi çektin, çok hoşuma gitti.
Bi de iyi haftalar diliyorum sana : )

Leylak Dalı dedi ki...

Yumurta seven çocuklara sahip olmak ne güzel, benimki ağzına sürmez. Hayatta yediği yumurta kek, pasta içinde olanlardır. Zaten onlara da fazla yüz vermez. Bebekken ne yediyse onunla kaldı yumurta konusunda.
Öyleyse Ekmekçim,
"Sepet sepet yumurta
Sakın beni unutma"
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Serpilciğim,
Resmi ben çekmiştim. Bak şurada yazısı da var.
http://ekmekcikiz.blogspot.com/2010/01/yil-2010-yazi-1.html

İlk gün ve hatta üçüncü gün bile ekleyememiştim fotoğrafı, sonradan becerdim. Kıyamadım, tepeye aldım o nedenle.
Yeni yılın ilk günü Suadiye sahilinde lodos böyle esiyordu, hasılı...

Teşekkür ederim dileğin için, sana da çok iyi bir hafta olsun.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Devamı da vardı onun.
...
"Unutursan küserim,
Gözlerinden öperim"
derdik mektubun sonunda, di mi?
:)))

Valla ben de kızım gibiyim, yumurtasız hayat düşünemiyorum.
:)

şule dedi ki...

çılbıra bayılırım. bir de patatesli yumurta en sevdiklerimin başında gelir. şöyle güzel bir omlete de hayır demem. hımmmm, ben de bir yumurta severim, soylemeye gerek var mı?

şule dedi ki...

bi de seninle beyaz firinda yedigimiz simit arasi peynir,sucuk,yumurta var ya...iste o da cok guzel :)

Sndrfknella dedi ki...

Aklıma getirdiğin iyi oldu çılbırı. Et eksikliğini yumurta ile giderebilirim. Hem demir de yüksekmiş sarısında. Ama en en en sevdiğim yumurtalı tarif, öğün olarak, kuru naneli patatesli yumurta. Kahvaltıda ise rafadan-kayısı arası bir şey. Ve tabii ki tazecik sebzelerle yapılmış yaz menemeni.

Akşam eve giderken yumurta alayım en iyisi :)))

Sevgiler,

Ekmekcikız dedi ki...

Şulem,
Hımmm, demek ki bizim yakın zamanda bir Beyaz Fırın seferi yapmamız gerekiyor.
Ya da, yumurta günü yapalım en iyisi, mesela sebzeli bir İspanyol omleti deneriz.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Snderciğim,
Evet ya, senin protein depon yumurta olsun, bundan böyle. Al yumurtaları, yap çılbırı akşama...
:))
Yoksa sen, balık da mı yemiyorsun artık? Hımm!?

Ballı Cimcime dedi ki...

Ben de bayılırım canım yumurtaya, sanki onsuz kahvaltı eksik olur. Kayısı ve katı yumurtayı da karabiberli severim. Sucuklu menemeneyse; nefis olur bayılırım. Afiyet olsun:)

SekerPembe dedi ki...

O söylediğiniz maninin sonunu ben de şöyle bilirdim:

Unutursan küserim
Hatıramı keserim
Gözlerinden öperim
:)

Sevgiler,
SP

fatma sancak dedi ki...

aman allahım :) daha okumadım ama o kalın karakterleri midemi sızlattı. önce yemek yesem, sonra okusam daha iyi olacak :)

dönicim efendim.

Somethin'Special dedi ki...

Çok eğlendim bu yazıda ben :)
Yumurtanın bir etkisini daha paylaşmak istedim sizinle, 20 yaşıma kadar ağzıma yumurta koymayan bendeniz, sevdiği insan yumurtayı çok seviyor diye bayıla bayıla yumurta yemeye başladı =)
Julia Roberts hesabı =)

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Ballı Cimcime,
Sucuklu menemen demişsiniz, demek ki yeni bir yorum getiriyorsunuz menemene...
Afiyet olsun!
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Şekerim Pembeciğim,
Unutmam ki, küsebilemezsin de hatıranı kesebilemzsin de!...
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Fatmacığım,
"Yumurta yazısı okudu ve bir daha kendisinden haber alınamadı" gibi olmuş!
Şaka şaka!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Sometin'Special,
Diyorum ki, gün bugünmüş, yumurta sevmek için!
Ya da yaşasın sevgili, yumurta sevdirdiği için!
:)))

fatma sancak dedi ki...

:) hala yaşıyorum, hayattayım. yumurta yazısı beni can evimden vurdu ekmekçikız :/ yumurtanın beyazı mideme dokunuyor. ayda bir bazen haşlanmış yumurtanın sarısını yiyorum o kadar.

ama olsun, bu akşam işten eve dönünce mutfağa girip mantar yaptım. uyduruk birşeydi, üç tane de yumurta sarısı koydum içine. nar ekşisi falan, salladım birşeyler, ama tadı çok hoş oldu. yemek yapmanın biraz sezgisel olduğunu düşünüyorum. bu blog beni mutlu etti. yarın akşam da buradan bir ekmek tarifine takılıp o sıcak fırın kokusunda azcık baş dönmesi yaşamak istiyorum :)

hatta yeğenime blogtan bahsettim ama ismini vermedim ki bulamasın ve ekmek tariflerine ulaşamasın, hihihiii yaşasın kötülük :)

sevgimle...

-sümbüklü bücük-

Ekmekcikız dedi ki...

Seni gidi sümüklübücük seniii!
Yaşasın kötülük demek?
:)))

Mantarlı omlet de iyi fikirmiş. Sadece sarısını koyunca Abdülhamit yumurtasına benzemiş, fena mı?
Afiyet olsun!
Bekliyorum bakalım, hangi ekmek tarifini yapacaksın ilk olarak?
Kolay gelsin!
:))