Perşembe, Ocak 07, 2010

my mom is having a nervous breakdown of epic proportions can't call talk later...

bunu yazmış oğlum kız arkadaşına ve şu işe bakın ki, "epic" bir karışıklık sonucu mesaj bana gelmiş!
öyleydı, evet. epic bir sinir krizi geçirdim.
taşan son damla, varılan son nokta her ne ise, bir tetiği çekti ve bütün vidalarım, cıvatalarım, yaylarım, somunlarım boşalmış vaziyette, dolap kapaklarını yumruklayıp, kapılara tekmeler atarak bağırmaya başladım.
son olarak artık uyumak için yatağa yatmış vaziyette hâlâ ciyaklıyor olduğumu hatırlıyorum; çocukların biri arazi olmuş, öbürüsü içini çekerek ağlıyorken.
o kadar çok kasılmış ve gerilmişim ki, sabah uyandığımda her tarafım ağrıyordu, ağzımın tadı zehir gibiydi, kendimi sevmiyordum, dünyadan nefret ediyordum, iş deseniz allah muhafaza hiç lazım değil, gitmesem...
yine de çıktım, gittim. yine de allahın sevgili kuluymuşum, büroda elektrik kesik, trafo arızası varmış, akşamüstü ancak gelirmiş. hiç bir bağlantı yok, kesik herşey, daha ne isterim ki? harika! biraz sessiz durdum. sonra vırvır konuşmamı dinleyip içimi ferahlatacak bir dost buldum, kafasını şişirdim.
akşamüstü abisinin telefonundan aradı, baktı ki küs değilim, cesaret buldu, akşam olaysız geçti ve fakat gece yatma saati gelip yine "kapat kızım, kapat oğlum, yat kızım, yat oğlum"lar sonuçsuz kaldı.
sabah geç kalındı, aksileşildi, "yüksek sesle konuştum, hayır bağırdın" tartışması çıkınca, bir küçük kıyamet daha koptu.

çaresizim!
hayatımın bu dönemecinde ergen kızımla olan ilişkilerimi idare edemiyorum.
mutsuzum.
bunu beceremediğim için, küçüğümle çatışırken kendi bastırılmış ergenliğimin öfkelerini de ona kustuğum için mutsuzum.
özsaygım sarsılıyor.
kendimi kontrol edemediğim için, akıl verdiğim konularda çuvalladığım için özsaygım sarsılıyor.
içim daralıyor.
hayatın sınavlarını geçmekte zorlandığım, kafam karıştığı için içim daralıyor.

neydi, bütün mesele derseniz, açıklamam var elbette.
son günlerde bir dolu olay... kesik, kırık bir telefon konuşmasıyla başladı herşey. sonra, karışık ve üzücü bir işin ortasında buldum kendimi, bürodaki işlerin sıkışık zamanlarına kasıldım, ardından yakın bir arkadaşımın doktor randevusunun sonuçlarıyla endişelendim, aybaşı geldi apartmanın su paralarını dairelere üleştir, makbuzları yaz derken, "çocuklar ikinizin de aynı gün banyo yapması şart mı, hadi aynı gün yapıyorsunuz bunu gece ondan sonra yapmanız şart mı" tartışması sürerken, banyodan çıkmış olan "anne, saçımda bit var!" dedi.
üç senedir, bu üçüncü kez, tekrar, yine, aynı bela! "saçını örelim kızım, saçını toplayalım kızım, bak gelince kurtulması zor oluyor kızım, dikkat et ne olur" uyarılarıma karşı saçını savura savura gezdi, olan oldu.

bitti.
o an ben bittim.
kontrolüm bitti o an.
o an herşey üstüme geldi.
"epic" sahne o an başladı!

budur maruzatım.

.

56 yorum:

Gamlı Baykuş dedi ki...

Herşey Merkür yüzünden, bu aralar geriliyormuş, herşeyde sorun olmasına yol açarmış. Geçecek, herşey yoluna girecek merak etmeyin. Telefonlar yine güzel şeyler için çalacak eminim.

Leylak Dalı dedi ki...

Sıkma canını Ekmekçim, bu sorunları çocuğunun ergenlik çağında herkes yaşadı. Ne kendini suçla, ne iyi anne değil miyim endişesine kapıl. Çocuklarımız-ki Allah eksikliklerini göstermesin-ellerinde kocaman bir törpü sürekli hayatımızı törpülemekteler. Bence parlayıp sinirlerini boşaltman iyi olmuş, ilerde yol su elektrik olarak geri dönüyor yoksa bu bastırılmış duygular. Biraz katı olacak ama elleme biraz da bebeler üzülsün. Üstelik onlar çok çabuk çıkıyor bu ağır ruh halinden.
Herşey düzelir gider, hayatından olumsuz düşünerek, endişeyle çaldığın iki güne yanarsın.
Umarım şu an bile daha iyisindir, sevgiler...

elektra dedi ki...

:) bakma güldüğüme, valla sinir bozukluğundan. sen böyle makineli gibi üstüste yazınca her bir sıkıntıyı, bana bile bastılar. vıdılamak istediğin an, bir dolmuş mesafesinde hizmetinizdeyim, unutmayınız sayın dost. sıkı sıkı sarıldım, geçecek, geçecek diyorum. bizimkinin krizleri başladığında da aynı muameleyi beklerim, anlamam:)

JoA dedi ki...

çok şey yazmak istiyorum ama lanet işler yüzünden şu anda vakit yok. ama yazacağım. o zamana kadar bir öpücükle ve "keşke ben de geçirsem öyle bir epic nervous breakdown da rahatlasam" düşüncemle aklımdasın.

metin dedi ki...

"keşke ben de geçirsem öyle bir epic nervous breakdown da rahatlasam"

Ekmekcikız dedi ki...

Komşu kuşum,
Evet, doğrusu merkür benim de aklıma gelmedi değil. En azından ofisteki iletişimin kesilmesinden kesin o sorumlu!
Teselli için ayrıca teşekkür ediyorum.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Neyse ki bir birimizin dilinden halinden anladığımız dostlarımız var da, dara düştüğümüzde sırtımızı sıvalıyor ve yolumuza devam edebiliyoruz.
Sağolasın!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracığım,
Blogaşırı sevgili dostum,
Biliyorum geçecek.
:))
Sana sıra gelince mi?
Gelmesin mümkünse...
Yanında olmayacağımdan değil, sıkılmanı istemediğimden, hiç şüphesiz.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

JoA'cığım,
Öpücüğünü duydum yanağımda, içimi ısıttı, sağol. :))

Şu "epic" tanımlaması çok komik aslına bakarsan: Bu ara, herşeyin epic olarak tanımlanması moda akımı gibi. En azından bizim evde...
Balık epic olmuş anne!
Çalan bas epic!
Yağmur epic yağdı!
:)))

neolitik hanım dedi ki...

canım, hiç kendini suçlama, çaresiz, mutsuz hissetme. hmm, bu saçma oldu, zaten hissediyorsun, yani hissedebilirsin tabii ama bir an önce çıkmaya bak o ruh halinden, sen gercekten iyi bir annesin, bunu sık sık hatırlat kendine.

kendi ergenliğimi hatırlıyorum, anneme neler ettiğimi, üzülüyorum bugünkü halimden bakarak ama nabayım, hormonlar beni ele geçirmişti. ergenler bir süre sonra normalleşiyor, tadından yenmez hale geliyor, kardeşimden biliyorum. geçer bunlar, sen üzülme, tamam mı?

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Beyciğim,
İnanın hiç tavsiye etmem, hiç!
:))
Kasıldım kaldım diyorum, henüz daha baş ağrım ve gerginliğim geçmedi.
Iyyy!

Ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum, canım,
Bu öyle bir çatışma ve öyle bir ruh durumuna neden oluyor ki, pek çok sıkıntı yanında vızıltı kalıyor.
Evet haklısın. Biraz sabır gerekiyor. Şöyle seneye filan daha sakin olabileceğiz sanırım.
Sağolasın!
:))

nalan dedi ki...

çok akıllı bir kızın var :)
mesajın yanlış yere gitmesi tamamen acı bir tesadüf olmuş :)

zapere dedi ki...

Ben seni hic sevmedim ki

Ben seni hic sevmedim ki
yorgun aksamlarda soyledigimiz sarkilari sevdim
bir cicege gulmeni bir gule benzemeni sevdim
bir de yildizlari sevdim
eylul aksamlarinda gelip gozlerinde durdular
Ben seni hic sevmedim ki

beni yola kodugunda ayrilmayi sevdim
kursunlari sevdim beni vurdugunda
aglamayi sevdim beni unuttugunda
aglamayi sevdim yanliz oldugumu anladigimda
ayakta kalmami sevdim
yikilmami sevdim seni her hatirladigimda
ekmegi sever gibi sevdim sensizligi
su gibi ozledim temmuz gunesinde sesini
ikindide yagmur gibi
geceleyin ruzgar gibi sevdim seni sevdigimi
Ben seni hic sevmedim ki

kuslara sarkilar ogretmeni sevdim
menekseyle konusmani
nisana hatirlatmani
baharin adinda yanlizlik olmadigini
dustugum zaman kanayan yanlarimi
ve tuhafligimi usudugum zaman
sakiz satan cocuklari yeni cikan sarkilari
her kaybettiginde kazanan yanlarini sevdim
denize dusmus gul gibi dustum atese
ben yangini sevdim
ben yandigim zaman boyle iste
Ben seni hic sevmedim ki

bir gece ceylan indi dagdan kalbine
bir gece siir gibi kibrit alevinde
alemin ortasinda kimsesizligin sesinde
bugusunda sabahin
acimasizliginda ahin
aglayan yuzunde isanin
ferahlatan gucuyle duanin
korkutan yaniyle narin

gulun ustune
tutundugum umudun ustune
korkunun ustune
senin ustune
hepsinin ustune
ben seni hic sevmedim ki

gittigin zaman
gitmeni sevdim
evreni sevdim geldigin zaman
kalmani sevdim
urkuyordum sana sana alismaktan
yinede sevdim gulumsemeyi
mendilimi sallarken seni goturen trenin arkasindan
kirlara ilk kar dustugu zaman
olumun en guzel oldugunu sevdim
seni icimde oldurdugum zaman

her kaybettigimde kazanan yanlarini sevdim
denize dusmus gul gibi dustum atese
ben yangini sevdim
yandigim zaman boyle iste
ben seni hic sevmedim ki
ben sevdim mi adam gibi severim

Söz:TUTKUN BICAK

http://imecee.blogspot.com/2007/11/ben-seni-hi-sevmedimki-ibrahim-sadri.html

No More Virgilius dedi ki...

Gerek yazının içeriği, gerek yansıttığın halet-i ruhiyen, gerekse okuduğum yorumlar bana bir Faith No More klasiği olan "Epic"i anımsattı...

You want it all but you can't have it,
It's crying, bleeding, lying on the floor,
So you lay down on it and you do it some more,
You've got to share it, so you dare it.
Then you bare it and you tear it,
You want it all but you can't have it.
It's in your face but you can't grab it,
It's alive, afraid, a lie, a sin
It's magic, it's tragic, it's a loss, it's a win
It's dark, it's moist, it's a bitter pain
It's sad it happened and it's a shame.
You want it all but you can't have it,
It's in your face but you can't grab it,
What is it?
It's it!
What is it?...

Somethin'Special dedi ki...

Selamlar =)
Bugüne kadar sessiz sessiz okudum, bugün sizinle konuşma ihtiyacı hissettim, belki bir nebze merhem olabilir miyim diye. Bizde annemle böyleydik, aynen böyle. Sinir krizleri geçirtirdim anneme ve bunu söylese belki kimse inanmazdı çünkü hep takdir alıyordu benimle ilgili çevremden, hocalarımdan.Benimse bütün derdim, hıncım annemleydi.Bütün bunlar geçti gitti, şu anda öyle iyi iki arkadaşız ki...Birbirimizsiz yapamıyoruz, her şeyi birlikte yorumluyoruz. Diyeceğim o dur ki, bu bir süreç ve geçecek, bazıları - ben gibi- sorunlu geçiriyor ergenliği.
Yakında geçeceğini hayal edin lütfen ve bir anneden beklenen -ne yazık ki- hep sabır, sükunet ve omuzlarımızı yaslamak. Müthiş ağır biliyorum ama geçecek...
Sevgilker en içten!

ayçobanı dedi ki...

Sen harika bir annesin onlar da harika gencler... Hafif bir calkalanma diyelim olan bitene, hepimizin bir cok farkli sebeple yasayabilecegi cinsden. Seni sicacik kucaklarim!!

şule dedi ki...

"offff" diyebildim sadece okurken. canını sıkmamaya calis yine de. herkesin ara ara sinir krizi gecirme hakki olmali bu hayatta. cocuklarin da bunu ogrenmelerinde bir mahsur yok bence :)

Ekmekcikız dedi ki...

Nalancığım,
Akıllıdırlar, evet.
Aynı zamanda ergenler!
Dolayısyla kriz çıkması normal, ama, krizi yönetememek zorlayıcı.
Neyse işte olan oldu, zaten.
Epic oldu epic!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey,
Beni şiire boğarak sıkıntımı unutturmak eylemi halindesiniz, sanırım.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Virgilius,
Senin klasiği ben ilk defa dinledim.
Oğlum biliyormuş, bi dolu bilgi sahibi oldum, anlattı.
:))
Şarkıya gelince, bana "durumun umutsuzluğunu gör debelenme, herşey senin istediğin gibi olmaz" dedin, diye anlıyorum.
Doğru mu?

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Nihan,
Hoşgeldin!
Ses vermene ve böyle netameli bir konudaki deneyimlerini aktardığına sevindim.
Olayların böyle geliştiğine dair bir genel bilgim var. Ancak bazen umutsuzluğa da kapılıyorum.
Şimdi biraz nefeslenebilirim, o kadar da darda değilim, anlaşılan...
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Ayça,
Taa oralardan kucakladın ya, ben de sıcaklığını hissettim, çok teşekkür ederim.
Gençler harikalar, evet!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Şulem,
Hakkımı kullandım işte, ben de!
Sağol, canım.
:)))

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

akşam ondan sonra ard arda yapılan banyo seromonisine kızman tuhafıma gitti. bence sen üst üste yığılan olayların hırsını almak için kendine bahane yaratmışsın.

No More Virgilius dedi ki...

Ben dedim diyeceğimi :)

Ekmekcikız dedi ki...

Koyun Hanım? Bey?,
Hoşgelmişsiniz!
Acaba biraz hızlıca mı okudunuz?
saat ondan sonra banyo yapılması değil, sinir krizinin sebebi, sebeplerden biri o sadece.
Bardağı taşıran damla diyorsanız o "bit"dir.
Hiç geldi mi başınıza, pardon saçınıza?
Allah korusun, fena çok fena!

Ekmekcikız dedi ki...

Virgilius,
İyi valla! dedim, ben de.
:))
Nasip olur bir gün çocuk yetiştirmenizi izleriz umarım.
Çok eğlenceli olacaktır, eminim.
:))

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

hoşbulduk. ben sadece bu konu hakkındaki düşüncelerimi söyledim bardığı neyin taşırdığı önemli değildi. sadece dgeç saatte olsa bile duş almalarından dolayı tartışmanız şaşırttı beni.

önceki yorumumda belirttiğim gibi üst üste gelen olaylar zincirinden dolayı patlamışsın, ama patlamaya yer arıyormuşsun gibi düşünüyorum.

bu zaman kadar bit sorunsalım hiç olmadı, erkeklerde bit olayı çok nadir görülür.

No More Virgilius dedi ki...

Anladığım kadarıyla benim bu postta artık bir işim kalmadı, tasımı tarağımı toplayayıp gideyim:)

Öncesinde, babalık ve çocuk yetiştirme kavramı hakkında eski bir yazıyı size anımsatayım:

http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2008/08/aile-balar-zerine-ii-veya-in-name-of.html

Adsız dedi ki...

Ben biliyorum, taa yıllar öncesinden beri biliyorum, siz çok iyi bir annesiniz. Yakışıklı oğuldan yana biraz daha şanslısınız bugünlerde belki ama, Çiçekkız da bu gıcık günlerini atlatacak. Eski sevimli, sevgi dolu Çiçekkız olacaktır; aslında biz onunla yazışırken, o yine eski bildiğim Çiçekkız ama bu zor günlerinde nazı size geçiyor belli ki. Kendinize haksızlık etmeyin, "Çiçekkızla ilişkinizin bu dönemini idare etmekte başarısız" olduğunuzu hiç düşünmüyorum, "nervous breakdown of epic proportions" şeklinde gayet cool bi durum yaşamışsınız, zaman zaman herkeslere tavsiye olunur, yolları açar, bi nevi ruhun hapşırması :) Bu arada neşeli telefon konuşmaları olacaktır yine, hatta belki kimbilir kimler kimlerle :) Sizi koccaman öpüyorum. arzu

Ekmekcikız dedi ki...

Koyun Bey,
Şu sizin tesbitinizi öncelikle söylemiştim, olayı anlatırken.
Mesele olan "bit" konusuna gelince, "ne mutlu size" diyeyim.
Uzun saçlara öyle bir yapışır ki o canlı, uğraşması öyle beladır ki...
Bir de banyo saatleri konusundaki düzenlememi beğenmiyor olabilirsiniz de, burası bizim ev, kurallarımız farklı galiba. Siz keyfinize bakın.

Ekmekcikız dedi ki...

Virgilius,
Estağfurullah, nereye?
Aşkolsun!

Bu yazını biliyorum, geçenlerde okumuştum bir vesile ile. Böyle bir aileden el alınca, çocuk yetiştirmek keyifli bir iş olur, mutlaka.
Yine de...
Hani başa gelen başka oluyor, desem?
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Harikasın!
"Ruh hapşırması" haa?
En az "epic" tanımı kadar epic oldu, bu ifaden.
Sağol, tatlım.
:)))

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

inan burdan bakınca seni nitro-gliserine benzettim. en ufak sarsıntıda patlayacakmışsın gibi duruyorsun.

Ekmekcikız dedi ki...

İyi ya!
Siz oradan bakmaya devam edin, bayım!
Ne olur ne olmaz, patlar matlarım da...
:))))

gRanGe dedi ki...

mrs. ekmekçi bir ricam war sizden ..
ikisinede uyurken bir bakın bi süre seyredin ve mümkünse sonra ne düşünüp ne yaptıgınızı bana yazın..
sevgiler
mösyö =)

Basak dedi ki...

Bu yazıyı kardeşimin okumasını özellikle istiyorum. Hemen paylaşıcam. Çok güzel bir iç döküş, herkesin başına gelen... Ben şimdi kendi ergenliğimi hatırladım, nasıl kök söktürdüm bizimkilere diye... Şimdi yeğenim benzerini kardeşime yapmakta:)

Ekmekcikız dedi ki...

Mösyö gRanGe,
Bu dediğinizi sık sık yaparım.
:))
Anladım!
Siz beni vicdan azabından öldürmek istiyorsunuz.
:((

Ekmekcikız dedi ki...

Başakcığım,
Teşekkür ederim.
Ergenliği çok uzak geçmişte olmayanların sözleri teselli oluyor.
Ablana kolay gelsin.
:))

Evli Adam dedi ki...

hazır siz biraz rahatlamış gözüküyorken;

- cennetten çıkma kızılcık sopası metodu
- bitlensinler rezil olsunlar, o zaman akıllanırlar, kendi başına öğrenme metodu
- görmeyin görmezden gelin, yokmuş gibi yapma metodu
- durumu olduğu gibi kabullenip bir gün gelecek bu da geçecek sabır metodu

uygulanabilir mi acaba. biz daha o safhaya tam gelemedik, salladım böyle bir uzaktan.

thesaint dedi ki...

ne çok yorum olmuş. yorum yorgunluğu yaşamış olmanız gerek diye bekledim bir süre.
hani bazı filmlerde vardır, herkese akıl veren, doğruyu bile, doğruyu yapan kişiler. ama mutlaka hikayenin bir yerinde ben hep doğruyu yapan kişi olmak zorunda mıyım, ben hiç aklımı kaçıramaz mıyım diye bir monolog atar, sinir içinde. siz de bu blog aleminin hiç sinir yaşamayacağı düşünülen, bir hoşgörü ve akıl simgesisiniz. aklınızı tabi ki kaçırabilirsiniz. kaçırınız, nasılsa gelir, gideceği başka yer yok.

velhasıl, oğlunuzun kız arkadaşı ingiliz mi ki ingilizce yazışıyor, hayır, öyleyse, my mom demesin, direk mom desin. (aslında noktalama işareti koysalar ingilizce de olur, japonca da).

zapere dedi ki...

Hayır efendim şiire boğmak niyetim yok..Fakat ana-kız arasında özel bir sevgi-çekişme hali vardır..Öyle ki zaman zaman bu sevgi-çekişme hali doruğa çıkar,göz gözü sevgi sevgiyi görmez olabilir.Fakat sevmek o kızgınlıkla "seni sevmiyorum nidalarından geçer bazan"..Seni sevmiyorum çünkü ben böyle severim "sen şöyle olsan ne iyi olur" anlamı taşır isyanla karışık sitemkar..Biraz buna atıf yapmak istemiştim sadece..Ana-kız arasındaki o olmazsa olmaz bazan sevgi-çekişme ortamda sevgi adına bir hatırlatma yapayım istemiştim :)

zapere dedi ki...

Biraz diplomatça ifade etmeye çalıştım umarım anlaşılmıştır.Kızkardeşlerim var ve bazan annemden nefret ettiklerine de (kızgınlık anında geçici tabii) şahit olmuşumdur.Sanırım mıknatısvari bir durum bu.Aynı kutupların birbirini itmesi meselesi(baba-oğul arasındaki o haşin sevgi-nefret ilişkisi başka bir diğer boyutudur yaşadığınızın) :))

Ekmekcikız dedi ki...

Evli Bey,
Sallayın sallayın!
Nasılsa günün birinde başınıza gelecek, o vakit siz de deneyimlerinizi ve hangi yöntemi kullandığınızı biz mahalle ahalisine aktarır, yerine göre sırt sıvazlanması veya teselli ödüllerini alırsınız!
:)))
Ben sanki 4-3-2 diye gidiyorum, işte 1'e gelip dayandığımızda "epic" bir hatıramız oluyor!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncuğum,
Ben de şaşırdım bu kadar çok yorum gelmesine.
Sanırım, benzer deneyimi yaşayan sessizlerin bile ses vermek ihtiyacını hissettikleri yaygın bir durumu aktardığım için bu, etkilenme...
Aklımın kaçıp geri gelmemesi hali, çok ilginç bir ışık çaktırdı: Ben akla çok değer veriyorum, onu anladım.

Şu "my" mom konusuna gelince, kız arkadaş İngiliz değil, aynı okulda İngilizce okuyorlar.
Belki kendisini bir sırrı paylaşırken şifreli yazıyor gibi hissetmiştir.
Kural konusunu sorarım kendisine, omuz silkmezse cevabını yazarım.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey, Zafer Bey!
Sağolunuz.:)))
Niyetinizi anladım da sanırım, kafa karışıklığından olsa gerek teselli etmek ihtimali daha ağır bastı.
Fırtına dindikten sonra şimdi sevgimiz berdevam, muhtemelen yeni bir çekişmeye kadar...
Sonra, gelsin "nfret ediyorum senden"ler, gitsin "keşke başka bir annem olsaydı"lar!
Ahh, ahhh!
:)

^zapere dedi ki...

Ha şunu bileydiniz..Her daim kasırgalara hazır olun..Hatta isim de koyabilirsiniz..Barbara kasırgası,Dalida Kasırgası.....Ekmekçihanım Kasırgası .... ::))

Ekmekcikız dedi ki...

Evet ya!
Kasırgalara isim veriliyor madem, bizimkilere de verelim.
yaşayın siz!
:))

zapere dedi ki...

Ah kasırgalara neden bayan isimleri veriliyorrrRRr.. Kadının şerrinden korkacaksın demiş (Pakize Suda).Demek tam tumturaklı afet oluo hatunlar(kasırgalar).. :P

http://www.kadinlarkulubu.com/ah-erkekler/4153-intikam-pakize-suda.html

zapere dedi ki...

Eski taş plakları sever misiniz?

http://www.gramofonkoleksiyoncusu.com/tas_plak_dinletisi.php?id=141

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey,
Artık kadın isimleri bitti ve kasırgalara erkek isimleri de veriliyor, diye biliyorum.
Öyleymiş!
Bakın şurda yazmışlar:
http://www.istasy10.com/goth/makaleler/kasirga-isimleri-nereden-geldi/

zapere dedi ki...

Hımmm bakın bunu bilmiyordum.Teşekkürler

ayça dedi ki...

sevgili arkadaşım, internette cazip ne olabilir derken senin siten geldi aklıma bir takılayım dedim.... dertli olduğunu öğrendim. bundan sonra senden daha sık haber alabilmek için sitene daha sık takılmaya karar verdim.
bir anne ve annesi ile sorunu olan bir kadın olarak diyeceğim şu: ortalıkta sevgi dolaştığı ölçüde tartışmaların çok fazla travması kalmıyor. önemli olan çocuğumuza gösterebildiğimiz sevgi ve şefkat.... tartışmalar hep olacak, ama anne olarak sevgimizi ve şefkatimizi esirgemediğimiz zaman, ilerde bunlar yaşanmıştı diye anılacak, ama sadece bir anı olarak... m erak etme, önemli olan sevgi ve şefkat....

Ekmekcikız dedi ki...

Ayçacığım,
Çok sevindim ziyaretine. :)))
Sözlerinde haklısın, sevgi ve şafkat iyi gelen sarıp sarmalayan merhem gibiler. Gelecek için iz bırakmamasını umarım, öfke patlamamın...

Yine beklerim, sık sık gel lütfen.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Simon,
My mom konusundaki itirazın için, "doğru" dedi oğlum. "Ama, o anda gramere bakacak değildim ya" diye ekledi.
Haber vereyim, dedim.
:))