Çarşamba, Şubat 24, 2010

DUYURUYORUM: MİMOZA MEVSİMİ GELDİ!

İki gün sonra ikinci cemre havaya düşecek.
Bu senenin ilk mimozasını geçen hafta ada iskelesinin önünde gördüm. Demek ilk cemreden önce mimoza bildi ki, bahar geliyor.

Bu akşamüstü caddede kucak kucak görüp, havada asılı kalmış kokusunu duyunca, vak'anüvisliğin zamanı geldi dedim, yaz!
Bu senenin mimoza mevsimi geldi.



Sadece bu sarının değil, frezyanın, sümbülün, erengülün, anemonun da zamanı artık.
İnanmayacaksınız ama, papatyanın bile...

.

27 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ekmekçiiim, leylak zamanı gelince de bana leylak resimleri çekip koyar mısın? Antalya'da yetişmiyor bu meret, çok sıcak geliyor iklimi. o yüzden ben Nisan geldi mi melemeye başlarım "Leylaaaak, leylaaaak" diye:) Ha, mimoza da pek olmuyor, bir-iki ağaçta seyrek sepelek birşeyler ama onun yokluğunu kocaman ponponlu fakat kokusuz Kıbrıs akasyası ile giderebiliyoruz.
İyi gecelerrr...

Ebru dedi ki...

Yeni evlendiğimizde İzmir/ödemiş de gördüm ilk kez mimozayı nasıl güzel bir kokuydu ödemişle özdeşleşen kokulardan benim için. Şehirlerin de kokuları oluyor demek ki:)

JoA dedi ki...

papatya da mı geliyor, heyoooo:)

ebru izmir-ödemiş demiş, beni canevimden vurmuş. mimoza kokusu tamam da ya katırtırnaklarının rengi? ay bir de ödemiş kebabının kokusu desem çok mu konuyu dağıtmış olurum acep? çok özledim yerimi yurdumu, çooook.

metin dedi ki...

Yumak, mimozalar, ağaç ve ağaçta kediler... Bu sabah kendimi böyle iyi hissettim ben. (Terapi ücretini kredi kartıyla ödeyebilir miyim acaba?)

guguk kuşu dedi ki...

ah be kemekcikız, sen ne kadar bozkırda güzeldir desen de biz burda bütün bunlara hasret yaşıyoruz. ama nisan ayında bizim evin az ötesindeki boş arazideki kır çiçekleri kokmaya başlar. hele geceleri, camını açarsın misss gibi dolar kokuları içeri. Bahar gelsin artık. Her mevsimi severim ama bu sene baharı çoook özledim.

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Kalp kalbe karşıymış!
Sabah gelirken yolda, leylak zamanı da leylak fotosu koymalı, blog arkadaşıma şenlik yapmalı diye düşünmüştüm. Baktım, sen istekte bulunmuşsun bile!
İlk gördüğüm leylak gönlünüz görsün diye burada olacak, efendim!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,
Şehirlerin de kokuları oluyor, evet. Hem de mevsime göre değişen çoğu kez hoş, bazen de hoşa gitmeyen kokular.
İstanbul bir koku cenneti, bir yandan da. Deniz kokusu ile başlayıp, köprü altında ızgara balık kokusu ile devam edip, her mevsim başka çiçeklerle devam edebiliriz.
:)

Ebru dedi ki...

Loa ödemişli misin? sevindim:)sonradan oldu ama ben de öyle.

Ekmekcikız dedi ki...

Joa'cım,
Katır tırnağının rengi, kokusu, duruşu...
Ahh, biter mi şimdi bu muhabbet?
Bayılırım katırtırnağına!

Yurdunuzdan yolculuk esnasında geçmişliğim vardır, çok güzel oralar yahu.
Pardon ama, bu Ödemiş kebabı, Tire kebabının kardeşi mi, yoksa o hususta isim çekişmesi mi var?
:)

JoA dedi ki...

Ebru, aslen oralı değilim ama annem doğma büyüme oralı. anneannem de hâlâ orada. kendimi bildim bileli her yaz giderim ve oralıyım gibi gelir bana. eşin ödemişli sanırım?

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Rica ederim, dostlardan ücret almıyor müessesimiz!
:))

Geçende Yumak'ın evine ziyarete gittim, bebeği gördüm. Yumak, asil edasıyla gelip yavaşça sürtündü ve sonra karnını açtı bir güzel.
Evereceğiz onu, aklınızda olsun. Aday var mı, bildiğiniz?
:)

JoA dedi ki...

ayyy ekmekçikızcım, bu lafı ödemiş'te söylesen seni döverler:) tire ve ödemiş'i karşılaştırmak bile günahtır ayol:) pınar'ın tire köftesi diye sattığı şey de ödemiş köftesi zaten. tireliler üstüne oturmuş, hıh! çocuklukta nasıl yıkanmışsa beynim, ödemiş denince canavar kesiliyorum:)

Ekmekcikız dedi ki...

Gugukcuğum,
Evet gelsin bahar!
Azıcık ucunu gösterir gibi yaptı, heyecanlandırdı, dünden beri...
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Hahaha!
Tam tahmin ettiğim gibi!
Şekerim sizin bir de meşhur patatesiniz var, bırak Tirelilerin de köftesi olsun!
;)

JoA dedi ki...

olmaaaaaz olamazzzzzzzz. onların meslek yüksekokulu bile vardı, bizim hiç yok, buhuuuuuu:)

patatesler bile bozuldu hem, snıf snıfff.

Ekmekcikız dedi ki...

:)))
Onların bir de tahta konakları vardı di mi?
Gezmiştik, çok güzeldi, hiç çivi kullanılmadan mı yapılmıştı, bir özelliği vardı.

Bu da sinir bozmak oldu biraz galiba, ama!
;)

neolitik hanım dedi ki...

ben de bu sabah tophane parkında ilk çiçeklerini pıtırdatmış ağaçlar gördüm! hava da daha geç kararıyor, palto yerine trençkotla geziyorum birkaç gündür (ha içine kalın bi şey giymek şartıyla tabiy) bahar geldi sanırsam :)

ödemiş konusunda joa'ya katılıyorum, köfte ödemiş'indir, fırtına bey'den dinlerim hep :)

bi de mimoza adalarda çok olur diy mi?

JoA dedi ki...

konağın âlâsı birgi'de şekerim. birgi de ödemişin burnunun dibi. hatta atası bile sayılabilir yani. bildiğim kadarıyla ovaya inmeden önce yerleşilen yerlerden birisi. aynı zamanda da şimdi unuttuğum bir beyliğin başkenti. ay, evde bir kitabım olacaktı, bakar yazarım akşam.

neolitik hanım, di mi ya? :)

ne korkunç yahu, ödemiş deyince içimden pis bir şovenist çıkıyor.

hafifabi dedi ki...

Ödemiş ve Tire... İkisi de hep görmek istediğim yerler arasındadır.

Ekmekcikız dedi ki...

Neocum,
Bir mimoza demeye bakarmış demek, bütün Ödemişli damatlar, gelinler çıkıverdi! :))

Mimoza adanın çiçeğidir, evet!
"Ada'nın mimozası bunlar!" diye ünlerler satarken...

Ekmekcikız dedi ki...

JoA'cım,
Sen çok yaşa!
O benim dediğim konak Birgi'deydi tabii ki! Bunaklık böyle oluyor, işte. Hatta sıcak bir yaz günüydü de, o konağın olduğu yer serin serindi ve çok güzeldi, aşağıda ayaklar altına serili duran kent de Ödemiş'ti bittabii.
Yaptığım hata nedeniyle, şahsınızda tüm Ödemişlilerden özürü bir borç bilirim, efeem. :))

Ekmekcikız dedi ki...

Aaa!
Hafif abim gelmiş!
Hoş gelmişler, sefalar getirmişler...

Gidiniz ve de görünüz efendim, bir otobüs yolculuğuna bakar. Bakınız rehberiniz bile var, JoA hanım açar kitabını size yol gösterir, di mi?
:)

JoA dedi ki...

çakırağa konağı... harika bir yerdir. en son 2 yıl önce gittim, epey eğrilip bükülmüş tahtaları. bir seferde sınırlı sayıda ziyaretçi alıyorlar. fotolarını koyarım bloga.

ah ne demek hafif abim, memnuniyetle. izmir turizmin direkt seferleri vardır izmir'den aktarma yapmak istemiyorsanız. gerçekten de bir otobüse bakar. bir de seyyar tostçudan tost yedirmek lazım size. sonra yaylalara çıkmalı. kırkoluk'ta karpuz soğutmalı.

ama tire için bir şey diyemem, hıh :-P

Ebru dedi ki...

Eşim Ödemişli ve tüm ailesi orada yaşıyor yazları gidebiliyoruz. Birgi de evet o konak.
Ödemişi ilk gördüğümde resmi tatil mi demiştim:)) Her yer park herkes parklarda. Çok güzel bir yer emekli olunca gidip yerleşeceğim. Kayınvalide köyde hatta Beydağ da. Orası da hoş.Ben Tireden daha çok beğendim ödemişi.

aglea dedi ki...

canım ekmekçikızcım, sen hep böyle güzel haberler getirirsin. önce mart kedileri, şimdi de mimozalar. hemen de geçiverirler di mi mimozalar. sabah erken yürüyüşe çıktığım bir yer vardı. etrafında mimozalar... yine yapsam bunu. sağol haber verdiğin için. sevgiler çok...

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Ödemiş'li ve de Ödemiş gelini!

Dilerim bir gün bir araca (otobüs mü, minibüs mü, ne verdiyse artık!) doluşup hep birlikte gezer ve tadını çıkarırız Lidyalıların memleketinin.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Agleacığım,
Mimozanın ömrü kısadır, tüm baharda açanlar gibi...
Sırayla gönlümüzü renk renk şenlendirip, gelecek baharı iple çekelim diye çabucak kaçarlar.
N'apalım? Biz de bekleriz!

Sen de git gör mimozanı, çabuk tut elini.
:))