Çarşamba, Şubat 17, 2010

SİMİT

Vapur iskeleye yanaşıyor. Yolcularını boşaltacak ki, yenileri binsin.

Acıktım, hani nerdeyse zil çalıyora yakın...
Simitçi var, alayım bir tane. Yanına da çay, vapur çayı hem. 
"Şunu istiyorum, hayır o değil, üstten üçüncü olanı, kızarmış iyice, teşekkür ederim."

Üç dakika mı kalmış kalkmasına? Kooş o zaman!
Kıç güverte, kapının sağ yanında denizi gören rüzgardan korunaklı koltuk boş, hah otur bi güzel.

Hava serin, serin ne kelime soğuk. Güya bugün parçalı bulutlu, yer yer açık olacaktı. Kararsızmış havalar bu ara, bahar havası gibiymiş. Anlaşılan kararsızlığını kış havasından yana kullandı bugün, gri, durgun, soğuk surat takındı.
Olsun varsın! 

İskele aldı gemi, gidiyoruz. Uzaklaşıyoruz hızla. İskeleden uzaklaştıkça, önce Moda yakınlaşıyor gibi oluyor. Sonra görünüme Haydarpaşa Gar binası katılıyor, hemen sonra liman, yükleyen boşaltan gemiler.

Çaycı nerede kaldı? Simiti yarıladım bile.

Şimdi Moda uzakta kaldı, Üsküdar açıklarındayız, Kız kulesi uzaktan göze çarpıyor.
Geldi, neyse! 
"Bir çay da ben alayım, kaç lira, buyrun."

Çayın yanındaki şekerleri iyi ki geri vermemişim. Demleme çay, ot ot kokuyor, buruk da. At şekeri ağzına, çay sıcacık ne güzel. 

Martılar çığlıkla uçuşuyor. Kadıköy'e giden bir vapurun arkasından yetişme telaşındalar. Belli ki, simitini onlarla paylaşan bir yolcu var orada.

Sağ tarafta Topkapı, Sultanahmet, Ayasofya birbirlerinin içine bir girip bir kaybolarak göründüler.
Üşüdüm. İçeri girsem ısınırım. Aman boşver, mis gibi kış havası tadını çıkar.
Yanaşıyoruz Karaköy'e.

Arka sahanlıktan ineyim bu defa.
Merdivenin alt basamağında genç bir kadın iskelenin fotoğrafını çekiyor.
Çekemez ki! İskele geçen sene battı, lodosta yolcu salonu cumburlop dibi boyladı. Böylece, duba üstüne kurulu iskeleyi batıran bir millet olarak tarihteki yerimizi aldık. Pöff!
Neyse işte, geminin sahildeki geçici kurulup kalıcı hale gelen şeye yanaşmasını fotoğraflıyordur, belki de.

Halat yerinde gemici giysili genç çocuklar var, belli ki meslek lisesi öğrencileri bunlar, stajda olmalılar. İskeledeki pos bıyıklı çımacı, halatı kendisine uzatana "şimdi çek, biraz daha ger" diyor. Öbür delikanlı iskeleye fırladı, arkadaşına yardım ediyor. Halatı önce iskeledeki büyük babaya takıyorlar. Sonra vapurdakine. Gemi yanaşır ve iskele boyunca kayarken, onlar gerilip gevşeyen halatı, duruma göre sarıp çekiyorlar.
İskeleverilmedeninmesevencesurerkekler atlamaya başladı bile. 
"Ayaklara dikkat!" İşte, iskele sürülüyor. 
Yolcular inmeye başladı, halat yeri boşaldı, stajyerler kenara çekildi, iskelenin yanından kara tarafına sıçradım. Sıçrarım tabii, keyfim yerinde.

İskelede bu yakanın simitçisi hazır. Tüm camekanını doldurmuş, "sıcak simit" duyurusu yapıyor.

Geçmiş olsun! Vapurda çay simit hakkımı kullandım bile.

Fotoğraf sofra.com'dan, bir vapurda çay sefası yazısından.

.

6 yorum:

Ebru dedi ki...

İstabul denilince aklıma vapurda çay gelir. Tiryakiyimdir ama orada nedense demlenmiş mi demini almamış mı hiç umursamamıştım. Bir de Haydarpaşa mıydı orayı karşıdan gören denize karşı minik tabureli çay bahçesi ne güzel oluyor çay simit peynir üçlüsü:)

elektra dedi ki...

ama şu bir tanecik açık salonu bile biz tiryakilere ayırmadılar ya, çoooook çooook kızgınım, çok.vapur sefasına en iyi eşlikçim vapurun dumanına eşlik eden sigara dumanımdır. yanına çayla birlikte. ama artık yapamıyorum:(((

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,
Haydarpaşa'yı karşıdan gören çay bahçesi nerede ola ki? Bilemedim valla! Nasıl İstanbulluysam, artık... :)))

Vapur çayları demini alır almasına da, bu belki sabah çayından sonra demlenmişti ve henüz tam kararmamıştı, ondan otsu kokuluydu, belki...
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracığım,
Şimdi sigara içmeyen, ama sigara içen çok sayıda arkadaşı olan biri olarak seni anlıyorum desem, teselli olur mu?
Sen de çay bahçasinin deniz kenarında olanında keyif yap, hiç değilse...
:))

nalan dedi ki...

benim okulum taaa avcılardaydı. o yüzden ev arkadaşımın derslerine girerdim öğleden sonra misafir sanatçı olarak :)
cağaloğlundan yürüyerek inip, vapurda çay simit sefası yapardık. bi de söylemesi ayıp sigara :)

Ekmekcikız dedi ki...

Biz de yapardık öyle Cağaoloğlu'ndan ya da Kapalıçarşı'dan doğru yokuş aşağı inmeler, bir yerlerde tatlı veya simit yameler...
Zaman farklı da olsa, keyifler benzer! :)