Salı, Eylül 28, 2010

SU MUHALLEBİSİ

Öyle bir huysuzluk işte, gülsuyu sevmem. Oysa, su muhallebisini severim.
Gel gör, su muhallebisinde gülsuyu var. Su muhallebisine gelince huysuzluğu unutup, gül suyunu severim.


Su muhallebisinin tarifi şu:
Taze süt, subye ile pişirildikten sonra tepsilere dökülerek soğutulur, servis edilirken üzerine gül suyu ve pudra şekeri dökülür.
Gayet sade, yapımı kolay ve lezzetli, hafif. 

Güzel de, subye nedir diyeceksiniz?
Ben dedim.
Duymuştum, o kalamar gibi bişey değil mi filan diyecek oldum. O sübye yüzermiş, bu subye kavunun çekirdeği imiş. Yaa!
İzmirliler bilirmiş, o civarda yapılan bir içecekmiş. Bakın burada tarifi var, ilk fırsatta yapacağım.



Bu tabaktaki,  bu akşamüstü yediğim,  İstanbul'un en güzel su muhallebisi bence.

.

16 yorum:

Adsız dedi ki...

sizin aradiginiz subye su olmali (sutlu tatli yapiminda kullanmak icin):
http://www.teatime-blog.com/turkce/2007/05/31/cilekli-muhallebi-2/

aslı hayvanı dedi ki...

gülsuyu sevmem. annemin güllacındaki hariç :)

Sndrfknella dedi ki...

Ben subyeyi pirinçunu gibi bişey diye biliyorum Ekmekçikız'cım. Bu da sütlü tatlı, içindeki o olmasın sakın? :)

Eskiden ben de yaprdım, bir seferinde yerken pudra şekeri ve gülsuyu miktarını abartmışım sanırım. O gün benim için su muhallebisi sayfası kapanmıştı. Ama fotoğrafın iştah açıcı. Belki bir gün yeniden denerim-ki ben de gülsuyuna "vampirin-suyla-buluşması-tepkisi-verengiller"denim ;)

öpüldünüzzzzz

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Adsız, teşekkür ederim.:)
Haklısınız, ben yanlış subyeyi seçmişim.
Sanırım bir çeşit pirinç unu, bu çeşit tatlı yapımında kullanılan, subye.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslıcım,
Her koku veren katkı gibi, gülsuyunun da fazlası bayıltıyor.
Bir de kalitelisini bulmak en önemlisi.
Kısmet olsa ve annenin güllacından tatsak diyordum...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Syndercim,
Adsız yorumcu da senin söylediğini söylüyor. Bu kullanılan bir tür pirinç unu.
Fakat vesile oldu, İzmir'in subyesini öğrendim. Yapıciim!:))

Bence, bu benim yediğim gibisi tekrar su muhallebicisi olmaya değer.
:)

şule dedi ki...

ne gülsuyunu severim ne su muhallebisini. bu yuzden bu blogu okumaya basladigim gunden beri ilk defa "oh icim kalmayacak bu yazida, agzimin sularini silmek zorunda kalmayacagim" diyerek okudum yazini hayatim :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Valla bilemiyciim Şule Hanımcıım, o sizin kendi öz kaybınız oluyor...
:)))

Leylak Dalı dedi ki...

Ben de subyenin bademle yapılanını duymuş vefekat ne yemiş ne de kullanmış idim ammaaa şu su muhallebisinde gözüm, gönlüm ve de aklım kalmıştır...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Geleceksin İstanbul'a gezeceğiz şekerim. Çok işimiz var yapacak! :))

Fekat bu subye muhabbeti pek dallı budaklı oldu, bir muhallebiden nerelere geldik, incelemek gereken önemli bir husus çıktı, karşımıza... ;)

aslı hayvanı dedi ki...

ekmekçi bende öyle bir intiba bıraktı ki, fiziken tanımıyorum kendisini ama kaktüs pişirse yiyebilirmişim gibi bir hisle doluyum an be an şulem :)

annemin güllacına gelince; tadına inanamazsın ekmekçim. kadının yaptığı herhangi bir şeye inanamazsın zaten. arkadaş çevremde filan da ünlüdür esasen kendisi lezizliğiyle :)

aslı hayvanı dedi ki...

aaa leylak gelince bana da haber salın :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslıcım,
:)))
İnan ki, bir kaktüs pişirme şeysi bulacağım senin için!
Hadi hayırlısı...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Unutuyordum, Leylak gelince haber salmaz mıyız?
İstek yapıyoz yapıyoz gelmiyo...
Antalya senin Ankara benim gezipduru!
:)

Annenin ellerine sağlık o zaman, has usta imiş demek ki!
:))

şule dedi ki...

e canım o konuda ben de hemfikirim de neden güzelim ekmekleri, yemekleri, tatlıları falan dururken gülsulu su muhallebisi ki? :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulecim,
Senin için seçtiğimiz saray muhallebisi olacaktır, gülsuyunda ısrar yok!
:))