Salı, Mayıs 24, 2011

TAMİRAT, TADİLAT VE BİLUMUM TESİSAT İŞİ!

Çocukluğumda üzerinde "tamirat, tadilat ve bilumum tesisat işi" yazan dükkanlarda ne satıldığını bilmezdim. Bu bilmezlik hali devam etsin isterdim esasında ya, mümkün değil. Ev denen organizma bakılmazsa, insana hayatı çekilmez hale getiriryor. İnsan elini evinden çekmemeli, onu nazlı sevgili gibi kollamalı, düşünmeli, ilgilenmeli!

Ancak, ilgi göstermek faaliyeti, sevgilinin aksine ev için tek başına yapılamıyor, bir takım erkeklerin desteğine ihtiyaç duyuluyor. Bu erkekler topluluğu yaygın olarak "servis" diye adlandırılıyorlar. "Tesisatçı", "elektrikçi" da deniyor. Eskiden tesisatçı yerine "sucu" denirdi; "musluk damlatıyor, sucuyu çağıralım!"

Birkaç sene önce Fransa'daki bir seçim kampanyasında ortalığı aşağıdaki afişler süslemişti.
Afişteki genç adam Polonyalı'ymış. Avrupa'nın sınırlarının açılmasıyla, Bütün Polonya'lı tesisatçıların Fransa'yı dolduracağı, buna izin verilmemesi gerektiği mi anlatılmak isteniyordu, geçmiş gün tam hatırlayamadım.
Bizim tesisatçı profiliyle afişteki örneği karşılaştırınca, insanın "gelselerdi, ne zararı var" diyesi geliyor.



Daha önce kısaca yazmıştım, bugünlerde bizdeki bu "esnaf ve sanatkar" kişilerle sık sık işim oluyor.
Yeni alınan elektrikli ev aletinin yerleştirilmesi, eskiyen lavabo ve klozetin yenilenmesi, iki sene önce üst kattan taşan sudan kabaran banyo ve mutfağın badanalanması, kırılan balkon mermerinin değiştirilmesi, delinen sinek tellerinin tamiri.... Oyy, oyyy!....

Dün, bu işlerden birkaçı birarda halledilecekti. Sabah sabah eve altı tane kıran, kazıyan, çekiştiren, harç yapan, boyayan adam daldı. Öyle ki, oğlum tatlı uykusunu bırakıp odasının kapısını açtığında ayağına giyecek terlik bulamadı! Banyo ve  kahvaltı için anneannesine kaçıp, sesler kesilene dek eve gelmedi.
Akşam yemeğini 21'de yiyebildik, ancak ondan sonra ayağımı uzatıp oturdum biraz. Çok geçmeden koltukta uyukladım zaten.

İşler nasıl, yolunda mı  demeyin sakın!
"Esnaf ve sanatkar" dedim ya, her bir işin bir tarafı mutlaka yamuk oldu.
Nasıl bir sanatsa bu?!
.

11 yorum:

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

ben de keske buraya gelseler diyorum... TR da iken ne kolaydi is ustaya bir telefon yetiyordu.. ben avizeleri asmak icin ustayi iki sene ancak buldum :-(( yok sigrotasi olacak, yok binadan izin alinacak, yok adam dedigi saatte gelecek...

Simon Templar dedi ki...

- "ev denen organizma" lafı kastetmeden çok doğru olmuş. organik çünkü, yaşıyor, canlı.

- adamın tipine bakılırsa "polonyalım ve iş için evinize gelsem iyi olmaz mı" diyor. ama çevirisi sanırım "ben polonya'da kalıyorum, hepiniz buraya gelin."

- gün içi biten tamiratı dert etmeyin, bir de bir ay, hatta aylarca süren tadilat var. banyoya girince banyo değil, kaba inşaat var.

- tanım gereği, eve adam çağırıyorsan canın sıkılır. ya tam olmaz, ya para derdi olur, adam minik iş için yüz para ister. (yazarken düşündüm, herhalde yakında bu işler de birkaç şirketin tekeline girecek, standartlaşacak). ama ana kurallardan biri, aynı anda birden fazla adamı (bir iş için 2 kişi gelebilir de, farklı işler için adamları) evde bulundurmamak. o sırada at koşturuyorlar.

- kırma sesleri ve uyku deyince empati kurdum. son 2 senede kırılmadık ve cefasını çekmediğimiz ev kalmamıştır herhalde apt.da (bunu dedim ya, mutlaka bir tane kalmıştır, ve yarın başlar). kimse de yarın tamiratımız var, şu saatte başlayacak diye yazmadı. geçenlerde kuzenlerimin evinin girişinde gördüm, paşa paşa yazmış birisi.

- buradaki ustalara fahiş filan diyoruz ya bazen, muhtar hanım deyince hatırladım. orada resmen bir servet veriliyor böyle işlere. çok yaptırdım. allah'tan hepsi ev sahibine fatura ediliyordu. gerçi ona verdiğimiz kira da bizim ölçülerde bir servetti, o ayrı tabi.

Simon Templar dedi ki...

hem uzattım hem yanlış yazmışım: "banyoya girince banyo değil, kaba inşaat görmek var."

bilge ve annesi dedi ki...

Kolaylıklar diliyorum

beste dedi ki...

Paris'teki muslukcular Polonya'li Avrupa topluluguna girmesini istemedi franszilar heryeri polonyali muslukcular dolduracak diye! karsiliginda Polonya bence gayet esprili bir sekilde harika hani her eve ugrasin diyecegin Polonyalim muslukcu ile afis bastirdi ustte ben Polonya'da kaliyorum siz arkadaslariniz da alin gelin yaziyor zaten:) kolay gelsin Sevincim

Işın dedi ki...

Offf offf çok zordur o işler... Evde tamirattan ödüm kopar. Teknoloji bu kadar ilerledi hala aynı boya-badana, parke sistresi, tesisat işleri ile uğraşıp duruyoruz. Üstelik artık her şey eskisinden de çabuk eskiyor sanki. Sırf bu yüzden büyük evleri, müstakil evleri de sevmiyorum. İnsanın ömrü gider onlara..

Bitince de keyifli olur ama..

Çok kolay gesin size...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Muhtarcığım,
Esas olarak haklısın, usta kolay bulunuyor da iyi usta kolay bulunmuyor. Hangisi iyi, hangisi değil?
Galiba en iyisi, insanın elinden iyi iş gelmesi...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Simoncuğum,
Ben de "organizma" lafıyla "yaşama durumunu" kastetmiş olmalıyım! ;)
Uzun yazdığın iyi olmuş, sohbet gibi...
Bu arada, umarım sizin apartmanda yeni bir tamirat başlamamıştır!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bilgeciğin annesi,
Sağolunuz! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Besteciğim,
Hatırlıyorum, bir kaç sene önce bu konuda pek çok espri filan olmuştu. Muslukçu deyince... oradan hatırladım. :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Benimkisi korkudan ziyade, tamirat haline karşı geliştirilmiş bir tepki! :((
Ne var ki, korkunun ecele faydası yok, olacaksa olacak! Erteleyince başa bela oluyor.