Cuma, Haziran 24, 2011

ÇİNİ RENGİ GÖL

Biz küçüktük o zamanlar. Gölün rengine bakacak, anlayacak yaşta değildik henüz.
Babamın o sırada görevli olduğu Yenişehir, İznik'e çok yakındı. Önce düz gidilir, sonra döne döne tepelere çıkılır ve sonra üzüm bağlarının arasından geçilir ve hoop göl manzarasına ulaşılırdı, hepsi yarım saat sürerdi.
Hafta sonlarında hava almaya giderdik, üzüm festivali olurdu yazın.

Aradan yıllar ve yıllar geçti, kardeşim ve eşi göl kenarında bir ev aldılar. Sevgili gölümüze tekrar kavuştuk.
Sonra benim o zamanki kayınaile de aynı yerde bir ev aldı ve biz de sık sık göl kenarı sefası yapar olduk.
Bu karşılaşmamızda İznik'in çinisini keşfettik, üzüm bağlarının yerini alan nefis zeytiniyle tanıştık. Yanısıra hep mutluluk yaşadık orada:
Yazın göle girip, baharda gülleri koklayıp, sonbaharda dökülen yapraklar arasında bisiklet gezileri yapıp, kışın ateş karşısında hayallere dalıp, patates közleyip günler geceler geçirdik.
Çocuklarımız İstanbul'da apartmanda yaşamanın sıkıntılarını o evler ve o göl sayesinde yaşamadılar.
Gelgelelim yine aynı çocuklar büyüyünce, o sakin yerde yapılan tatiller, orada geçirilen hafta sonları onlar için anlamsızlaştı. Onlar olmayınca, bizim için de...

Dün, kardeşimle o eve son kez gidip eşya topladık. Kah ağlayıp, kah gülerek anılara dokunduk tek tek.
Uzun bir gündü, zor bir gündü. Bir sayfayı kapattık.
Dedim ki kardeşime, "yenilecek ekmeğimiz, içilecek suyumuz varsa yine geliriz".

Gelemezsek de gölünle, zeytininle, üzümünle, çininle ve bizde bıraktığın tüm anılarla şen olasın İznik!



Fotoğraf şuradan.

11 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Yeni göllere, yeni zeytinlere, yeni üzümlere, yeni çinilere sağlıkla ve keyifle gidilsin. "Eskimiş gölleri atın Jill geliyor" Bu reklamı hatırladın mı:)))

bilge ve annesi dedi ki...

çok duygulandım okurken, vedalar hep zordur en güzel sözü söylemişsiniz yenilecek ekmeğiniz içilecek suyunuz varsa yine gidersiniz, en zoru anıları bırakmak ama yeni anılar hayatla birlikte birikiyor, kendinize iyi bakın, güzel bir hafta sonu diliyorum

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylağım,
Hatırladım, hatırlamam mı? :))

Şu var ki, bizim göl eskimedi de ayrılık zorunluluktan oldu. O nedenle zorladı belki de...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bilgeciğin Annesi,
Bir süredir hayatımızın yeni bir dönemine girdiğimizi düşünüyorum.
Hoşgelsin sefalar getirsin, o halde.
:)

Kontrast dedi ki...

Bir yerleri, bir şeyleri terketmek zor gerçekten. Duygularınızı öyle içten anlatmışsınız ki... Çok duygulandım ben.

Bloguma da beklerim, sevgiler!

Işın dedi ki...

Hafta sonu evleri/yazlık evlerle ilgili hep benzer durumlar yaşanıyor sanki. Çocukken keyifli gelen yerler giderek çekilmez/sıkıcı oluyor, çok güzel bir yer olsa da gençler gitmek istemiyor. Çocukları memnun etmek de zor olsa gerek.
Ailemin 35 senedir sahip olduğu yazlık ev benim benim hep can sıkıntısıyla hatırladığım, arada kabuslarıma bile giren bir yer mesela. Koskoca Antalya'dan neredeyse nefret etmeme sebep olan bir ev.
Ayakbağı da oluyor bu evler, bakımıyla, masrafıyla dert de.

Öyle güzel yazmışsınız ki çok güzel anılarınızın olduğunu tahmin edebiliyorum. Ama keşfedilecek yeni yerler, görülecek yepyeni göller ve denizler olacak şimdi. Hep aynı yere gitmektense her tatilde başka bir renk...

İyi haftasonları,

şule dedi ki...

Canım benim, sımsıkı sarılıyorum sana...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Sağolasın!
:))

Adsız dedi ki...

benim için yazının en duygulu yeri: "yenilecek ekmeğimiz, içilecek suyumuz varsa yine geliriz" kısmıydı... arzu

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslında bu durum ya da söz ayrıldığımız her yer için geçerli değil mi?
:)

Adsız dedi ki...

kesinlikle :) arzu