Pazartesi, Şubat 11, 2013

İKİ FİLM BİRDEN

Geçen hafta sonu olduğu gibi, yine iki güzel film seyretme şansım oldu.
Aslında sinemada görmek istediğim iki film vardı; birincisi Daniel Day Louis aşkına seyredeceğim Lincoln, ikincisi zevkine güvendiğim referanslara dayanarak Tarantino'dan Django Unchained.
Çeşitli program değişiklikleri oldu ve sinemaya gitmek yerine, evde DVD izledik.



Çok Gürültülü ve Çok Yakın / Extremly Loud Incredibly Close, önceki senenin Oscar'da adı geçmiş filmlerinden.
Aynı isimli romandan sinemaya uyarlanmış. Film, babası 11 Eylül'de kulelerden birinde can veren küçük bir çocuğun, ölümü kabullenmek, isyan etmek, hayata tutunmak, korkularını yenmek mücadelelerini anlatıyor.
Yönetmen Stephen Daldry, defalarca izlemekten zevk aldığım "Billy Elliot" ve "Saatler" filmlerinin yönetmeni.
Bu filmdeki, duygusallık sömürüsü olabilecek konunun hakkını hiç zorlanmadan veriyor ve çok etkileyici bir anlatım tutturuyor.
Küçük çocuğun (adı Oscar) yaşadıkları karşısındaki cesaretini, hayranlık içinde ve gözü yaşlı şekilde seyrettim.




Yönetmenliğini ve baş rollerden birini Daniel Auteuil'ün yaptığı Kuyucunun Kızı / La fille du Puisatier de 2011 yılı filmi.
Olaylar İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sırası yıllarda Provence'da geçiyor . Pascal altı kız çocuğu olan bir adam ve karısı son çocuğunu doğururken ölmüş. Adamın işi bağları sulamak için kuyu açmak. Karısının ölümünden sonra kızlarını düzgün yetiştirmek için uğraşıyor. Kızlar büyüyor, sevdaya düşüyor, zaman hızla değişiyor, savaş çıkıyor vee...
Bütün hikaye tek bir savaş sahnesi olmadan, ama onun etkisi her an hissedilerek anlatılıyor. Diğer yandan hayatta hiç savaş olmasa bile, insanların sade yaşamlarındaki dürüstlük, onur savaşları gerçek savaştan daha önemli.

Derim ki, bu iki film de hem sinema lezzeti hem de yaşam deneyimi bakımlarından seyredilmeyi hak ediyorlar.


7 yorum:

Gamlı Baykuş dedi ki...

Sene başında bu filmin kitabını elime aldım ama bir türlü kitabın içine giremedim. Oldukça farklı bir şekilde yazılmış ya da ben kafamı veremedim, bana öyle geldi. Şimdi kütüphanede vicdan azabı gibi duruyor.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gamlım,
Filme referansımız yeğenimin kitabı okumuş ve çok beğenmiş olması oldu. Kitap ilerlemediyse ki bazen olur bu, filmi dene bence. ;)

nalan dedi ki...

kuyucunun kızını da ben de pek beğendim. kendi halinde ama işte sanki bam teline dokunan bir filmdi.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Nalancığım,
Filmin "kendi halinde" oluşu en hoş tarafıydı, bence.
:)

New York Muhtari dedi ki...

aaa ben bunlari netflix de gordum, dur eve gidince siraya ekleyeyim.

tesekkurler.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Rica ederim Muhtarcığım, seversin umarım. :)

antikkadın dedi ki...

Filmlerin ikisi de çok güzel, öneriniz için teşekkürler ^.^