Perşembe, Nisan 11, 2013

REHBERİNİZ HİZMETİNİZDE

İki gündür, İstanbul'a gelmiş turistlere hizmet veriyorum.
Finükülere binerken "Ka-ba-taş?" diye sordu. Güler yüzlü, orta yaşlı, spor giyimli bir  kadın. Aksanına bakarsanız İspanyol ya da İtalyan.
Hemen tek kelimeyle aksanını nasıl anladım, değil mi? Sevgili arkadaşım gezmesever Fü. hanıma çok benzettiğim canayakın kadın, yolculuk süresince yanımda oturdu ve anlattı, sordu.
"Laleli'ye gideceğim, oradan Marmara Forum'a gitmek istiyorum nasıl giderim. İstinye, Marmara Forum'a yakın mı?"
Anlaşılan, sevimli kadın alışveriş yapılacak yerleri sırayla gezmek niyetinde...
Ayrılırken, son sorusu "İstanbul'da kaç kişi yaşıyor?" oldu.
Kalabalık başını döndürmüş olmalı!

Deniz otobüsüne binemeden  akşamüstü atıştırması olması niyetiyle iki tane ayçekirdekli çubuk almak niyetiyle büfeye yanaştım.
Bu defa iki yaşlıca kadın, simit börek benzeri bir şeyler almak niyetindeler. Satıcı kızcağıza, peynirli ve küçük bir şey istediklerini  anlatmaya çalışıyorlar. Biçimini beğendikleri bir simitin içinde sucuk varmış, onu istemediler. Bir başkasını büyük buldular.
Sonunda kızcağız "şunu ikiye böleyim, o zaman hem peynirli hem küçük bir şey yemiş olurlar" diyerek, teyzeleri mutlu etti.

Bu sabah, ofisteki toplantıya götürmek için pastaneden  kuru pasta alırken, orta yaşlı bir çifte, önce vitrindeki kuru pastaların hangilerinin tuzlu, hangilerinin tatlı olduğunu anlattım.
Ardından, Nişantaşı'na nasıl gideceklerini tarif ettim. Taksi kazığı yemesinler diye dolmuş önermiştim, bindiler mi acaba?


 Fotoğraf buradan. 

6 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Kültür ve Turizm Bakanlığı (öyleydi di mi adı:), blog alemi ve ben seninle gurur duyuyoruz Ekmekcim :) Devam da o simitte gözüm kaldı :)

bilge ve annesi dedi ki...

Benimde çay ve simitte gözüm kaldı, süpersin bu arada, İstanbul'u bilmeyen ama güzel insanlar sana rastlasın:))

gülçin dedi ki...

ben de önceki pazar Kadıköy çarşıda tulum ve bendir çalan gençleri dinlerken yanıma gelen iki ispanyol hanıma önce sazları anlattım, sonra da horona duranları gösterip "bu İrlanda dansı, değil mi?" dediklerinde uzun uzun Karadeniz'i anlattım. sonra onlar da horona katıldılar. çok eğlendim :)eskiden belli yerlerde gezerleri, artık şehre iyice katıldılar sanırım.yaşasın.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Sen bugün Elektra'nın simit çay dostluğunu gördün mü?
Pek lezizi duruyor. :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
Bu sabah çok güzel bir Arap kızına taze çekilmiş kuru kahveyi nerede bulabileceğini anlatmaya çalıştım, mesela. ;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gülçinciğim,
Senin hikayen benimkilerden çok daha eğlenceliymiş.:)
Haklısın, artık şehrin farklı yerlerini de gezmek tanımak istiyorlar, İstanbul'un cazibesi artıyor. :)