Salı, Aralık 20, 2016

BURGAZADA'DAN


İstanbul'daki adalar içinde en sevdiğim Burgazada.
Bazen,  o günün özelliği sebebiyle mesela, diğer adalardan birinin bir adım öteye geçtiği oluyor. Sonra bakıyorum, dön dolaş  kalbimin asıl sahibi o.



Kasım ortalarında, güneşli bir Cumartesiydi. S.'nin Burgaz'a gidip kocayemiş yemek ister misiniz mesajı hemen kabul gördü. Bütün kızlar toplandık, mavilikleri seyrederek  motorla geçtik Burgazada'ya.
Burgaz'da iskeleye sırtınızı verdiğinizde sağ taraftan kıyı kıyı giderek Kalpazankaya'ya ulaşmak en sevdiğim yürüyüş yollarından biridir. Bunca ada seferinin hiç birinde sol taraftan gitmek aklıma gelmemiş meğer. Adada yaz mevsimlerini geçiren bir arkadaşımızın öncülüğünde bu defa o taraftan yola koyulduk. 
Az sonra evler bitti, patika bir yoldan tepeye doğru tırmanışa devam ettik.
Önce maki boylarındaki meşe palamutlarıyla merhabalaştık, sonra kocayemişler başladı. Dikenlere, düşer gibi olmaya filan aldırmadan, doya doya yedik.




Tepeye ulaştığımızda, ağaçlar arasındaki düzlükte dans edip eğlenen bir grupla selamlaştık. Devam edince küçük bir kilise karşıladı bizi. Burası Bizans manastırı olan Theokoryphotos'un kalıntıları üzerine 19. yüzyılda yapılmış, kaynaklarda  Hristos  Tepesi olarak belirtiliyor.
İzin alıp bahçesine girdik, biraz nefeslendik. Ağaçları seyrettik, salıncak bulup sallandık bile.
O güzelim zeytin taneleri toplanmayı bekliyordu.




Bahçedeki ağaçlardan bir tanesi onlara hayran olmamın nedenini hatırlattı, yeniden.
Tepedeki sert rüzgârlardan mı bilinmez devrilecek gibi yatmış bir ağaç hem o halde yaşamayı sürdürüyor, hem de yanıbaşından  gelecekteki varlığını sürdürecek genç sürgünler vermiş.
Hayat işte!

6 yorum:

semmma dedi ki...

bana nedense bu ağaçlar tembelmiş gibi geliyor, bakış açımın saçmalığı (:

Sumuklubocek dedi ki...

merak ediyorum adalar hala oyle bakir duruyor mu diye? yoksa rant kulturune oralar da mi satildi?
fotolar cok cok guzel!
Sevgiler Ekmekcikiz hanimcigim...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Semmma,
Hoşgeldiniz. :)
Bakış açınıza "saçma" değil de "alışılmadık" diyelim, hadi. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Sümüklüböcekciğim,
Kaç sene oldu buradaki tanışıklığımız, bilemedim şimdi. Hatırladığım kadarıyla ben yine adalardan söz etmiştim de sen üniversite öğrencisiyken adada bisiklete binmekten ne kadar hoşlandığını anlatmıştın; uğraşsam bulurum belki o yazıyı. :)
Adalar henüz İstanbul gibi betona mahkum olmadı, neyse ki ve çok şükür.
Adalardan birinde olmak, özellikle İstanbul'a sırtını dönmüş de oturmuşsan insana sayfiyede olmak duygusunu yaşatıyor. Büyükada biraz fazla turistik oldu, ama hafta içi o bile idare eder.
Fotoğraflar günün ışığını almışlar, bence de güzeller. ;)

tülin dedi ki...

Umut, hayata güzel bakış, sevgi var burada. Çok sevdim :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Tülin,
Hoşgeldiniz. :)
Blogunuzu ziyaret ettim, ne kadar anlamlı işler yapıyorsunuz, çok güzel.
Sevgiler.