Cuma, Şubat 17, 2017

kitabın iç kapağına isim yazmak, hediye vermek, kimlik damgaları vb. üzerine serbest salınım

sabah bloga şöyle bir girdim, maillere baktım, bak yine yazmayı ihmal ettim diyerek kendime cık cıklandım, nezle kafayla da ne yazılır dedim kendime, tembelliğime hak verdim.
öğleden sonra yeni bulduğum yöntemle  -sadece önemli sahneleri izliyorum, böylece 3 saat yerine 1 saati heba ediyorum- iki diziye baktım internetten.
bir kahve yapıp, "masum"un 5. bölümünü seyretmeye niyet etmiştim ki, önce instagramdaki oradan da blogdaki atalet yazılarını okuyup, bir de bloga yorum yazınca kendimi burada yazı yazarken buldum.

üç gün önce kızımla mahallemizin çin/japon restoranına gittik. çiçeğim ankara'ya ikinci sömestr için dönmeden, anne kız yemek yedik. sonra yakındaki kitapçıya gittik, birer kitap aldık; benimki aşağıdaki, taze çıkmış.

mo yan'ı okumamıştım hiç, nobel aldıktan sonra niyet etmiştim  ancak "iri memeler geniş kalçalar"ın tuğla hacmini görüp vazgeçmiştim.
"saydam turp" bir öykü kitabı;  aldığıma ve nezle olmayı bahane edip hemen okuduğuma çok memnunum. çok uzaklardaki kocaman bir dünyayı ve onun bir dönemini tanımakta ve anlamaya çalışmakta rehberlik etti bana.



kitabın atalet'in yazdıklarıyla ilgili çağrışım noktasına geliyorum şimdi.
son zamanlarda olduğu gibi  bu kitabın da iç kapağına ismimi ve kitabı aldığım tarihi yazmadım, yine.  geçen seneye dek, büyük bir tutkuyla, kitaplara adımı yazardım oysa. 
sanırım, yaz sonunda ofisi tasfiye ederken bir çeşit aydınlanma/hüzünlenme yaşadım.
böyle yazılı izler bırakma çabalarının beyhude oluşuna, sonunda ister istemez bir kayboluş yaşanacağına ikna ettim kendimi. artık kitapları kıskançlıkla sahiplenmeme kararındayım.
kendimi hafifletmek için "az iyidir" yolları arıyorum.

yeni projem, evdeki kitapları elime yıllardır hiç almadıklarımdan başlayarak bir yerler bağışlamak ya da isteyene armağan etmek.
bakalım bakalım...

not:
hediye alan veren kimdir nedir konularına gelemedim bile, sonra artık...

5 yorum:

ATALET dedi ki...

Evet.. katiliyorum.. vazgwcmeler.. hafifletiyor.. yasami daha dolu yasamaya yol aciyor..
Benim kitaptan utandigim yetmedi.. simdi muhurden de utanacagim..
Dun geceden beri sunu dusunuyorum..
Kitaplarla iliskimi.. kiskancca sevisimi sahiplenisimi..
Sadece kitaplarimi ama..
Sadece onlari..

Daha bir dusunme surecine ihtiyacim var sanirim..
Henuz onlardan vazgecemeyecegim..

serpil dedi ki...

Sana mail atmak istiyorum, email adresin değişmedi di mi

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ataletciğim,
Kitapların kütüphanemizdeki duruşundan uzaklaşmak o kitaplardan vazgeçmek sayılır mı?
Bence sayılmaz. Biz onları okuduk, üzerinde düşündük, etkilendik, tartıştık kendimizi oluşturduk onlarla.
Varsın gidip başka insanlarla buluşsun ve onlarda da iz bıraksınlar.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Profildeki adrese mail atabilirsin, ya da bildiğin başka adresim varsa o da olur. :)

atalet-buduar dedi ki...

öyle çok şeyden vazgeçtim ki son zamanlarda.. bıraktım koyverdim gittiler.. kitaplar dursun.. cankurtaran sandalı.. gerçeklik algımı oluşturanlar.. ve hatta ben kimdimi bulma kaynaklarım olarak.. içinde kurutulmuşlar.. içinde saklanmışlar notlar sürprizlerle.. onlara gereksinim var bende..
zaman döner dolar bir arilenme gelir.. onları da koyvererir ruhum.. bana gereken kadarları içime işlemiştir emniyet duygusuyla..
sevgilerimle..
atalat..