Perşembe, Ekim 19, 2017

geçen iki gün

sevgili blog,

yine tembellik ettim, iki gün yazmadım buraya. pardon yani!

dün annemin teyzesi kızına başsağlığı ziyaretine gittik. annemin en küçük teyzesi üç hafta önce vefat etti. o sırada ankara'daydım, cenaze törenine gidememiştim.
gençliğimde, istanbul'a önce okumak için geldiğimiz, babamın vefatından sonra yerleştiğimiz o zor  senelerde, halise teyze ve kızı zuhal abla bize çok destek olmuşlardı.
yıllarca, ankara'da yaşayan annanemin istanbul şubesi gibi hissettim küçük teyzeyi. kızı ise bizden biraz daha büyük olduğu için büyük abla, kuzen gibiydi. şişli'deki evlerine, şimdi bile gözümü kapatınca her odasını görebilecek kadar çok gitmişliğim vardı.
son on senede onlar önce yazları sonra yaz kış büyükçekmece'de yaşamaya başladıkları için daha az görür olmuştum. annem ve dayımlar senede bir kaç kez teyzelerini görmeye giderlerdi, yine.
ankara'dan döndüğümden beri zuhal ablayı görmek, annesinin yokluğundan sonra biraz teselli edebilmek için sarılmak istiyordum. hava güzel olunca, fırsatı kaçırmadık ve annem, dayım, ben kardeşimin şöförlüğünde büyükçekmece'ye doğru yola çıktık.

ziyaret ve orada yaşadığımız anılar kadar, yolculuğun gidiş dönüş kısmı da etkileyici oldu. istanbul'un bir ucundan diğerine gittik ve döndük. trafiğin açık olduğu bir zamandı, avrasya tünelinden geçtik ve tüm bu olumlu koşullara rağmen 72 km.lik yol 1 saat 30 dakikaya yakın sürdü. anlayın, bir de trafikte ve toplu taşımada olsak ne olacaktı!?

ben işte "bu" istanbul'u sevmiyorum.
yoldan bakınca yeni devasa binalardan başka birşey gözükmeyen, gözünü beton hırsını bürümüşlerin var ettiği ve böylece yaşayan istanbul'u yok ettiği "yeni" istanbul'u artık hiç sevmiyorum.



Bu fotoğrafı Ai Weiwei sergisini gezdiğimiz gün Sabancı Müzesi bahçesinde çektim.
O hızla yok edilen eski güzel İstanbul'dan anı bir çam ağacı.
Yaşlanan gövdesinden çıkan yeni sürgün* umut verici. 
*Işık nedeniyle dikkatinizden kaçarsa diye, o yeni can sağ alt köşede.

4 yorum:

*mehtAp dedi ki...

Eski İstanbul kalmadı ki..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Eskisi halen yerinde de, yenisi onu sıkıştırıp daraltıyor, maalesef.
Sevgiler.

şule dedi ki...

iki istanbul aşığı, aynı yere geldik yıllar sonra ya sevinim, yanarım yanarım buna yanarım :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Evet Şulem, öyle oldu maalesef. Daha da iflah olmaz bu şehir...