Cumartesi, Kasım 11, 2017

ZEYTİN VE EKMEK KİTAPLARI, BİR DE ŞİİR

Bugünlerde elimde zeytin ve ekmek için yazılmış hazineler var; Artun Ünsal'ın Yapı Kredi Yayınlarında çıkan  "Ölmez Ağacın İzinde" ve "Nimet Geldi Ekine" kitaplarını okuyorum. 
Oldukça sürükleyici birer roman okur gibi hem de...
Gece otururken birini, sabah kalkınca öbürünü.
E gülmeyin ama! Gerçekten öyle hissediyorum, çünki, merak ediyorum onların yaşamlarını, insan hayatındaki yerlerini.

Diyorsanız bize edebiyat lazım, o da var.
Bu sabah kitap kulübümüzün toplantısında Amin Maalouf'un Semerkant'ını konuşurken söz vakit kaybetmeden Ömer Hayyam üzerinde odaklandı.
Elimde Sabahattin Eyüboğlu'nun çevirdiği Rubailer/Dörtlükler kitabı vardı.
Önsözünden anladığım kadarıyla S. Eyüboğlu Hayyam çevirisiyle uzun süre meşgul olmuş, şiirin tam anlamını vermek konusunda kendi içinde oldukça uzun boylu tartışmalar yaşamış.
İlk baskının önsözünde "bu çeviriler, Hayyam'ın dörtlüklerini yeniden yorumlama, kendini zamanımızın şiir anlayışıyla yeniden tanıtma denemesidir" yazmış.
Üçüncü baskıya gelindiğinde ise bu görüşü hakkında tereddütleri var. Şiir çevirisinin zorlukları, bir dildeki ifadenin başka dilde anlam ve ses olarak tam karşılığının bulunmasının güçlüklerinden söz ediyor.  Sonra da benim çok beğendiğim bir şekilde konuyu bağlıyor. 
Diyor ki, "Paul Valery, şiiri, çeviride kaybolan şey diye tanımlar. Doğrudur; ama bir çeşit açıklama ve yorumlama olarak şiir çevirilerinin, büyük şairleri insanlığa mal etmedeki hizmeti de yadsınamaz. Kaldı ki, Valery'nin biraz tersine, şu da haklı olarak söylenebilir: Şiir, en kötü çevirilerde bile büsbütün yitmeyen şeydir."
Üzerinde düşünülecek ve bir kenara yazılacak sözler...



Madem bu kadar andık, bir de şaire söz verelim.
Hayyam demiş ki:

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok,  o da yok.

9 yorum:

hafif abi dedi ki...

o kitabı çok severim ben çavdar teyzem, güzel bir çeviridir.
artun ünsal'a gelince... fakültemizin en şenlikli hocalarından biri, belki de birincisiydi. bayılırdım şahsen.

hafif abi dedi ki...

hocamın bir de "'silivrim kaymak!' [türkiye'nin yoğurtları]" adlı kitabı var, o da şahanedir. yky'ndan o da.

bilge ve annesi dedi ki...

Kitapları merak ettim, yazdım en kısa zamanda alacağım:))

hafif abi dedi ki...

çavdar teyzem, bu mesajımı gördüğünüzde lütfen benim müzik kutusuna bi bakar mısınız rica etsem? bir sorun mu var, girilemiyor mu, anlayamadım çünkü. peşinen teşekkür ederim zahmetiniz için.

hafif abi dedi ki...

boşuna telaşlanmışım, sorun yokmuş.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Abiciğim,

Sondan başlayayım, ben buraya bakıp müzikleri dinleyip, cevap yazana kadar geçen sürede işler yoluna girmiş, sevindim.
Bugünün melodileri beni eski yıllara onları ilk dinlediğim zamanlara götürdü, nostalji rüzgarları esti.

Artun Ünsal'ın öğrencisi olmak ayrıcalık bence, bu kadar geniş ilgi alanı olan birisini dinlemek, derslerin keyfini artırır mutlaka.

Kitaplığımda "Silivrim Kaymak" da var, onu da tekrar okuyacağım.
Bir de "Süt Uyuyunca" ve "Susamlı Halkanın Tılsımı"nı yazmış ki, onlar da önemli başvuru kitapları.
Hocanın emeği büyük, bu konuda. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
Sen tam bir kitap kurdusun, imreniyor ve takdir ediyorum seni.
Ben senin yanında kaplumbağa hızıyla gidiyorum.
:))

hafif abi dedi ki...

1. teşekkür ederim.
2. hocamın o son söylediğiniz kitapları bende yok, alıp okuyamadım.
3. iyi yolculuklar, güzel kavuşmalar çavdar teyzem.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Teşekkür ederim abiciğim, dönüş vakti yaklaştı bile, yine.