Pazartesi, Mayıs 14, 2018

KÜBA GÜNLÜĞÜ - 3

Geldik 5. güne.
Bugün 1 Mayıs. İşçi bayramı.
Havana'daki büyük yürüyüşe biz de katılacağız.



Revolucion meydanı o kadar büyük ki, uzaktan bile kadraja sığdırmak mümkün değil

Küba'nın her tarafından gelen insanların meydandaki yerlerine geceden beri yerleştikleri, büyük yürüyüşün başlangıç noktasına yakın bir yere otobüsle gidiyoruz. 
Küba'lı rehberimizin yönlendirmesine uyarak, kalabalığın içinde birbirimizi kaybatmemek konusunda Türk rehberimizin uyarılarını dinleyerek, kalabalığa karışıyoruz. 
Aileler çoluk çocuk, meslek gruplarından insanlar flamalarıyla, şehirlerin temsilcileri renkli bayraklarla, bizim gibi gezginler ülkelerinin bayraklarıyla ve herkes birlikte neş'e içinde şarkılar söyleyerek, dans ederek devrim anıtının önünden geçerek son bulacak yürüyüşün coşkusunu yaşıyor. 
Bizim grup önce aşçılar, sonra otobüs şöförleri, sonra kamyoncular, en son da askerlerle yan yana yürüdü ve kalabalıkta kimse kaybolmadan yürüyüşü tamamladık.
Bu kadar kalabalık bir ortamda, böylesine canlılık, coşku içindeki ve mutlu insanlarla birlikte katıldığım bu 1 Mayıs'ı darısı başımıza dileğiyle, imrenerek hatırlayacağım.




Havana'nın anıtsal ağaçları, meydandan otobüsümüze doğru giderken yine karşımıza çıkıyor, büyüklüklerini ve ne kadar değişik olduklarını anlatmak hayli zor

Biz ve yürüyüşü bitiren diğer gruplar taşıt araçlarına doğru ilerlerken, kapatılmış yolların başında temizlik yapacak çöp kamyonları bekliyordu.
Akşamüstü klasik arabalarla gezerken yolumuz tekrar Plaza de la Revolucion'dan geçti. sabahki kalabalıktan eser kalmamıştı ama asıl önemlisi yerde bir tek çöp, kağıt, döküntü de yoktu; her şey temizlenmişti.
Bu vesileyle, aklıma gelmişken yazayım, Havana'da tıpkı Avrupa şehirlerindeki gibi yayanın önceliği var. Yaya yola adımını atınca, araçlar yol vermek için duruyor ve trafik ışıklarına dikkatle uyuluyor. Trafikte, otobüsün önüne bisiklet kadar yavaş bir araç geçip hızını kesmiş olsa bile ne bir korna uyarısı, ne de hızlanmasına zorlayan hareket oluyor; sakince yoluna gitmesini ya da yol vermesini bekliyorlar.



Havana'nın sokaklarını meydanlarını yürüyerek keşfetme günündeyiz

Otele dönüp biraz dinlendikten sonra öğlen yemeği ve sonrasında şehir gezisi için için Habana Vieja'ya gidiyoruz.
İspanyol sömürge döneminden meydanlar, kolonyal tarzdaki yapılar, onarılmış kilise binaları, milli kahramanların heykelleri, Batista döneminin ünlü yapılarını rehberimiz eşliğinde tanıyoruz.




Ambos Mundos Oteli'nde Hemingway'in odasında; masası, daktilosu

Eski şehrin en güzel yerlerinden birindeki Ambos Mundos otelinin 5. katındaki bir odada yazar E. Hemingway'in de bir süre kalmış ve kitaplarını yazmış. Odası şimdi küçük bir müze gibi eşyalarıyla birlikte sergileniyor ve geziliyor.
Otelin terasında nefis bir Havana manzarası ve yine bir orkestranın çaldığı müzik var ve tabii ki, isteyene de mojito!





Plaza de San Francisco'daki müzeye dönüştürülmüş manastır

Habana Vieja'daki yürüyüşümüzde trafiğe kapalı ve ilginç yapılarla dolu Obispo caddesini de gezip sonra yine otobüsle yola devam edip, bu defa eski şehri başka bir tepeden izlemek üzere, Amerikan kıtalarının en eski hisarı olan ve 1774'de yapılmış olan Cabana'ya gittik. Buradaki resmi puro ve rom satış mağazası, kalenin tarihi öneminden daha fazla dikkatimizi çekti, itiraf etmeliyim.




Che'nin devrimden sonra bir süre oturduğu Havana'daki evi

Aynı bölgede bulunan bu evin uzaktan fotoğrafını çekmekle yetindik, çünkü, iki gün sonra Santa Clara'da onun için yapılmış anıtın altındaki müzeyi gezeceğiz.




Batista'nın devrilmesinden bir gün önce açılmış olan İsa heykeli, Cristo de la Habana

Heykel, ilginç bir şekilde Che'nin eviyle aynı bölgede yer alıyor.
Devrimden sadece bir kaç gün önce, 24 Aralık 1958'de açılışı yapılmış olan 20 metre yüksekliğindeki bu heykeli yapan, Küba'lı bir kadın heykeltraş.




Olmazsa olmaz! Eski Amerikan arabalarıyla şehir turu

Sonunda şehir turumuzu bitirip, Malecon adı verilen kordon boyundan ve oradaki Amerikan Büyükelçiliği'nin de önünden geçerek otelimize geliyoruz.
Biraz dinlendikten sonra bu defa akşam faslı için dışarı çıkıyoruz. 
İlk hedefimiz, eski arabalarla şehir turu yapmak. Tur bir saat kadar sürüyor, araçtan eski meydana yakın yerde inip gündüz keşfettiğimiz yollarda yeniden turlayıp yemek yemek için bir lokanta bulmaya çalışıyoruz.



Yine Hemingway'ın anısı peşinde; Floridita'da daiquiri içmek mutlaka denenmeli

Daiquiri, beyaz rom, lime suyu, şeker şurubu ve  ufak kırılmış buzla yapılan serinletici bir içki. Floridita'nın  barmeninin yaptığı daiquiri Hemingway'in favorilerindenmiş. Şimdi de turistler bu içkiyi orada içmek için deli gibi kuyruğa giriyor. Eh, biz de eksik kalmadık. 
Sonra da yemeğimizi yedik ve otele döndük, serildik kaldık, bunca hareketli günün ardından.



6 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ay ben gitmiş kadar oluyorum sayende, haydi bakalım :)

şule dedi ki...

Bayıldım, bayıldım! Bir solukta okudum Küba günlüklerini, darısı başıma diyerek :) Sefan olsun canım benim, ne iyi yapmışsınız.

Oytunla Hayat dedi ki...

Şahane ♥

Devamını bekliyorum sabırsızlıkla

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Umarım keyifli bir gezi oluyordur. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Darısı başına, başınıza ve de en kısa zamanda umarım. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şebnemciğim,
Bugünkü bölümü de yetiştirdim neyse ki! ;)