Perşembe, Temmuz 19, 2018

"EV" DENİNCE HAYALİMDE CANLANAN


Bir şey dinliyordum dün sabah, "şimdi gözlerinizi kapatın ve kapısını açıp içine girmekte olduğunuz bir ev hayal edin" cümlesini duydum.
Gözlerimi kapattım ve bir taş evin bahçe kapısında olduğumu hayal ettim.
O an aydınlandı zihnim, çocukluğumdan ergenliğe uzanan zamanları geçirdiğim evi düşünüyordum yine.
Sadece geriye dönüp bakınca değil, yaşarken de  kendimi mutlu saydığım o yılların büyüsü nerede diye çok düşündüm. Sonra karar verdim,  kendimi bağlantısız ve özgür hissettiğim zamanlar onlar.
Bisiklet tepesinde ayçiçeği tarlaları arasında gezmekler, akşamın bi vaktine dek sokakta oyunlar oynamaklar, ip atlamaklar, elde hortum bahçe sulamaklar, ağaç altında salıncakta kitap okumaklar, daha neler neler... 
Yeryüzü cenneti sanki.




Bahçe duvarı taş, üzerinden atlanacak yükseklikte, bir metre bile değil. Duvarın üzeri boydan boya  iki karış genişliğinde şaplanmış düzlenmiş. Sağ ve sol tarafki komşu bahçelerinin bitişiğinde duvar biraz daha yüksek, Giriş kapısı evin sol tarafında, demir parmaklıklı, çift kanatlı. 

Girişten itibaren evin merdivenine dek bahçe parke taş döşeli. Bahçe kapısından sonra sağ tarafta su saatinin kutusu var. Kışın soğuk havalarda kutunun içi su saati donmasın diye telis denen kenevirden çuvallarla beslenir. Su saatinin yanında beyaz bir yediveren gülü var, Mayıs başından Kasım sonuna dek açıyor. Yanında bir kaç kırmızı kana var, ondan sonrasında komşumuz Pembe Hanımların kerpiçden evlerinin duvarı uzanıyor, ta ki iki bahçe arasındaki koca kavağa kadar.

Bahçeyi gezmeye devam edelim; bahçe kapısından sola dönünce, bahçe duvarı ve evin balkonu boyunca yine güller, kanalar, ipek çiçekleri, margrit papatyaları, yıldız çiçekleriyle dolu. Balkon ve bahçe duvarı arasındaki çiçeklerin arasında yine taş parke bir yol uzanıyor.

Sağ taraftaki komşumuzla bizim bahçe arasında yola yakın tarafta leylak ağacı var. Ondan geriye doğru iki bahçe arasında bir kocaman muz ağacı. Muz ağacı belli ki özenilip dikilmiş, kocaman yapraklarını salınacak kadar büyümüş ancak meyve verecek kadar iklime uyum sağlayamamış.
Balkon duvarına bitişik bir sarmaşık gül var, kırmızı küçük güller açıyor ama pek nazlı, sık sık böcek dadanıyor, açabildiği zamanlar balkonun üstlerine doğru uzuyor.

Parke taşlar evin etrafında çepeçevre devam ediyor, arka balkonun önünden dönüyor, bodruma inen kömürlük kapısının önünde genişliyor.

Mutfağın arka bahçeye açılan bir kapısı var. Oradan hem arka balkona geçiliyor, hem bahçeye iniliyor. Mutfağın arka merdiveninden inince az sağda kömürlüğün birkaç basamaklı merdiveni var. Kış başlarında bahçe kapısının önünde kamyondan indirilen Tavşanlı'dan gelme linyit kömürleri, bir iki hamal tarafından el arabasıyla kömürlüğe taşınır. Sonra, bir iki akşamda bir tenekeye ve kömür kovasına babam veya annem, sonraları bazen de ben kürekle kömür koyar önce balkonun kapalı köşesine oradan da evin içine taşırdık.

Arka bahçe büyük. Hatta o zamanki algımla düşününce oooo, kocaman! 
Oysa, o bahçe şimdi yaşıyor olsaydı ve adımlayabilseydim, belki yedi sekiz metre derinliği var der miydim?
Bahçenin eve yakın kısmı bahar başında bellenir, yol yol düzenlenir, domates, biber, soğan, maydanoz ekilirdi. Ondan sonrası, arkadaşım Zerrin'lerin bahçesine kadar olan bölümde elma, armut, şeftali, vişne ağaçları ve arka köşede kocaman bir akasya vardı.
Vişne ağaçlarının dalları arasına salıncak kurar, salıncağın iplerinin arasından örtü geçirir, üstüne minder koyar bir çingene salıncağı yapardık. Böylece içine gömülüp, hafif hafif sallanırken şarkı söyleyebilir, ya da hızlı hızlı sallanma oyunu oynayabilir, en keyiflisi sıcak havada kitap okuyabilirdik.

O bahçenin çiçeklerinin sulanması, taşlarının yıkanması, kışın kardaki hali, bahar yağmurlarının oluklarda çıkardığı sesler, yaz gecelerinde duvarda oturup yapılan muhabbetler...
Kalbimi mutlulukla dolduran anılar.

"Ev denince hayalimde canlanan" başlığını atıp yazmaya başladım da, daha bahçeden içeri giremedim. 
Arkası yarın desem yalan olur, arkası ilk fırsatta.

4 yorum:

Zelda Capulet dedi ki...

Ne güzel yeniden yazmaya başlamışsınız :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ah Zeldacığım,
Başlıyorum da devamı gelemiyor...

şule dedi ki...

şahane :) bizim de bir klasorumuz var ahmet'le ortak "hayal evde istediklerimiz" temalı fotoğrafları orada paylaşıyoruz. beğendiğimiz bir salıncak ya da güzel bir taş döşemesi gibi :) mazallah, evi alıp "ay şimdi biz ne yaptıracaktık" demeyelim diye :P

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Siz o evi alırsınız, bi güzel döşersiniz, ben de misafirliğe gelirim, sohbetler ederiz ne güzel! :)