Pazartesi, Eylül 16, 2019

EYLÜL DENİZİNDEN

Kaç seneden sonra yeniden Eylül'de deniz tatili yapmak imkanım oldu. Tatil arkadaşım, yaz boyunca okulu sürdüğü için deniz özlemi katmerlenen  ve birlikte gidelim önerimi kabul eden kızımdı. 
Daha önceki yolculuklarımızdan biliyorum,  çocuklarımla birarada olmak, arkadaşlık ederek tatil yapmak, bana büyük keyif veriyor. Artık çocukluklarında olduğu gibi "haydi" deyip, birlikte alıp tatile götüremiyoruz onları, kocaman insan oldular, tatile gidilecek yeri ve kiminle gideceklerini onlar seçiyor. 
Kabul ettiklerinde birlikte tatil yapmak mı? Yaşasın!



Çocuklar küçükken deniz tatillerimizin bir kısmını Eylül'de yapardık. Bodrum Kadıkalesi'ne yıllardan sonra yine Eylül'de gitmek, ikimiz için de nostalji doluydu.
Eskiden var olan yerleri bulmaya, o kadar çok değişmiş yeni yerleri benimsemeye çalışmakla geçti zamanımız. 
Herkesin gözdesi olan Bodrum yarımadasındaki binalaşma çalışmaları, maalesef, tüm hızıyla sürüyor. Senenin bir kaç ayı kalmak için yazlık edinmek, sonra da onları aylar boyunca hayalet şehir olarak bırakıp gitmek, hiç akıl işi değil, de itiraz edenleri dinleyen yok, ne yazık ki!



Kaldığımız yere yakın, denize giderken yolumuzun üstü olan evleri terkedilmiş bir bahçe, bitkiler tarafından ele geçirilmişti. Bir cangıla değilse belki, bir gizli bahçeye girip etrafı seyrederek yol almak, macera gibiydi.
Kocaman karabiber ağaçları, okaliptüs ağaçları, üstü dolu dolu böğürtlen çalıları, olmaya başlamış narlar, mandalinalar...



Bizim kıyının rüzgar nedeniyle fazlaca çalkalanan denizinden kaçtığımız bir gün, hem de aile ziyaretine denk gelince, Akyarlar'ın buz gibi ama sakin ve ışıltılı denizinde yüzdük.
Bir kaç gün sonra yine dalgadan kaçıp, Akyarlar'ın başka bir koyunda nefeslendik.
Deniz faslı güneşle birlikte biterken, akşamları Turgut Reis, Gümüşlük, Kadıkalesi lokantalarının en az kazık olanını seçip, olabildiğince keyif yapmaya çalıştık. 
Bodrum yarımadası'nın bol binadan sonraki en büyük sıkıntısı aşırı pahalı olması, bence. Lüks olmayan yerler bile acayip fiyatlar talep ediyorlar, nasıl bir saçmalıksa?



Tatilde deniz kenarında otururken kitap okumak, en sevdiğim işlerdendir.
Yola çıkmadan önce YKY'dan iki kitap almıştım, ilki Ian McEwan'dan "Cumartesi" diğeri Kazuo Ishiguro'dan "Gömülü Dev".
Tesadüfen ikisi de İngiltere'de geçen, ancak tarihin farklı dönemlerindeki olayları anlatan iki kitabı da çok severek okudum. Özellikle çok sevdiğim Ishiguro'nun bir süredir okumayı istediğim, nedense başlamak cesareti bulamadığım romanını ayrı bir zevkle okudum. Özenle ve  incelikle anlattığı unutmak ve yeniden hatırlamak ana izleği ve bunu yüzyıllar öncesi bir dönemi hikayeleştirerek anlatması çok etkileyiciydi.



Herşeye rağmen, Bodrum'un en güzel hali, begonvilli hali.
Evlerin, bahçelerin duvarlarına tırmanan, uzayan, sarkan, pembeden, mordan, narçiçeğine dek çeşitli tonlarda coşan bu çiçekler olmasa, o beyaz evler de çok az sayıdaki eski taş evler de eksik kalacaktı.




Narlar, zeytinler, mandalinalar olmaya başlamışlar. On gün içinde bile gözle görülür şekilde değişti renkleri.
Arkadaşımın etraftaki ağaçlardan, düşenden, olgunlaşırken yarılıverenlerden toplayıp yaptığı tabak, ne güzel değil mi?



Takvimler Eylül'ün 10'na yaklaşırken, günün ışığı değişti, eğimi arttı, eskisi gibi yakmaz, teninizi acıtmaz oldu.
Eylül böyle işte, en sevdiğim ay belki de...


8 yorum:

oytunla hayat dedi ki...

Bodrum'a seneler oldu gitmeyeli. Değişmiştir çokça eminim. Her yer beton yığınına döndü :/

Çocuklar büyüyünce evet tatilleri denk getirmek ya da birlikte çıkabilmek zorlaşabiliyor. Şahane bir fırsat yakalamışsınız ikinizde. Çokça da anı biriktimişsinizdir ne güzel ♥

Sevgiler gönderdim size :)

akkurttaha dedi ki...

Gitmiş kadar oldum, elinize sağlık. Her yer sakinlemişken Eylül gibi gezmek en güzeli cidden.

Geçmiş Bahar Mimozası dedi ki...

Bodrum'u hiç göremdim ama hayalimdeki Bodrum nedense Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum'u. Belki kıyıda köşede onun Bodrum'undan birkaç parça kalmıştır, bir de begonviller tabii :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şebnemciğim,
Bodrum o kadar hızlı değişiyor ki! Bu değişimlere bazen gelişim diyebiliriz ancak çoğunluğu betonlaşma, ne yazık ki. Neyse ki, koyların şehirden uzakta olanları ve deniz güzel halen.
Benden de sevgiler. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Taha,
Gidip gezip, kendi anılarınızı yazmanız dileğiyle...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Mimoza,
Ahh begonviller! Evet, herşey değişse de onlar duruyorlar. O bembeyaz Bodrum evlerinin duvarlarını, bahçeleri ışıkla kaplıyorlar, adeta.
Balıkçı'nın Bodrum'una gelirsek, o artık efsane oldu bana kalırsa. :)

Zelda Capulet dedi ki...

narlar çok güzel bir Eylül fotoğrafı olmaz mı? :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Olur tabii ki!
Dış bakış daha net görüyor, değil mi? :)