Pazartesi, Nisan 02, 2007

NE OLUR GERİ DÖNME!

Hayır, hayır!
Ben demiyorum. Birisi, boş ve uygun bulduğu duvarlara, öyle yazmış; Taksim'den Tünel'e kadar.
Şimdi, telefonumla fotoğrafını çekseydim keşke, diye hayıflanıyorum. Neyse, kısa zamanda çekip, yapıştırırım buraya.



İşte, "o" yazılardan bir tanesi!


Acaba, kim yazdı? Daha önemlisi neden yazdı?
Kırık bir aşk hikayesi miydi, yoksa çılgın mı?
Burada, merak kuşu-yay burcu güdülerim dır dır sorguluyor.
Ancak cevap veren yok!
Belli mi olur, burada yazınca bir bilen çıkar belki.

Neyse, belki de dün gördüğüm "Paris, Je Taime"in etkisi altında kalmış olarak, hikaye yazma eğilimindeyim.
Veya, belki birisi sadece eğlence olsun diye yazmıştır.
...Da, peki "o" kimdir?
Hadi, yine başa döndük işte.

Peki, biz hayatın değil sinemanın öykülerine bir göz atalım:
NTV'in web sayfasında bir güzel uzun uzun anlatmış filmi, bana laf düşmüyor.

Kişisel tercihim şöyle:
"Montmartre" (Bruno Podaldes); tam bir fransız hikayesiydi,
"
Quais de Seine" (Gurinder Chadha); naifti ve oyuncular çok genç-güzeldi,
"Tuileries" (Joel, Ethan Coen); deli saçması ve sevimliydi,
"16. Bölgeden Uzakta" (Walter Selles, Daniella Thomas); çocuğunu bıralıp işe giden Güney Amerikalı genç kadın içimi burktu,
"Place des Victoires" ( Nobohiro Suwa); biricik Juliette, bu defa bir Japon yönetmenin öyküsüne can veriyordu,
"Places des Fetes"
(Oliver Schmitz); bir başka iç burucu öyküyü, bu defa Afrikalılar cephesinden anlatıyordu,
"
Pere Lachaise" (Wes Craven); meşhur mezarlık bu defa fantastik ve çok sevimli bir öyküye mekan olmuştu,
"Faubourg Saint-Denis"(Tom Tykwer); bir başka çılgın ve olamayacak gibi gözüken aşkın olmasının hikayesiydi.

Sadece, bu andığım bölümdekiler değil, oyuncuların tümü çok iyiydi.

Yine de her zaman ve daima Juliette Binoche, sonra Fanny Ardant, Natalie Portman, Maggie Gyllenhaal, Gena Rowlands parlak küçük dokunuşlarla ve adını hatırlayamadığım pek çok genç oyuncu etkileyici performanslarıyla filmi bir antolojiye çeviriyorlardı.


2 yorum:

Sndrfknella dedi ki...

Dün akşam izledim, ve aklıma siz geldiniz :) Aslında tüm öyküler güzeldi ama gönül eşit sevemiyor. Benim favorilerim de: Montmarte, Quais de Seine, Le Marais, Bastille, Places de Fetes ve Faubourg Saint-Denis

Sevgiler

ekmekcikiz dedi ki...

Aynı filmle ilgili duyguların benzeşmesi ne güzel!
Her hatırlayışımda daha çok seviyorum bu filmi.