Pazar, Ağustos 26, 2007

AŞKIN ŞİDDETİ Mİ?

NOIR DESIR
LE VENT NOUS PORTERA



Bir kaç gündür bu şarkı kafamın içinde çalıp duruyordu.
Bu sabah radyoda da çaldı!
Sırası gelmiş, dedim.

Parça, 1985 yılında kurulmuş Fransız rock grubu Noir Desir'in
Le Vent Nous Portera'sı.

Şarkının İngilizce anlamı için The Wind Will Carry It Off demişler.

Buraya videoyu koyarken, neden bu şarkı bana bu kadar dokunaklı geliyor diye düşünmeden edemedim.

Grupla ilgili olarak itüsözlük'te yazılanlardan birisi "....zaman zaman aşırılaşabilen eğilimlerini şarkılarında hissettirirler, dinlerken bir şeylerin yolunda gitmediğini hissedersiniz ama kendinizi çoktan o garip büyüye kaptırmışınızdır." diyor ki, düşüncemi doğruluyor.

Belki de grubun solisti, o dokunaklı sesin sahibi Bertrand Cantat'ın karıştığı ölümlü kavga da, şarkının bendeki dramatik etkisini artırıyor olabilir.

Bertrand Cantat, 31 Temmuz 2003'de sevgilisi Fransız oyuncu Marie Trintignant’ı Litvanya’da kaldığı otelde feci şekilde döverek komaya girmesine neden oldu.
Marie Trintignant, "Bir Kadın, Bir Erkek" filmiyle tanıdığım ünlü oyuncu Jean-Louis Trintignant'ın kızıydı.
Genç kadın bir süre sonra öldü. Şarkıcı ölüme neden olmaktan yargılandı, sekiz sene hüküm giydi.
Bir süredir devam eden çalkantılı bir ilişki yaşayan sevgililer daha önce de dayaklı kavgalar yaşamışlar.
İçinde şiddet barındıran bu "aşk" beni çok rahatsız etmişti, yine de şarkıyı dinlemekten geri duramamıştım.

Sonra, şarkının hep televizyonda izlediğim klibi aklıma geldi.
Şarkıya eşlik eden görüntüler, müziğin etkisini kuvvetlendirmişti.



Sıkılmazsanız, bir de bunu seyredin.
Bakalım siz ne diyeceksiniz?

12 yorum:

elektra dedi ki...

ekmekçikız,
şarkı çok güzel de, adamla ilgili fasıl ne bileyim kızdırıyor beni. o haberi okuduğumda da benzer bir kızgınlık duyumsamıştım içimde. aşkın şiddetle yanyana olmasına kızgınlık, bunun yanyana konmasına vesile olduğu için kızgınlık ya da ne bileyim. sonra sakinleşip klipli olana saldım kendimi, başladığı gibi bitse keşke dedim. ya da hava çok sıcak, ben çok huysuzum:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elektracığım,
İşte benim meselem de tam o noktada; adama sinir oluyorum, ama şarkıdan vazgeçemiyorum. :(
Galiba, o şiddeti içeren şey, artık aşk olmuyor da, belki tutku, belki delilik... Aşk değil!

simon dedi ki...

çok ilginç çavdar hanım. hem de çokçok ilginç. cuma günü bu şarkıyı dinledim bir yerde. yerini şimdi söyleyemem. ama yeri de ilginç. birine sordum, şarkıları seçen kişi olduğunu sandığım birine, bilmiyordu. fransızca bilecek birine sordum, sözlerini söylesin bana da arayayım bulayım şarkının ismini diye. the wind'li birşeyler söyledi ingilizce, yetmedi. sonra o akşam tekrar duydum aynı şarkıyı. bir başkasına sordum, orada çalan kişiye, noir desir dedi. haa, dedim. tamam o zaman. bulurum onların şarkısını kolayca.

ve o mekanları bayağı bir geride bırakmışken 2 gün sonrasında burada şarkı.

ekmekcikiz dedi ki...

Simoonn!
:))
Dedim ya, "sırası gelmiş".
Öyle işte...

Ben grubun fazla şarkısını bilmiyorum. Bu şarkı duyduğumdan beri, yıllardır yani, içime işler. Yazdığım gibi, solistin hikayesi bile bunu engelleyemedi.

Youtube'da bir videoda şarkının sözlerini ingilizce altyazılı gördüm, görüntü net değildi, o videoyu koymadım.

B5 dedi ki...

Cantat adam mi öldürdü?!! Yaklasik 7-8 Sene önce pek bir dinlerdik arkadaslarla. Bu haberleri bilmiyordum. Senden ögreniyorum. Aninda gözümden düstü. Siddet olunca isin icinde kimseyi kabul edemiyorum galiba, sanatci bile olsa. Ömür boyu suclu gözümde, kaza falan olmaz yok yere... Une Tragédie Française diye yiginla baslik buldum internette, Fransiz trajedisi basligini daha hos buluyorlar sanki. Cinayet bu iste.Dedigin gibi bence de ask degil. Yok, yok ben geri dönemem artik..
Ben de Cali dinlerim, bir de Jacques Brel var eskilerden. :(

ekmekcikiz dedi ki...

B5'ciğim, bilemiyorum.

Şarkıyı çok sevdiğim için, haberi duyduğumda konuyla epey ilgilenmiştim.
Yok işte, Marie Trintignant da dayağa kışkırtmış, ikisi de alkollüymüş, gibi hikayeler hatırlıyorum.
Yani Cantat'a 8 sene verdilerse, kasten değil de kaza ile öldürmek veya ölüme sebep olmaktan suçlu bulmuş olmalılar.

Yine de, sonuçta ölüm var, çok tatsız.:(

Evet, Jacques Brel var, onu dinlemeli. :)

elektra dedi ki...

jacques brel ha? o zaman b5'e ve ekmekçikız'a benden çok bildik bir jacques brel hediyesi.

http://www.youtube.com/watch?v=bJIZu37Hfr0

hem aşksa, işte böyle olmalı değil mi? baksanıza şu adamcağızın haline, hiç sevdiğini dövecek hali var mı? atlayıp üzülme ya , ben olayım köpeğin falan hissi yaratıyor insanda:D

ekmekcikiz dedi ki...

Elektra,
Çok makbule geçti, teşekkürler.
:))

elektra dedi ki...

ah, uyanık mısın bencileyin:) bak bir de bu var.
http://www.youtube.com/watch?v=r4Fj8tKui20&mode=related&search=

benim asıl sorum bu şarkının, ' karaaam karammmm karaaaam, karam yağların iyisidir versiyonunu biliyor musun?:P

ekmekcikiz dedi ki...

Sorudan başlayayım:
Bilmez miyim, hatta kulağımda çınlıyor, diyebilirim.
:))

Başa dönersek, Kaldırım Serçesi'ni seyrettikten sonra filmin sound trackini aldım. Hergün bir kez Edith Piaf'ı dinliyorum, şimdilerde.

dory dedi ki...

ah, kendi düşüncelerimi okudum sanki; şarkıyı sevmiş, sonra klibi görünce çok rahatsız olmuş, sevgilisini döverek öldürünce hiçten dinleyemez olmuştum. ama şarkı yine de güzel. klip artık daha da ürkütücü, korkularım kendi kendini gerçekleştiren kehanetler miydi yoksa?...

ekmekcikiz dedi ki...

Ah Dory!
Nasıl da doğru ifade: "Korkularım kendi kendini gerçekleştiren kehanetler miydi yoksa?".
Öyle galiba.