Salı, Nisan 08, 2008

SİHİRLİ GERÇEKÇİLİK


Henri Rousseau
Rendezvous in the Forrest
(National Gallery of Art)

Oğlumun Yılbaşı'nda bana armağan ettiği hergüne bir resim olan takvimde, bu hafta Gümrükçü Rousseau'nun yukardaki resim vardı. Hangi orman bu, ne ilginç resimmiş derken merakla bakındım, aşağıda özetini bulacaksınız.

İdil Ergün, Eczacıbaşı Sanal Müzede "Henri Rousseau - Düşlenen Gerçeklik" başlıklı bölümde, şöyle anlatıyor.

***************
Bilinmeyen ve gizli dünyaların kaşifi olarak tanımlayabiliriz belki de Henri Rousseau’yu. Yaptığı resim ister portre olsun, ister batılı insanları resmeden bir portre-manzara veya vahşi hayvan ve bitkilerle bezeli bir yağmur ormanı olsun; Henri Rousseau daima tanıdık içinde yabancıyı, yabancı içinde tanıdığı ortaya çıkarma çabasındadır.

1844 yılında doğmuş olan Henri Rousseau, naif veya primitif tarzda bir Fransız post-empresyonist olarak tanımlanır. Güzel Sanatlar Akademisinden mezun olmaması pek çok ressam ve eleştirmen tarafından aleyhine kullanılmış ve resimleri naif ve amatör bulunmuştur.
Adı bir dolandırıcılık olayına karışmış, kısa bir hapisten sonra orduya katılmış, neden sonra 1870’lerde gümrük memurluğuna başlamış ve “gümrükçü” anlamına gelen ünlü takma ismi "Le Douanier" kendisine o zaman verilmiş.
40’lı yaşlarına rastlayan bu yıllarda ciddi olarak resim yapmaya başladı ve 1893’te 49 yaşındayken sadece resimle ilgilenmek üzere emekliye ayrılmış.

Rousseau, Fransa dışına adımını atmamış, hayvanat bahçesinde gördüklerinden yararlanmış ve Jardin des Plantes (Bitki Bahçesi)’da gördüklerinden esinlenmiş.

Rousseau’nun seçtiği egzotik konular belki rutin günlük hayatından bir kaçış yolu olabilir.
Resimlerindeki renk, boyut, konuya alışılmamış yaklaşımı ve üslubu birçok sanatçıyı etkilemiş ve şüphesiz sanatta yeni hareketlerin doğmasında önemli rol oynamıştır. Kişiliğindeki ve resimlerindeki tezatlar, seyirciye çekici gelen bir gizem yaratmakta ve bunu yansıtma şekli ressamı büyülü kılmaktadır.

*****************

Doğrusu, ben bu büyülü gerçek haline, baktığınını başka türlü görüp yansıtabilmeye hayran kaldım.



8 yorum:

Arzu Çur dedi ki...

Gerçeklik zaten büyülü bir şey de, gören göz lazım. Gümrükçü aynalısından görmüş:)

DIAGONAL dedi ki...

hakikatten adamın vakti zamanında çizdiği resimler günümüz illistrasyonları gibi ...


vaybe ne yetenekler var dedirtiyor insana

elektra dedi ki...

hah, resme bakar yazıyı okurken ya bu resim mi? allah allah gibi kafa karışıkları yaşarken, sağolsun diagonal'in yorumu dile getirmediğim şeyi aydınlattı.hakikaten illüstrasyona benziyor. ya da ikimiz de yanıldık:) bu arada aklına sağlık, yaşayasın diagonal:)

ekmekçikızcığım, iyi misindir hoş musundur? neredesindir? bir terslik yoktur di mi? ne bileyim, ıssız geldi blogun da???
öperim...

sumuklubocek dedi ki...

ekmekcikizcigim,
mailini almamisim, tekrar atman mumkun mu acaba?

sevgilerimle!

ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,

Üstü koyultulmuş kelimelerin altındaki linklere bakabildiysen, daha başka aynalar da gözünü almıştır, herhalde. :)) Bu resimden yola çıkarak kurcaladım, bana farklılığı fazlaca anlaşılmamış bir sanatçı gibi geldi.

ekmekcikız dedi ki...

Doğru diyorsun, Diagonal; günümüz resmine olan yakınlığı, Gümrükçü'nün öncü bir ressam olmasından kaynaklanıyor sanırım.
Hayat hikayesi resme tutkuyla bağlanıp, en sonunda ne yapıp edip resimle yaşadığını anlatıyor.

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Sağolasın!
İyiyim, hoşum.
Koşturmaktayım.
Gündelik rutine eklenen Sinema Festivali buralarda kalma süremi etkiledi, ıssızlık ondandır.:))

Ayrıcaaa...
Peekkk yakın-daaa!
:-)

Söylemem, olunca anlatacağım.

ekmekcikız dedi ki...

Sümüklücüm,
Ses çıkmayınca almadı galiba diye düşündümdü.
Hemen attım, bu sefer alırsın umarım.:))