Pazartesi, Ağustos 11, 2008

NİKÂH

Küçük kuzenlerden birinin oğlu evlendi, Cumartesi günü nikâh vardı.
Daha kaç yaşındayız ki kuzen çocukları evleniyor, diye şaşkınlıklar içindeyken başka bir kuzenin çok yakında torun sahibi olacağını öğrendiğimizde, kardeşimle benim ağzımız açık kaldı.
Gerçi biz üniversite bitirelim, iyi bir işimiz olsun, daha yeni evliyiz çocuk sonra derken zaman geçmişti. Fakat bizimkiler de pek eli çabukmuş, canım. Çiçeği burnunda damatı birkaç aylık haliyle kucağımda tutarken çekilmiş fotoğraf gözümün önünde, yahu.

Bunlar benim kişisel tarihime ait mızmızlanmalarım. Olacağı bu, doğal olarak.
Asıl anlatmak istediğim, bu tören vesilesiyle gittiğimiz
MBKM'nin stilistik hali, evlenme merakındaki bir dolu insanın ve yakınlarının oluşturduğu kalabalık, nikâh salonunun gösterişe yönelik tasarımı, kız öpme kuyruğu kuralları. Bütün bunlar, erkence gittiğimiz için beklerken geçen zamanı eğlenceli bir gözlem haline getirdi.

Belediye, nikâh salonunun bulunduğu binaya kültür merkezi adını vermiş. Oldukça yeni görünüşlü, süslü bir bina. Yukardaki linke tıklayınca açılan sayfada fotoğraflarını göreceksiniz.
İçeriye girdiğimizde, karşımıza havaalanlarında olan uçakların kalkış-iniş saatlerini havayolu isimlerini, uçuşun yapılacağı alanları gösteren monitörlerden biri çıktı.
Burada gelin-damat isimleri, törenin yapılacağı salon (iki mi üç mü nedir, farklı salon var) ve törenin durumuna ait bilgi var: "BEKLİYOR", "SALONDA", "TEBRİKLERİ KABUL EDİYOR". Süper eğlenceli!
Böyle olunca, herşey tıkır tıkır mı işliyor derseniz, hayır.
Bir kere bizim çocukların davetiyelerinde yazan saat ile o monitörde gösterilen saat farklıydı. Artık, bizimkiler mi yanlış saat hatırlayıp onu yazdılar, yoksa salonda mı karışıklık oldu, bilemeyeceğim. Böyle olunca, tören oluyor diye salona girmiş olduğumuz için ardarda üç nikah izledik.

Tören, davetliler salona girdikten sonra gelin ve damatın adlarının anons edilmesiyle başlıyor. Gençler, müzik eşliğinde bir platformun üstüne çıkıp, davetlileri selamlıyor. Sonra, üzerinde bulundukları platform dönüyor ve yapma çiçeklerle süslü masa ortada birleşerek kapanıyor. Bu sahne bana çok eğlenceli geldi, kardeşimle epey güldük.

Şahitler gelip herkes yerine oturunca, memur geliyor, ana adı, baba adı, kabul ediyor musunuz, evet faslından sonra nutuk atmadan evlilik cüzdanını gelin hanıma teslim ediyor, damadın gelini öpmesinden (hepsi de alnından öptü!) sonra fotoğraf çekiliyor ve davetlilerin tebrik kuyruğu için dışarıdaki salona çıkılıyor.

Tören başlarken, gelin-damat gelirken, cüzdan teslim edilirken çalan müzikler, anladığım o ki, isteğe göre seçiliyor. İzlediklerimizden bir tanesinde çiftin doğum yeri Karadeniz illeriydi, onlarınkinde daha pop-arabesk birşey çaldı, diğerinde çalan alaturkaya yakında, bizimkiler latin-romantik birşeyler seçmişti.

Dikkatimi çeken evlenenlerin çok genç yaşta olduklarıydı. Gerçi, bizimkiler mesela 26-27ydiler; onlara bebe muamelesi yaptığım düşünülürse, pek de o kadar doğru olmayabilir bu yargım. Ha, bunu niye söylüyorum; eskiden daha olgunca evlenilirdi diyeceğim de, yok vazgeçtim; sübjektif bir yargı oldu, bu.

Dönüşte, yeğenlerim "evlenmek için tören yapmaktan" vazgeçmiş gibiydiler.
Kır düğünü yaparız, diyordu birisi. Öbürüsü de, yazlıkta evlenmenin uygun olduğuna karar vermiş. "Ooo, daha çok var, durun bakalım" dedim.
Oysa, şu akan zamana bakılırsa, hiç de o kadar çok beklemeyeceğiz.



.

11 yorum:

şule dedi ki...

"akıcı" "sıkışık" şeklinde bogaz trafigi konusunda bizi bilgilendiren panolara benzeyen monitorlere cok guldum. donen platform da fantezi olmus. cok merak ettim bu salonu. tez zamanda bir nikah izleyesim geldi orda :)
yegenlerin dugun yeri secerken "biz sule'yle 2.cileri yunan adalarinda yapicaz" dedin mi peki :P

ekmekcikız dedi ki...

Hakkaten "fentezi" idi döner platform. :))
Salon, bizim geçende kahvaltıya gittiğimiz yerin çok yakınında; bir daha gidersek aradan süzülüp salona göz atabiliriz.
Yunan Adası projesini onlara değil de, bir başka arkadaşıma söyledim, o da çok beğendi.:))

Tijen dedi ki...

Mitmit bu sefer yapmadı bize şeftali tatlısı. Ama dostların kulaklarını çınlattık...

Arzu Çur dedi ki...

Bu ne yahu, millet şakır şakır evleniyor?

Aaa!

Şaka bi yana bu evlilik törenini okurken benim gözümde hani şu Baraka filminde civcivlerin ayıklandığı bir sahne vardır ya, o canlandı. Hani ayrılırlar, bi delikten dökülürler bi yerlere, ordan ömürleri boyunca yaşayacakları kafeslere yollanırlar ve tüm bunları makineler ya da plastik eldiven takılı becerikli eller yapar. Ne o törenler öyle "Bunu da hallettik,sıradaki" der gibi.

Fabrikasyon evlilik törenlerine hayır.

elektra dedi ki...

hahaaaaaa, çok güldüm. aman , nutuk atmalı olsun da sade olsun. ne bu be? verdiğin linke tıkladım merakımdan, online nikah butonu var yahu???? nasıl yani? millete ne benim nikahımdan. töbe töbe. döner masa ve havaalanı digital tabelaları ha?? ay azıcık daha güleceğim ben, :)))))

elektra dedi ki...

dur dur, ayıp ettim bak, yeni evlenenlere mutluluklar dilemedim. çok mutlu olsunlar umarım...

ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Tijen,
Eminim şeftali tatlısı yerine başka lezzetler tatmışsınızdır.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Hah! Çok yaşa Arzucum, aynen öyleydi; evlendirme fabrikası! Hani öyle bir durum vardı ki, "belediyenin asıl işi evlilik müessesesinin kuruluşunu sağlamaktır" diye resmi bir tanım yapılmış, sanki. Acayip.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
İyi dileklerin için çok teşekkür ederim. Biz de öyle diliyoruz. Çok tatlı bir çiftler, uzun süredir arkadaşlar, devamı olsun, mutlu olsunlar, evet. :))
Online nikah izleme garabetine gelince; şimdi moda bu, sanırım. Kadıköy Belediyesinin sitesinde de aynı zımbırtı var.
:)

Basak dedi ki...

Doner platform?? Hemen sosyal psikoloji uzmani ve ayni zamanda antropolojik bilgiye sahip biri ile konusmak istiyorum! Bu hem ilginc hem de bir nedeni olmali.

ekmekcikız dedi ki...

Başak hoşgeldiniz,
:)
Bence bir de bu tasarımı ortaya çıkaranla konuşmalı. Bir çeşit tasarım harikası!
:)