Salı, Eylül 16, 2008

BİR ARADAYIZ, HEPSİ BU / ENSEMBLE, C'EST TOUT

Bayan P. bir defasında, "hep bu Fransız filmleri yüzünden geldi başımıza, ne geldiyse" demişti.
Onun söylediği, bizim gençlik yıllarımızın biraz öncesinden başlayan ve aşkı bir yandan yüceltirken, diğer yandan aşkta serbest ilişkiyi anlatarak kafamızı karıştıran "author" filmlerdi. Yetiştirilme şekillerimiz nedeniyle, anlatılan serbest aşkı yaşayamayacağımız bir gerçekti. Öte yandan, anlatılan bu aşklar bunalımlı ilişkilerdi, aynı zamanda. Dolayısıyla, hem aşkı anlatıldığı gibi yaşayamamak nedeniyle, hem de anlatılan aşk zaten bunalımlı olduğundan, çifte kavrulmuş bunalımlar yaşardık.
Sonraları Fransız filmlerinin parlak döneminin yaldızı soldu. Yeniden Fransız filmi seyreder oluşumuz, son bir-iki seneye denk düşer. Yeni dönem Fransız seyirlikleri artık sıradan yaşamların, mucizeler yaşansa da daha sıradan insanların anlatıldığı filmler.

Amerikan sinemasının yağmur gibi yağdırdığı filmler arasında arada nefes almamızı, hayatı farklı bir bakış açısından anlatanların gözüyle görmemizi sağlayan diğer ülke sinemalarını öncelikle tercih ediyorum; festival zamanlarını saymazsak, arada bir, bahtımıza ne çıkarsa...




Bu hafta bahtımıza "Bir Aradayız, Hepsi Bu - Ensemble, C’est Tout" çıktı.
Filmi, eski bunalım zamanlarımızdan beri film yapan usta Claude Berri yönetmiş ve yetenekli genç yıldızlar Audrey Tautou ve Guillaume Canet oynamış.

Seyrederken bilmiyordum, sonra öğrendim. Film, bir kitaptan uyarlanmış.
Kitabın arka kapak yazısı şöyle diyor:

Franck genç bir aşçıdır. Büyükannesi tarafından yetiştirilmiştir ve Philibert’le aynı evi paylaşmaktadır. Philibert biraz sakardır, biraz kekemedir ve hatta biraz acayiptir. Çok soylu bir Fransız aileye mensup olmakla birlikte, miras kavgalarına neden olan, Paris’in göbeğinde 400 mm2’lik bir evde oturmakta ve kartpostal satarak yaşamaktadır. Yaşlı Paulette kızıyla dargındır ve yalnızca torunu Franck ile görüşür. Ama, zaman Paulette’in aleyhine geçmektedir. Ve Camille geceleri işyerlerinde temizlik yapar. Çok kötü ve küçük bir atölyede yaşar. Çizim yeteneği ise onu hayata bağlayan en önemli etkendir belki de...
"Bir Aradayız, Hepsi Bu", Anna Gavalda’nın sıcacık kaleminden, dört yalnızın kaderlerinin birkaç noktada kesişmesinin öyküsü. Biraz tebessüm, gözpınarlarında biriken birkaç damla yaş ve yalnızlıkların dostluğa dönüştürdüğü yaşama savaşının güçlü, keyifle anlatılmış romanı.


Anlatılan, filmin de özeti aslında.
Bu arada, kitap 500 sayfa imiş. Film hiç de o uzunlukta bir kitaptan adapte imiş gibi durmuyor. Sonra düşündüm de, filmin bazı yerlerinde, muhtemelen kitapta kahramanların iç dünyalarının anlatılmış olabileceği hissine kapıldım. Bununla beraber, kestirme anlatım nedeniyle eksik kalan bir hikaye olduğu hissine kapılmadım.
Tam tersine, anlatılan hikaye de, kişiler de bana, çok samimi ve sıcak geldi.

Burada, filmin web sitesinin linki var. Sayfayı ilk açtığınızda, afişin altından filmin fragmanı oynamaya başlıyor.
Film hakkında bir fikir verir, belki.
Belki de doğrudan kitabı alıp okumayı tercih edersiniz.

.

10 yorum:

İşitme Kaybı dedi ki...

3-4 hafta önce izlemiştim bu filmi,içinde aşk olan bütün filmler çok güzel ve bu filmleri en iyi audrey oynuyor..

aşk dolu günler ekmekcikızcım :)

ekmekcikız dedi ki...

Hah!
Sevgili Delfina, zımbaladım sizi.
(Tabii ki eğer Türkiye'de iseniz.)
Vizyona yeni çıkmış bir filmi bu kadar önce izlemek, bizim memlekette kopya DVD almak, veya internetten indirmekle mümkün. Değil mi?
:))
Audrey çok başarılıydı. Ben büyükaaneyi ve diğer ev arkadaşlarını da beğendim.

Dileğinize teşekkürler.
:))

şule dedi ki...

cok guzeldi gercekten de. abartisiz, icten ve hos bir filmdi. benim hitim tabii ki Franck'ti ve mutlu sonla bitmesi kadar hosuma giden bir sey de olamazdı :)

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Kitabını alıp okusam mı, diye düşünmekteyim.
Harcanan zamana değer, sanırım.
Franck yani Guillaume Canet, şu meşhur doktorlu TV dizisindeki (Greys Anatomi mi?) yakışıklı doktoru andırıyor.
Bence, Fransız olanı -bizimki, diyeyim- daha yakışıklı.:))

funda dedi ki...

hemen not alındı izlensin diye ama internetten indirmek yada kopya dvd almak dışında çok beklemem mi gerekicek acaba , ooo buraya gelene kadar nostalji falan olmaz umarım ..

elektra dedi ki...

indirelim efendim, indireliiim:)

ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
Ne desem ki?
Bizim bu günlük imkanlarımızdan uzak olunca, haklısınız. Belki, film gelene dek kitabı bulunabilir?Bence, o da iyi bir seçenek.
:))

ekmekcikız dedi ki...

Teknoelektra Hanım,
Ben sizi bilirim efendim, indirirsiniz siz, indirirsiniiiz!
:)))

metin dedi ki...

Ekmekçikız Hanım,

Tatil dönüşü ilk yazımı bu filme ayırmayı düşünmüştüm, vazgeçtim şimdi siz yazınca. Ben de kızımla önceki akşam seyrettim Capitol'de...

ekmekcikız dedi ki...

Ama olur mu Metin Bey?:((
Lütfen siz de yazın. Ben sadece filmi anlattım. Biraz izlenim, filan.
Eminim, siz çok farklı bir gözle bambaşka şeyler yazacaksınız.
Hadiii, lütfen!:))