Cuma, Eylül 26, 2008

FIRTINA

Sabah, ilk ben geldim ofise.
Kapıyı açtım, elektrik düğmelerini çevirdim, büro aletlerini çalıştırdım.
Dünden kalan bardak, fincan kalabalığını tımar ettim.
Bilgisayarım sisteme bağlanamadı. Baktım, server çalışmıyor. Gece elektrik kesilmiş ve bu uzamış olmalı. Çalıştırdım, sistem düzeldi.
Yarım saat geçti, telefon çalmadı hiç. Santrali kontrol ettim, elektrik kesintisinden olacak, telefonlar santrale düşmüyor. Bir onarım faaliyeti daha. Birkaç sonuçsuz çaba, sonunda telefon düzeldi.

Sonra, şen şakrak hanım geldi. Ardından, uykuyu fazla kaçırmış stajyer.
Sonra, abus çehre arz-ı endam etti. Öğlene doğru iyi huylu kişi, derken taşıma işleri sorumlusu.
Telefonlar çaldı, faks geldi, bankaya gitmek gerekti; ay sonu ödemeleri tasa edildi.
Bayram tebrik mesajları düştü, e-postaya. Bir kaç arkadaşla konuşuldu. Eczaneden ilaç alındı.
Yemek yendi. Üstüne de neşeli miniğin getirdiği bayram çukulatası...

Fırtına çıktı. Hem de, sahici fırtına.
Uzaktan denizin üstü köpük köpük gözüktü. Şehir hatları vapuru rüzgara karşı geri geri gideyazdı. Rüzgar vuuu diye sesler çıkardı.
Yağmur başladı.
Dışarda paldır küldür sesler oldu. Komşulardan birinin çanak anteni uçup, boylu boyunca tahtaboşa serildi.
Dışarıya çıkıp gelenler, dehşet içinde "uçuruyor valla" dediler.
Sonra, yavaş yavaş sesler azaldı, rüzgar sakinleşti, yağmur durdu.

Önce, aceleci bey vedalaştı. Sonra genç çocuk. Ardından diğerleri. Kimisi bayramda tatile gidecek, kiminin işi varmış.
Herkes gitti sonunda. Sessizlik oldu.
İçimde telaşsızlığın hüznü bunları yazdım.

Gidene güle güle, kalana bayram şekeri.

İki gün sonra güneş açacak. Denizin üstünde, vapurun yan güvertesinde, yüzümde gülümseme oturup martı sesi dinleyeceğim.


.

10 yorum:

metin dedi ki...

İyi bayramlar diliyorum size Ekmekçikız Hanım. Demek siz de İstanbul'da olacaksınız bayramda. Nüfusu azalınca İstanbul fena olmuyor pek. Şehri güzelleştiren martılar iyi ki bayram tatiline bir yerlere gitmiyor!..

funda dedi ki...

ben şuna takıldım. bilgisayar halledildi, telefondaki arıza giderildi...hemde ufak sorunsuz bir çabayla mı ? her eve lazım böylesi, hele bizim eve :)

şule dedi ki...

ya ne fırtınaydı gercekten de. tırstım biliyorsun ama duruldu neyse ki. yagmur yagsin ama firtina olmasin rica edeyim :)
istanbulun tadini cikar, gez, toz,blogu donat canim arkadasim. iyi bayramlar :)

ekmekcikız dedi ki...

Size de iyi bayramlar, Metin Bey.
Öncesinde, bayramda, sonrasında hep burdayım. Umuyorum ki, şehir bana kalsın. Kalsın da tadını çıkarayım.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Fundacım,
Bu arızalar evde olsa, gidermesi daha zor olurdu, inan. Büroda arıza daha çok çıkıyor ve zaman içinde giderme yöntemleri geliştiriliyor.
Üstelik bugün sekreterimiz izinliydi, daha da becerikli olmak gerekiyordu.
:)

ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Aynen katılıyorum: Yes yağmur, no fırtına!:))
Siz de yolculuğun ve hamak keyfinin tadını çıkarın, olur mu?
İyi bayram olsun!
:)

elektra dedi ki...

canımmmm:) ne güzel, ama ne hüzünlü kılmış seni fırtına.yok yok, bize bu havalar yarıyor. acaip güzel bir yazı olmuş. bayıldım. 'neye bayıldın elektra? hüzün diyooomm...' diyorsan, olsun o da sana yakışıyor canım benim. öperim....

ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Bugün yükselen terazimin hüznü beni sardı sarmaladı. Geceye kadar da bırakmadı.
Şimdilik geçti, yerini daha az esen bir yele bıraktı.
Yarın bakıciiz artık...
Bilmukabele öpücük.
:))

zeynep dedi ki...

E bir fırtına bu kadar mı sakin ve huzur dolu anlatılır. Sanki okumadım da "mır mır" bir sesle kulağıma anlatmışsın gibi.

Ben bu bayram konusunda atıp tutacaktım oysa ki. Sana bayrama dair itiraflar yapacaktım. Sevmiyorum bayramları diyecektim. Neden bayram dayatıyorlar bize, ben kendi günlerimin farkındayım, içlerinden "bayram" olanlara kendim karar verebilirim filan diyecektim. Öyle asosyal mesajlar içeren laflar edecektim. Ama yazını okuyunca fırtınam duruldu. Bir sükunet çöktü üstüme...

Telaşsızlığının hüznünü paylaşıyorum canım. Ona buna göre değil tam da kelime anlamına uygun gibi bir bayram geçir.

Ha bir de; gidenler yağmurla dönsün, fırtınayla değil.

ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
"Bayram" insanın ruh haline göre değişen bir zaman parçası.
Bazen keyfin yerinde olur, herkesle birlikte akıntıya karışır, eğlenirsin.
Bazen canın sıkkın olur, bu tantana nedendir, anlayamazsın.

Benim hüzünlerim uzun sürmez. Yine de dün olduğu gibi kor halinde gelip geçebiliyor.

Keyfine göre bir bayram dilerim, sana.
:))