Pazar, Ekim 26, 2008

KRİZİN SEBEBİ STARBUCKSLAR MI?

Geçende bir arkadaşım aniden ne kadar da kahvesever bir millet olduk, diyordu.
Pıtrak gibi çıkan zincir kahve dükkanları krizden nasıl etkilenecek, bakalım.
2001 krizi Mac Donalds'ların azalmasına, sonra da sönükleşmelerine neden olmuştu, hatırlarsanız.

Newsweek'te yayınlanmış, ekonomik kriz ve Starbuckslar arasında paralellik kuran ilginç bir yazı var.
Bu allahın cezası tünelden yazma işi nedeniyle doğrudan link veremiyorum. o nedenle, http://www.newsweek.com/id/164878 adresini kopyalayıp bakabilirsiniz.

Aşağıdaki yazıyı bir arkadaşımın gönderdiği çeviriden aktarıyorum.

"Bir ülkenin ne kadar çok Starbucks'ı varsa o kadar mali sorunu var.

Thomas Friedman`ın uluslararası ilişkiler konusundaki McDonald`s teorisini hatırlıyor musunuz? Düşünce şuna dayanıyordu: Eğer iki ülke, orta sınıfı big mac alabilecek düzeyde bir tüketim toplumu olmuşsa, aralarındaki sorunları barışçı bir şekilde çözebilirler. Silahlara sarılmak yerine, masaya oturur, happy meal eşliğinde konuları çözümlerler. İsrail ve Lübnan arasındaki son nahoş olaylar –ki her ikisinde de McDonald`s var- bu mantığın sonunu getirdi.

Ben de aynı düşünce tarzıyla, Uluslar arası Ekonomi`nin Starbucks teorisini öneriyorum. Bir ülkenin finansal merkezinde ne kadar çok sahte İtalyan markalı frappuccino işletmeleri varsa ülke o kadar çok mali kayıplara uğrayacak demektir.

Saçma gelebilir ama birlikte bakalım. Son krizin kökleri merkezi California, Las Vegas ve Florida olan ulusal gayrımenkul piyasasına ve merkezi New York olan ulusal kredi çılgınlığına dayanıyor. Bu iki balonla ilişkilendirilecek tek bir marka ismi seçerseniz bu, Starbucks olur. Seattle`da doğan kahve zinciri, yeni gelişen semtleri izledi ve dükkanlar emlakçıların, müşterilerinin buluşma noktası haline geldi. Aynı zamanda büyük kentlerin iş merkezlerinde de mantar gibi çoğaldılar (Sadece Manhattan 200 tane var). Starbucks stratejik olarak dükkanlarını büyük yatırım bankalarının giriş katlarına kurdu. American finans kapitalizmi gibi Starbucks da sermaye borsalarından besleniyordu. Starbucks da "yap nasıl olsa müşteri gelir" felsefesindeydi.

Amerika`daki mali kriz geçtiğimiz ay küreselleşti. Amerika`nın düşüşü üzerine sevinç gösterileri yapan birçok Asya ve Avrupa hükümeti bankalarının devletleştirmek zorunda kaldılar.

Bunun kahve fiyatlarıyla ne alakası var?

Starbucks`ların uluslararası dükkanlarının yerine bakarsanız bazı ilginç noktalar görürsünüz. İlk başta, Avustralya`dan İngiltere`ye mali merkezlerde gözle görülür bir Starbucks varlığı fark edilir.
Birçok yönden Londra, bir hedge fon cenneti olarak Newyork`un küçük bir versiyonuydu. Kentte 256 Starbucks var. İspanya`da –ki şu sıralar spekülatif gayrımenkul kriziyle karşı karşıya- 48 dükkan var.
Çılgın Dubai`de 1.4 milyona 48 dükkan hizmet veriyor. Güney Kore'de 253 ve Paris'te 35.

Ancak yerkürenin birçok yerinde Starbucks bulmak zor. Afrika kıtasının tamamı, ki bankaları sıkıntıda değil, sadece Mısır`da 3 Starbucks var. Mali merkez olan Arjantin`de sadece bir Starbucks var. 200 milyon nüfuslu Brezilya`da 14.
İtalya`da da banka batışı olmadı, çünkü banka sektörü uluslar arasında çok aktif değil. Oradaki Starbucks dükkanı? Sıfır. Banka sistemleri kurtulan birkaç küçük Kuzey Avrupa ülkesi de Starbuck`sız. Danimarka`da 2, Hollanda`da 3 İsveç, Norveç Finlandiya da ise 0.

Benim teorim şu: Önemli sayıda Starbucks dükkanına sahip olmak, yüksek kafeinli, serbest kapitalizmin göstergesi. Bu aynı zamanda, iş yapışın geleneksel formlarını yıkma isteği de.
Potansiyel kriz alanlarını görmek istiyorsanız. Financial Times ya da Bloomberg tablolarını unutun. Sadece Starbucks dükkanlarına bakın.

Bundan sonraki nokta neresi mi? Geçen hafta İstanbul`daydım. Starbucks`ları saymaktan yoruldum. 67 olmuş. Türkiye`yi izleyin."

.

8 yorum:

Simon Templar dedi ki...

ilginç. biraz fazla istisna var gerçi (arjantin yazıda geçtiğinin aksine zorda, rusya kötü bir düşüşte, izlanda battı, ve çok starbucksı olan kanada pek zarar görmedi), ama italya'da hiç starbucks olmaması mesela, bana şunu anlatıyor: çok starbucks'li ülkeler kültürüne (ve ekonomisine ve yoksuluna) sahip çıkmayan oportünist ülkeler.

tüneller yerine daha önce yutüp için yazdığım çözümü kullanabilirsiniz, bu sefer farklı hostlar kullanarak: şurada var açıklaması.

Ekmekcikız dedi ki...

Yazıyı okurken ve özet-anlamı aktarırken, "serbest çağrışımla, teori üretmiş, eğlenceli" diye düşünmüştüm.
Belki, teorisyenler için, kapitalin çılgın yayılışına bir örnek olabilir.
Öte yandan, kültürüne sahip çıkma konusunda sana katılıyorum. Paris'in göbeğindeki starbucks, Parislileri kızdırıyormuş, ancak, meraklısı çok ki, açılmış ve orada iş görüyor. Turistler nedeniyle işliyor olsa bile, gerçek Fransız cafésinin yerini tutuyor mudur?

Açıklama için teşekkürler, deneyeceğim.

funda dedi ki...

buldum seni buldummm. sensin bu dimi :) allahım ya ne bu böyle

Ekmekcikız dedi ki...

Evet ya, bu ben miyim, ne bu böyle?
Fundacım, şimdi "gizlen.net"i denedim, aynı yöntemle. O daha derli toplu duruyor, istersen ona bir bak.
:)

B5 dedi ki...

:) Ilginc bakis acisi.

Turkiye'ye her gidisimde artan sayilari ile benim de dikkatimi cekmisti. Bir de fiyatlari TR icin fazla bulmustum. Luks falan mi sayiliyor diye de sormustum. Yine moda oldu ondandir demistim sonra da. 67 komik bir sayi degil mi? Vay canina, inanilmaz!!

Bu sehirde(Hamburg) ben iki tane buldum sadece. Paris'te de bildigim iki hadi uc tane vardi. Merkezde ve yabanci dolu...

ps: Italya'da Starbucks hayatta satmaz, tipki Mc Donald'slarda yemenin kufretmek olmasi gibi :). Yemek icme kulturu bambaska boyutlarda biliyorsun. Biraz Turkiye'ye de sicrasa ya bu bakis.

şule dedi ki...

ilgincmis. ben bizim ulkedeki kahve dukkanlarinin artmasini "insanlar bulusmak icin daha pahali olan restoranlar yerine daha ucuz olan kahvecilere yöneldiler" seklinde aciklamistim kendi kendime aslinda :)
simon'a katilmamak mumkun degil, strabuckslarin coklugu, o ulkedeki genel bakis acisinin bir gostergesi sanirim...ne yazik...

Ekmekcikız dedi ki...

B5ciğim,
İtalyanların kültürlerini Fransızlar kadar abartılı bir gösterişe başvurmadan koruduklarını düşünüyorum, artık.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Doğrusu ben de senin gibi düşünüyorum(dum).
Şimdi özentilik, modaya uyma sebebiyle çoğaldığı düşüncesi daha yakın gelmeye başladı. Bizde çay ağırlıklı bir kıraathane kültürü vardır, zaten. Bu yabancı tarz kahvelerin alışkanlık yaratılarak satılması, bana "yine büyük satıcının oyununa geldik" hissi vermeye başladı.