Cumartesi, Kasım 08, 2008

ADAMLARDAN BİR ADAM



Filmi seyrederken "Amerikan filmi gibi olmuş, anne" dedi kızım. Haklı bence de, aynı işlek ve amaca yönelik tavır.
Çağan Irmak sinemasının dili rahatça akıyor, söyleyeceğini söylüyor, seyircisini açmazlara düşürmüyor, çözümleme yapmakla uğraştırmıyor. (Ulak'ı saymıyorum, bence o hedefine ulaşamayan bir deneme idi.)
Bu tavır, söyleyeceği sözü olmadığından değil, kesinlikle. Yönetmenin, her filminde hem anlatacağı bir öykü var, hem bunu kahramanlarından birinin tarafını tutarak yapıyor, hem de bunu seyirciyi yanına çekerek yapıyor.

Filmi anlatmayayım, burada anlatılmış uzun uzun, sonunda da fragmanı var.

Ben ve bayan E. filmi gözyaşlarıyla tamamladık. Çoktan sönmüş ateşlerin küllerinin altında korlar mı kalmış, ne? Geçmişten kalan anılardaki tanıdık bazı yüzler mi aklımıza düştü, nedir?
Başka bir arkadaşımdan mail aldım, geç vakit; o da canı acıdığından, çarpıldığından söz ediyor. "Hele o müzikler neydi, Allahaşkına?" demiş bir de, haklı olarak.

Sahiden son zamanlardaki en etkili müzik kullanan Türk filmi, Issız Adam.
Nasıl da güzel şarkılarmış onlar, unutmuşuz acımasızca.
Ya söyleyenler; Nil Burak, Sibel Egemen, Ayla Dikmen...

Ne iyi oldu da hatırladık.

.

11 yorum:

şule dedi ki...

bende de kullerin altinda korlar kalmis herhalde... yoksa canim bu kadar acimazdi di mi?..
cok guzel filmdi bence. ve evet arkadasin dogru soylemis, "neydi o muzikler oyle allahaskina?" :)

Ekmekcikız dedi ki...

Şu müzikleri bir bulsak Şulecim, sonud track mi olur ne hal ile olacaksa, değil mi?
:))

zeynep dedi ki...

Uzun zamandır ilk kez bir Türk filmini görmeyi bu kadar istiyorum. Nedenini sadece Çağan Irmak olarak açıklıyordum kendime. E artık yazını okuyunca farz oldu :)

Yüzü eskimemiş oyuncuların olması ayrıca hoşuma gitti.

elektra dedi ki...

efendim, benden şule ve sana bir minik hediye o zaman. buyrun ...

http://www.edepom.com/files/65719/c--documents-and-settings-xxx-desktop-ayla-dikmen-anlamazdinmp3.mp3
yükleyin, sizin olsun...

ama çok hüzünlenmeyin tamam mı?

şule dedi ki...

elektram en guzel haftabasi hediyesi bu oldu bence :) tesekkurler canim.

Ekmekcikız dedi ki...

Ben de teşekkürlerimi sunuyorum, yüce tekno-gurumuz Elektra hanfendiye...
Mersilerden bir demet!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,

Buralarda bir yerlerde yine yazmıştım; Türk filmlerine büyük merak ve sevgiyle gidiyorum. Eleştirdiklerimi de ilgiyle izliyorum. Sinemamız iyi bir yolda.
:)

elektra dedi ki...

aman efendim estağfurullah, ne o öyle guru muru:) yürüüüü be elektra olabilir ama:)

Ekmekcikız dedi ki...

Yazılarını severek okuduğum Fatih Özgüven bugünkü yazısında filmi kıyasıya eleştirmiş.
Başka bloglarda da, filmin duygusal haliyle dalgasını geçen yazılar okudum.
Bu alay eden, kısmen aşağılayan beğenmemenin, acaba filmin konusunun bir şekilde bir yerlere dokunmamasıyla ilgisi olabilir mi?
Bence öyle.

zero dedi ki...

Ben filmi beğenenler kategorisinde yer alarak şöyle bir şey söylemek isterim. Filme karşı beğenim kesinlikle sinematografik bir beğeni değil. Bu konuda çok eksiklikleri var bence. Senin de belirtmiş olduğun gibi sevişme sahnelerinin üstünkörülüğü, bazı diyaloglardaki yapaylık beni de rahatsız etti fazlasıyla. Ama bazen insanın bir filmi herşeyiyle beğenmese de yine beğendiği, bir yanıyla ısındığı filmler olur.dört dörtlük film demezsin ama yine de seversin. benim için böyle bu film. aslında bunun nedenin de daha çok değindiği konuyla alakalı olduğunu düşünüyorum. ve ben bu filmden çıktığımda çevremizdeki sayıları gittikçe artan sayıdaki bu şehirli erkek tiplemesinin ruh halinin çok iyi gözlemlerle anlatılmış olduğunu düşündüm. Bana göre filmdeki olaya maruz kalan kadından ziyade, erkeğin o ezikliğini, sıkışmışlığını, yalnızlığını, çok şeye sahip olayım derken hiç bir şeye sahip olamamasını, geçmişiyle bugünü arasında bir köprü kuramamasını anlatıyordu film. Yani bakıldığında ağlayan, bağırıp çağıran, bana bunu niye yaptın diyen kadın olsa da, 'acınacak' durumda olan bir erkekti aslında. Filmi de sadece bu açıdan sevdim, anlattığı şeyi önemsedim. Ama buna rağmen gözüme batan o sahneler olmasaydı, mesela mutfakta yaşanan o son sahnedeki diyaloglar bile "ya artık daha iyisini yapabilirsin ya" dedirtti bana. yönetmenliğini geliştirebilse ben Çağan Irmak'ın sinema yapmak için iyi konular yakaladığını düşünüyorum şahsen:)

Ekmekcikız dedi ki...

Zerencim,
Sana katılıyorum; Ç. Irmak anlatmayı biliyor, ancak zaman zaman aksıyor, henüz tam değil. Bunun yanısıra, konu seçiminde kesinlikle başarılı ve hassas noktalara uzanmayı biliyor.
Bence, tepkilerin bir kısmı da bu hassas noktalara dokunmak yüzünden olsa gerek.