Salı, Mayıs 19, 2009

BLUEBERRY JAM FOREVER*


Geçende, dediysem iki ay olmuştur yine, evde reçel kalmadığını farkettim. Aklımın defterine "bir reçel yapayım"ı yazmışım, alışveriş yaparken malzeme alayım diye. Sonra, her zamanki ışık hızlı market alışverişlerimden birini yaparken, donuk ürünler arasında tanımadığım bir marka gördüm. Artık, kutusu mu, içeriği mi bilemedim dikkatimi çekti ve fazla düşünmeden bir kutu kapıverdim.
İçinde çilek olan kutuyu evde açtığımda, hem çileklerin rengi, biçimi, hem de kokusu "doğru karar vermişsin, aferin" diye kendimi taltif sonucu doğurdu.
Asıl aferini reçeli yaptığımda çıkan sonuca verdim ve markayı aklıma yazdım.

Mevsimi öncesi, taze meyveymiş gibi lezzetli reçelimiz kısa zamanda tükendi.
Bu defa, çileğin yanında yaban mersini(blueberry)ni görünce, çocuklarımın çok sevdiği bu reçeli yapmak farz oldu.
Bebelerim, yıllar öncesinde Kanada'dan gelen bir akrabanın getirdiği reçeli tattıklarından bu yana, blueberry reçelinin meftunudur. Eskiden, hiç bulunmayan, sonra sonra bir Fransız markasının pazara girmesiyle az az bulunan bu reçel, son iki-üç senede patlayan kuru yaban mersini satışına rağmen, yine de fazla tüketilmiyor bildiğim.


Feyk bu resimdeki kavanoz görüntüsü, feyk!
Fransız'ın yapıp, sahici meyveden başka hiç bi şeycik yoktur billah, diye dünya paraya sattığı reçelin kavanozuna doldurdum, öz be öz ellerimin pişirmesi, memleketimin meyvesi reçeli.
Buradan size "miş gibi yaparak" poz veriyor. Kavanoza inanmadıysanız, yanıbaşındaki reçel kasesine inanınız artık.

*Bu başlık ödünç alındı, çağrıştırdığı şarkıdan; Strawberry Fields Forever / The Beatles

Şarkıyı dinlemek isteyene şurayı tıklamasını önerip, parmak ucunda sessizce huzurlardan çekileyim.

.

21 yorum:

metin dedi ki...

Jazzetta dördüncü yaşına mahzun melül girecek, fekat beşinci yaşına girerken sizin bu şahane reçelinizin yüzünü kara çıkarmayacak benzeri bir reçel tarifiyle tavan yapacaktır. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır ama Jazzetta'nın mutfağından yemek ve aşk kokuları o saatten itibaren asla eksik olmayacaktır.

Kamuoyuna itinayla duyurulur. Biraz erken bir duyuru ama olsun, unutmayayım diye.

Zafer dedi ki...

Hımmm nefis tarifleriniz ve güzel tavsiyeleriniz var. Gurman değilimdir fakat iyi bir gurme olduğumu söyleyebilirim. Bloğunuzu nasıl izleyebilirim? Nefis tarifleriniz için elinize sağlık. Sevgiler

Gamlı Baykuş dedi ki...

Elinize sağlık reçeliniz pek güzel olmuşa benziyor. İçimden fırına koşup, sıcacık taze bir ekmek alıp, bir diliminin üzerine terayağ sürüp kapınızı çalıp reçelinizden bir parça istemek geldi.Afiyet olsun :)))

elektra dedi ki...

hakan'ın annesinin köyü batı karadenizde. orada bu mayıs başlarında minicik ve çılgın kokulu çileğimsi bir şeyler çıkar. öyleee otun içinde, kendiliğinden. dağ çileği derler ya, dağ mağ değil, düzde de var:)ekmekçim, ah sen onlardan bulsan da,reçelini yapsan daaaa böyleeee sürsek sürsek yesek o senin leziz ekmeklerin üstüne. ama bu blueberry de güzel görünüyor, bak tatlı sevmem derim ya, reçeli sevdiğimi söyleyeyim :) ellerine sağlık....

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Bakalım ne reçeli olacak, bu?
Sade olsun lütfen, karışık olmasın diye ricada bulunayım. Bakın mesela gül reçeli olabilir.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey, hoşgelmişsiniz.
Tariflerimi deneyip, beğenirsem yazıyorum, tavsiye kısmını bilemeyeceğim. "Ne haddime" diyeyim.
Buraya kadar ulaştığınıza göre, blogumu izliyorsunuz zaten, değil mi?
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Gamlı Baykuş,
Siz de hoşgeldiniz! :)
Aslında ekmekler de benden olabilir, reçeli beğendiyseniz, onlardan da hoşlancaksınız demektir.
Beklerim, buyrun.
:))

metin dedi ki...

Ne reçeli olduğu değil, leziz olup olmadığı önemlidir. Heh heh! Siz merak etmeyin, mutfağımın şanına layık olacak...

Ekmekcikız dedi ki...

Elektram canım,
Kulağını çınlatıyordum, az önce "nasılsın, sesin çıkmıyor" diyerekten.
O dağ çilekleri Akçakoca'dakilerdense, olağanüstü güzel kokuludur. Bilirim onları, Osmanlı çileği derler.
Bulursak yaparım valla, çok da güzel olur.
Hımm, demek ki sana da tatlı yerine reçel ikram edeceğiz.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Merak etmem Metin Bey, sadece "karışık" olmasın!
:O)

metin dedi ki...

Siz de anlaşılan muz & levrekte takılı kalanlardansınız! Önyargı, önyargıııııııı!..

Ekmekcikız dedi ki...

Takılı kalınmayacak bir kombinasyon değil fakat, kabul edin lütfen
:))

Adsız dedi ki...

Yavrukuş,
Satışı patlayan cranberry olan. Aslında garip bir şekilde hem blueberry hem de cranberry için yabanmersini karşılık olarak yazılıyor. Ama ben Berceste de kuru yaban mersini görmüş ve de almış idim, onalar kırmızı idi ve de üstünde cranberry yazıyordu.
Kardeşkaya

Ekmekcikız dedi ki...

Doğru diyorsun, değerli uyaranım.
O husus, benim de dikkatimi çekti de, fazla kurclamadım, nasılsa, bir bilenlerimizden biri bilebilir diyerekten... :O)
Mersi, canım.
:)

Elly dedi ki...

bayılırım yaban mersinine, nasıl lezzetli bir neyvedir, girdiği her tarife nasıl nefis bie tat verir :)

Ekmekcikız dedi ki...

Hoşgeldiniz Elly,
:))
Bu yabanmersini ne kadar bereketli bir meyva imiş, yeni dostlar akttı aramıza.
Acaba, Ecuador'da bulabilecek misiniz, yaban mersini diyorum.
:))

metin dedi ki...

Ben bunun kurusundan ilk tattığımda hiç hoşlanmamıştım, sonraları bir sevdim pir sevdim...

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
"Bir bilen"imiz gece gece, bizi aydınlatmış. O kurusunu yediklerimiz bu benim reçelimi yaptığımdan değil, kırmızı olanından yani cranberry imiş.
Onun tazesi pek ekşi oluyor da, kurusu tatlanıyor, severim ben de.
:)

Özlem dedi ki...

Yabanmersini reçeli eşimin sevdiği tek reçel :)) Reçelini yiyiyoruz ama taze ve kurusunun tadını bilmiyorum henüz. Eminim o da güzeldir.

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Özlem,
Yabanmersininin kurusu bulunuyor, artık. Fakat tazesinin satıldığını henüz görmedim. Bu reçel yaptığım, tazesinin dondurulmuşuydu.
Bulurasnız kaçırmayın, derim.
:))

Adsız dedi ki...

doğal ve organik formda yaban mersini arayanlar için tek adres var artık.
aslan tarım ticaret
giresun
05326886027
www.aslantarim28.tr.cx