Cuma, Temmuz 17, 2009

İSTANBUL BANA KALDI, GALİBA

Herkes çekti gitti, sırayla.
İş arkadaşları, çocuklarım, blog arkadaşları...
Çil yavrusu olmuş çıkmış, alem!
Cuma ya, öğleden sonra iş kırmak, yakın sayfiye yerlerine kapak atmak mübah!
Akşam iş çıkışına dek ofis nöbetindeyim, şimdi.

Geziyorsun, gezdin diye kafamı ütüleyenlere sorarım; bu ne şimdi?
Sizin dediğiniz gibi olsa, ben şu saatte burada mı olurdum?
Koca yazın tatili iki haftaya sığdı bitti, gitti. Şimdi İstanbul bekçiliği yapıyorum.

Üstüne bir de hava yeniden ve tüm haşmetiyle ısındı mı?
Denize kaçanlara, gölgede oturacak olanlara göre hava hoş. Onların keyfi yerinde, ben şimdi hava bulutlansın, essin serinlesin desem, küfür kalay kayarlar, duymasam bilirim; sesimi çıkarmıyorum o yüzden.

Ensemi yakan saçımı tepeme toplayıp, mevzii serinlik sağlıyorum, o kadar.

Neyse!
Sabrın sonu selametmiş; beklerim Pazar'a kadar, gidenler gelecek elbet.

Bu arada, kendimi mantıklı olmaya davet edeyim,
şarkı dinleyerek oyalanayım, bari.

.

14 yorum:

Gamlı Baykuş dedi ki...

Sevgili Ekmekçi,
Merak etmeyin bu yaz ben de İstanbul'un bekçisiyim. Bilumum yağmur duası deniyorum şu kavurucu sıcaklara karşı ama sadece iki gün yağdırabildim. Balkonumda şemsiyemle çiçeklerime,kedilerime ve kendime serin bir alan yaratmaya çalışıyorum ama nafile.Soğuk kışları özledim....Söz! Kış geldiğinde "çok üşüdüm yaz gelsin demicem".
Kader arkadaşınız gamlı baykuş'tan sevgilerle...

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Bayan Şenkuş,
:))
Kader arkadaşlığımız kesin1
iki gündür şuranın kapısını tıklatan bile olmamış.
Bir ikimiz işte!
:))

zafer dedi ki...

Ah ben İstanbulda"ydım geçen hafta.Gece şiddettli bir yağmur yağmıştı(sabaha karşı 4'de)kimsenin ruhu bile duymadı.Penceremden seyrettim "dişlerimi fırçalıyordum ki yağmuru duyunca bir elimde ayna bir elimde..Fahriye abla misali :)" sokaklar dere gibi aktı o yarım 20 dakikalık yağışla..Toprak kana kana içti su'yunu şükür dualarıyla.Ve sevinçle bıraktığım işin (diş fırçalama) başına döndüm aynada gözlerim parlayarak.Veee sonra bu iki günlük İstanbul maceram bitti.Atladım arabama şarkılar söyleyerek Tekirdağ"ıma ılaştım.Sıcak mı evet öğlen fırını gece serini ve ikisinin ortasının buluşması, idare edip gidiyorum.Denize girmesem de maviliği seyirlik dinginliğiyle yuvarlanarak..tıngır mıngır,gökten üç elma düştü.Biri.. :))

zafer dedi ki...

özr..yarım 20 dakika ne demek mi?Tabii ki 20 dakika demek :))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey,
Keyfinizi sürün, ne güzel anlatmışsınız deniz kenarı sefanızı!
:)))

Siz sefanıza döndükten sonra, İstanbul'a yine yağmur yağdı, hem de ne çok!
Sonra güneş açtı, sıcak bastı yine. Ben sıcak sevmem, kolum kanadım kalkmıyor, ruhum daralıyor. Eh, olacak o kadar diyip dayanıyorum, ancak bir kış çocuğuna ağır geliyor bu eza! :))

şule dedi ki...

istanbul bekciligi de guzeldir ya, severim ben. herkesler gitmis, istanbul bana kalmis gibi hissederim. haftasonu kacamaklarim disinda haftaici buyuk bir sorumluluk duygusuyla bekleyenlerdenim bu sehri biliyorsun. bir turlu denk getiremedik senle bulusabilmeyi, o ayri..
neyse ki bu aksam var :))

zafer dedi ki...

İstanbul mu hangi İstanbul?Ne kaldı İstanbuldan??..Bir Boğaz'ını severim,kıyısında çay (kahve) olup denizine akmayı bir de vapur'unda martı olmayı ki off off kalmaya uğraşan İstanbul"u kalbinden seyreylemeyi.İstanbul mu kaldı?Hani nerede benim İstanbul"um??.. :((

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
İstanbul'un bize kalması halinin iyi bir uygulamasını yaşadık, sayende.
Devamı dileğiyle...
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey,
O kadar kötü değil durum, henüz.
Siz, şu İstanbul'unuzu bir anlatın da, hangi eksikliğe hayıflanmaktasınız, öğrenelim.
:))

zafer dedi ki...

Neresini anlatayım bilmem.Ancak diğer uzunve de uzunca yorumlar yazdığım yorum sayfasında bir-iki ip ucu vermiştim bu konuda(Beşiktaş)..İstanbul"u Boğaz"dan vapurla seyretmişsinizdir.Gerideki gökdelenlerin giderek çoğalması sizi ne derecede memnun etmekte mesela.Sonra çok daha basit birşey hiç KIZKULESİ"ne alıcı gözüyle baktınız mı?Bir eski resimlerine bakınız derim.Kendisini tanırmıydı acaba aynaya bakma imkanı olsaydı?.. :(

Ekmekcikız dedi ki...

Eski İstanbul hanımefendisi, aynadaki aksine bakınca tanıyamazdı kendisini, hiç şüphesiz.
Şimdi aynaya bakan İstanbul kadını, ortaya çıkan eklektik (bunu dersem, alanınıza paldır küldür girmiş olur muyum?) şehir gibi olacaktır, muhtemelen.
Şehrin silüetinin canına okunduğu kesin. Eski halini özlemle anmamak aramamk elde değil. Ne var ki, şimdi elde olan bu. Onu güzelleştirmenin, hasarlarını gidermenn yollarını aramalı, belki de.
Evet, haklısınız; Kızkulesi de bu acayipleşmeden payını aldı, ne yazık ki. Ama, orada ve yüzüğün parlak taşı gibi durmakta. En azından geceleri...
:))

zafer dedi ki...

Bennnn eski KIZKULEmi İSTİYORUM efendim.Tombul ördeğe dönmüş bu bastıbacak kale mi kule mi parakasası mı ne idüğü belirsiz şeyi değil.Yuvarlak hatlı sırım gibi Kızkulesi göbekli para babasına benzedi.Haspinallahhh...elemterefişkem gözlere...:)..Sonra gökdelenler durmayacak ki devam ediyorlar.Buna razı olmak durumu yok yani ortada.Adamlar devam diyorlar.Galatasaray stad"ı hangi akıllı uluslararası yola cepheli yapabilir(E-6 nın maç günü halini düşünün bir).Ve Belgrad Ormanları içler acısı durumu.Hiç orman içine girdiniz mi(kalan üç-beş ağacın arasına )..Sağolsun Çiller Hanım berbat etti oraları.Kalan koruluk (artık orman değil çünkü orman diyemem)içinde büyük kasabalar peydahlandı.İstanbul gitti de ağıt yakılası durumda.3 ncü köprü idam hükmünü mühürleyecek..Koca Bizans-Osmanlı Başkenti başka bir ülkede bu alan (İstanbul"un tamamı) sit alanı ilan edilir.Şehirleşme İstanbul"un mevcut yarımadası dışına Büyükçekmece civarına çekilir,Anadolu yakasında ise Göztepe"den ilerideki alan şehirleşmeye açılır.Kadıköy-Göztepe hattında bütün eski Osmanlı konakları av köşkleri vardı.bütün hepsi yerle bir edilmiş durumda(1980"de hala bir kısmı vardı gidip görmüştüm).Şu an hiç biri yok.Ne yazık İstanbul"lu görerek dolaşmaz sokaklarda bakarak dolaşır.Bakma hizası ise vitrin seviyesindedir başını kaldırıp yukarı da bakmaz(at gözlüğü)..Her neyse her dakika giden o kadar çokşey varki inanılmaz.Şu metrobüs neler götürdü sanırım farketmediniz(E-5 artık bir ara sokak,cadde değil.Yol şeridi yol nizamnamelerinin hiçbirine uymuyor,yol şeritleri 2.5 metre altına düşmüş ki 3 metre olmalı.Emniyet şeridi yok.)..Gerçek bir fecaatle karşı karşıyayız,her açıdan..İstanbul"u bir mimar yönetiyor dikkatinizi çekerim bu arada..Oturup yazabileceğim çokşey var.Bir tez konusu bu aslında..Bir şehir nasıl şehir olmaktan çıkartılır konu da bu başlıkta olmalı..

zafer dedi ki...

Aman rica ederim bu konuları açıp damarıma BASMAYINIZ..Ü;stünden yolsilindiri geçmiş tosbağa gibi cıyak cıyak cıyaklayacağım..

Ekmekcikız dedi ki...

Efendim, mille pardon!
Kattiyen, damarınıza basmak amacında değildim, bir kazadır oldu. :))
Fakat, diyeceğim ki iyi ki o kaza olmuş; böylece hatırlamamız, hatta unutmamamız gerekenleri gördük.

Benzetmenize pek güldüm, affınıza sığınarak. :)) Üzerinizden yol silindiri geçmesine rağmen bu tonda cıyaklayabiliyorsanız, şehrimizin elden gitmesi/götürülmesi konusunda usanmadan yazacaklarınız mutlaka bir yankı bulur, eminim.
:)