Cuma, Nisan 30, 2010

KOSMOS

Senenin filmi diyen de vardı, Reha Erdem'in en iyi işi diyen de. Kars'ı dekor gibi kullanmış, ama ne dekor diye hayranlıkla anlatan da.
Bu sözleri duyunca, beklentim iyice yükselmiş olarak, bir öğlen vakti işi hafifçe kırıp sinemaya sığındım.
Filmi seyrederken bir an, ben mi çok şey bekledim, yoksa abartıyorlar mı diye düşünürken buldum kendimi.
Film bitti. Bu kez, vayy, diyordum: Bir kez daha gitmeli, tadını çıkarmalı bu filmin!


Masal ki, nasıl güzel anlatılmış.
Gerçeküstü ki, aynı anda gerçeğin taa kendisi.
Aşk ki, öyle derin.
Kars'ta yaşanmış olan anlatılıyor, orası Kars değil.


Oyuncular, hiç tanımadığım daha önce görmediğim, tam o roller için yaratılmış gibi yüzler. Bazısı oranın insanı, bazısı profesyonel oyuncu; hangisi oyuncu, hangisi gerçek ayırt edilmiyor.


Reha Erdem, aklında olan hikayeyi Kars'ı görünce, cana getirmiş. Görüntü yönetmeninin kurduğu görsel dünya, yönetmenin tasarladığıyla tam örtüşmüş olmalı. Tam bir üslup bütünlüğü var.


Masal/hikaye akla ziyan ve o kadar inandırıcı:
Şifa dağıtan, bir şaman gibi yüce kuş sesleri çıkaran hatta uçan bir ermiş-hırsız.
Bu dünyadaki görevi zorunlu cellatlıkmış, hayvanları kesmekmiş gibi duran bir baba.
Bu babanın boğulmaktan kurtarılan küçük oğlu ve güzeller güzeli başına buyruk kızı.
Şehre yeni gelen, buraya sürülmeyi kendisine bir türlü yakıştıramayan ve hayattan alacakları nedeniyle başağrısından kıvranan öğretmen kadın.
Hiç dinmek bilmeyen bacak ağrısını dindirmek için evden kaçıp gizli saklı ilaç peşinde koşan baldız.


Hepsi simge, birer belirteç ve bir o kadar sadece canlı (insan değil sadece, hayvanlar da var) kahramanlar. Sadece o bile değil, uzay gemisi mi uçak mı olduğu belirsiz, yere çakılmış bir nesne.


Evet ya! Bütün bunlarla ne anlatılır, nasıl anlatılır?
Pekala anlatılıyor, hem de tamamen içine alıp gözlerinizi açık tutturarak. Gidip görün mutlaka! Belki o zaman "iyi film az seyirci çeker" kaderinin aşılmasına da katkınız olur.


Bakın, burada filmin linkini tıkladığınızda fragmanı seyredip, az bir fikir sahibi olacaksınız. Sanırım...


Bir de şu yazıları okumak isteyebilirsiniz:

Fatih Özgüven Kars'a Düşen Adam


Uğur Vardan Sınırları Aş da Gel

.

4 yorum:

şule dedi ki...

ühü ühü, bu ara hiç film seyredemiyorum. çok içim kalıyor. benim için de izle sen ekmekçim.

Ekmekcikız dedi ki...

Ben izliyorum, sizin için not alıyorum ve yeri gelince aktarıyorum.
Üzülme sen Şulem, senin sıran da gelecek.
:))

nalan dedi ki...

bu yazını okuduktan sonra cumartesi sabahı 11:30 matinesine gittim.
salak ben,
1 mayıs ve hafta sonu sadece ben vardım sinemada, tabi ki gösterilmedi :(

Ekmekcikız dedi ki...

Tüh! Çok üzüldüm Nalancığım! :((
Ben de pek çok filme tek bilet alan kişi olmaktan son anda kurtulmuşumdur. Bu defa şanssızlık olmuş sana.
Belki DVD sini bulursun.