Pazartesi, Mayıs 10, 2010

NİSAN MAYIS AYLARI, GEVŞER GÖNÜL YAYLARI...

Ne denir bu söze?
Tekerleme mi, özlü söz mü?
Bilemedim!
Neyse, biz işimize bakalım. Gönül yaylarından bize ne? Onu gençler düşünsün, değil mi, a cânım?


Nisan Mayıs aylarının yay gevşetmekten başka en hoş tarafı, turfanda mevsimi oluşudur.
Her gün her gün, başka bir meyve ya da sebzenin taze taze çıkışını görürsünüz. Gerçi son senelerde onun da tadı kaçtı, her mevsim bazı ürünler tablalardan eksik olmaz halde ya!

Bizim evde, çıkışı en heyecan yaratan turfanda meyve çilektir. Bebelerim çileğe bayılırlar.
Çoğunlukla, üzerine bolca taze krema konulmuş halde tüketirler. Kızım, kremanın üstüne pudra şekeri, oğlum, toz şeker de ekletir. Böylece, ben onların meyve yediklerini düşünüp, gönlümü ferahlatırken, onlar aslında bir çeşit tatlı yemiş olurlar.
Eh! Züğürt tesellisi gibi, anne tesellisi.
Unutmadan, kızımın çilek aşıkına bir de çikolata aşkı karışınca, bazen çilek fondüye düşer ve şu durum çıkar:


Çilek ve Çikolata Fondüsü

Geçen sene fondü konusunu irdeleyen başka bir yazı daha yazmışım, bu mevsimde. Merak eden olursa, burada.


**********************

Bu ayların en sevdiğim tarafı yeşilin bollaşmasıdır, diğer yandan.
Yeşil sadece doğada coşmuyor, (onların fotoğraflarını sıkça çekip gösterdim geçenlerde) sofraları da yeşil kaplıyor: Nane, semizotu, marul, taze sarmısak ve soğan, dereotu, maydanoz...
Böyle günlerde özellikle maydanoz ve naneyi su dolu bir vazoya koyup mutfak masasının üzerinde bırakıyorum.
Bir yandan gözümüz yeşille haşır neşir olurken, hem onlar taptaze kalıyorlar, hem de el altında durup kolayca salataya giriyorlar.


Vazodaki güzellik: Nane Maydanoz


*********************

Mayıs denince, enginarı es geçmek olmaz!
Bu sene henüz, her gün enginar pişirme takıntısına düşmedim. Bir-iki sene öyleydim, nerdeyse her gün sofrada enginar olurdu.
Efendim, mevsiminde kırk tane yemeliymiş. O zaman karaciğeriniz temizlenir, pir-û pak olurmuş.
Ben de, kıymalısından tut da, çorbasına, salatasına, haşlamasına dek öğrendiğim her tarifi dener olmuştum.
Şimdilerde, en sevilen haliyle pişirmeyi tercih ediyorum: İç baklalı, taze soğan, sarmısak ve nane, maydanoz, dereotu ile.



Mevsimi Gelince: Enginar'a Güzelleme



Böyle işte!

.

6 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Önce söz harikaymış yaa. Bayıldım. Herhalde mayısla sıcaklar gelince, bahar uyanınca börtü böceğe dalınca kışın soğuktan donan yaylarda bırakıverirmiş sanırım kendimi.
ayrıca o enginar yok mu o enginar. O dolmasının yapılıp yapraklarını sıyırmak yok mu? Off offf.. Bende yeşillikleri yıkayıp kurutup doğramadan kavanozlara koyup, buzdolabına koyuyorum. -buzluk bölümüne değil- nerdeyse 2 hafta dayanıyorlar.
Baharın gelmesini en çok arkasından gelen yaz mevsiminden severim..

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Maviş,
O sözünü ettiğin saklama yöntemini ben de kullanıyorum. Haklısın, işe yarıyor.

Gönül yaylarına gelince, sanırım onlar bahaneye bakıyor!
:))

ayçobanı dedi ki...

Gönül yayina yas, sInIr yok :)) Gevsek yayli gönül iyidir, gevsetene de bagli olarak :))

Ben simdi enginar bulkabilir miyim buralarda diye düsündüm kara kara. Yoksa tam "gurbetci" kivamiyla bir iki haftaya gelecek olan annemden istesem mi?! Utanirim ama kadincagiza enginar tasitmaya ta oralardan :((( Iyisi mi ben bir burada arastirayim önce...


Bir koca demet yeme de yaninda yat maydanozum da benim var vazosunda bekleyen, bu aksam salataya dönüsüp mideme düsecek olan ;))

zihni dedi ki...

Genel olarak kadını erkek karşısında güçlü yapan uğraşlar:)
hani "kalbe giden yol" meselesi.

Ben çayımın şekerinin karıştırılmadığı an o çayı keyifle içemem; evcilleştirilmiş bir kuşun doğaya bırakılması gibi şaşıp kalırım.
Kaşığın her tıkırtısı bir damla sevgi akıtır şekere ek olarak.
Suç bende değil, böyle alıştırıldım, sonra muhtaç oldum:)
Ee, konuyla ilgisi?
İlgisi şu:böyle akdeniz menüleriyle ve gıda mühendisliğiyle, "gönül yayları" değil, bütün civatalar gevşer valla billa:))

Ekmekcikız dedi ki...

Valla, Ayçacığım, ben bir seferinde Hollanda'daki bir akrabama, mercimekli köfte yapacak malzemenin yanısıra, zeytinyağlı dolma filan götürmüştüm! Bir elimde de hediye saz vardı!
Öyle komik bir duruşum vardı ki, nasıl oldu da çanta valiz aranmadan sağ salim onları geçirdim, bugün bile anlayabilmiş değilim.
:))
Demem o ki, annenden iste istediğini, gelirse ne âlâ, gelmezse, nasılsa kaybedeceğin bir şey yok.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Zihni Bey,
Durumunuzu, -ya da size haksızlık etmeyeyim genel olarak erkeklerin kadınlara nazlanma halini- öyle içten itiraf etmişsiniz ki, ekleyecek söz yok.
Alıştırıldım/Muhtaç oldum.
Güzel!
:))
Son yorumunuza ise bir yorum yapamayacağım. ;)