Pazartesi, Kasım 22, 2010

YAVRU LEYLEĞİN GÖZÜNDEN...

Elektra'm sual etmiş; yavru leylek memnun mu geziden, diyerek. Evvet, yavru leylek geziden çok memnun döndü.
Doğrusunu söylemek gerekirse, gezinin hakkını verdi; yoruldum diye hiç sızlanmadan, yağmurda ıslanmaya aldırmadan, üşüdüm demeden uzun uzun yürüdü, müzelerde hayata dair keşiflerde bulundu, yeni tatları mırın kırın etmeden denedi, bol bol fotoğraf çekti ve evini özleyerek döndü.


Günün ikinci gezi yazısının fotoları kızımın objektifinden.
Buyrun siz de bakın:


San Marco Meydanı'nındaki çan kulesi. O koskocaman dikdörtgen meydanın en yüksek yapısı. Asansörle tepesine çıkılıyor ve Venedik şehrine seyir bakılıyor.
Gördüğünüz gibi hava iyice kapalı, bulutlu. Bir de soğuk!...



İşte, çıkmışız meydandaki en yüksek yapıya, bakıyoruz şehr-i Venedik'e!
Fotoğrafı tıklayıp büyütürseniz, o noktacıkların bildiğimiz insan olduğunu göreceksiniz.
Sol taraftaki uzun büyük bina, Dükler Sarayı. Venedik'in yönetildiği bina; meclis, mahkeme, dükün ikametgahı, her şey orada (imiş, eski zamanlarda)  
Meydandaki, vakt-i zamanında İstanbul'dan getirilmiş -yürütülmüş bile denebilir- dört bronz at heykelinin fotoları benim makinedeymiş, arkası yarın!  



Tabiyatıilen, Venedik'e gidip gondola binmedik desek bir araba dayak yeriz. Binmez miyiz? Bindik bindik.  Biz gondolla geçerken, Ponte della Paglia böyle görünüyordu. Sol alt köşede başka bir gondol var, bakınız. Ayrıca gondol sefamızdan fotolar var daha, yakışıklı gondolcumuzun sureti ekinde... 



Bu kadar manzara yeter! Huzurlarınızda hot fudge brownie!
İlk günün şaşkınlığıyla Venedik'te Hard Rock Cafe'ye gidivermişiz, ya da kızımın isteğiyle demeliyim. Yemekten sonra ben kahve içerken, kızım şu yukardaki tatlıyı yedi. Sabah karanlığında, ne sabahı gece karanlığında yola dökülüp, uçup, konup, üstüne otobüsle yol gidip, bir de Venedik turu attıktan sonra, bu tatlıyı kesinlikle hak etmişti ve hakkını verdi, sıyırdı kaseyi. 

8 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Devam devam, memnun kaldık, beleş İtalya turu. Daha ne isteyeceğiz, Allahtan cezamızı mı:)))

elektra dedi ki...

:) allahım, sadece o yaşta bir leylek bu tatlıya cüret edebilir zaten:))foto çekmeye eğilsin derim ben, göz güzel yani:)

özlem dedi ki...

Aaa vallahi İtalya'ya gitmiş kadar oldum:)
Sayfanı hemen ekliyorum sayfama:)

aslı hayvanı dedi ki...

sanat, kültür, güzellik bir yana sırf yemek için bile italya'ya gidilir. hele sokak aralarındaki salaş pizzacılarda yediğim pizzaların, makarnaların, içtiğim şarapların tadı hala damağımda :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Şunu isteyebilirsin; ben de gideyim bir bakıp geleyim! Di mi?
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektra Ablası, teşekkür ederim yavru leylek adına. :))
Bence de göz iyi, ayrıca kendisi de pek merak sardı bu işe.

Tatlıya gelince, cüssesine bakma sen, sahiden hafifti, kattiyen iç bayıcı değildi.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Özlem, hoşgeldiniz! :))
Çok sevindim beğenmenize, gezimiz devam ediyor, yine beklerim.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslıcığım,
Yemek, içmek, tatmak, yürümek...:))
Hepsine eyvallah da, bizimki "İtalya by Rain" turu oldu bu defa. Şemsiye tutmaktan kolum uyuştu, inan!
:)