Pazar, Ocak 23, 2011

EKMEKCİKIZ'IN SERAMİK YAPMA SEFASI

"Haftasonu seramik yapıciim şekerim" diye kaç gün öncesinden ilanat verdikten sonra, sefamı anlatmamak olmaz.
Buyrun ben anlatırken, siz seyrededurun...

Arkadaşımızın seramik atölyesi yani masası, gereçleri ve seramik fırını evinin terasında. Teras açılabilen pencerelerle korumalı hale getirilmiş ve kentin çok hoş bir köşesinde, bir güzel küçük meydana bakıyor.


Biz toparlanıp, İstanbul'un cumartesi trafiğinde manialar aşıp o güzelim manzaraya ulaşana dek akşamüstü oldu, çay saati geldi.
Seramik dersi öncesi, portakallı kek ve çay sefası yapıldı.


Gün gidince hava soğudu, teras camla kapatılmış olsa da serinlik soğuk olarak algılanır oldu.
Üşümenin çaresi, çok cazip: Şömineyi yakalım mı çocuklar?
Nasıl bir cevap vermiş olabiliriz?



Tamam, şimdi seramik sanatına adayabiliriz kendimizi!
Bu hamurumuz.
Şöyle yoğuruyoruz.
Önce şerit yapmayı öğrenmelisiniz.
Küçük küçük parçalar alıp, bastırarak yapıştırıp yükseltiyoruz.
Vazo formu için, şeritleri sıra sıra üst üste çıkaracaksınız.


.....
Ama, benim yaptığım eğri oldu!
Ama, bu çok yayıldı!
Ama bu çok küçük!
.....

Doğrusu, hocamızın sabırlıymış! Bizim bıdır bıdır ilkokul çocuğu edalı sorularımıza bıkmadan cevap verdi, hamurla neyi nasıl yapacağımızı anlattı durdu.
Bunca iş ve sabırdan sonra bir mola vermek onun da hakkı.


Mola denilen ne ki?
Hani, ısınmak için yakılan şömine vardı ya, hah, işte onda sucuk pişirmek!
Pişirdiğimiz sucukları ne mi yaptık?
Yoo, yer miyiz hiç canım!


Sucuk bitti, doyduk şükür.
Ateş bitmedi ama, yanıyor çıtır çıtır.
Alevlerin yalazını seyretmek var ya! Nsıl da dinlendiriyor insanı...
Seramik yapmakmış filan unutuldu gitti, laf lafı açtı, sohbet koyuldu.


Geç oldu, gidelim artık. Taksi gelir hemen, ininebilirsiniz aşağıya. 
Aa! Bütün misafirlikler aynı anda mı dağılıyor, meydancıkta bir trafik bir trafik...
Meğer tiyatrolar dağılırmış, kalabalık ondanmış.


Bu patlamış yanardağın sönmüş kraterine benzeyen nedir mi, dediniz?
İşte o eserimdir!
Ahh, hiç sormayın yarım kaldı.
Tamamlayabilseydim, önce kuruyacaktı bir süre, sonra fırınlanacaktı.
Maharetli bir el çıkıp ona düzgün bir şekil verene dek, yeniden seramik hamuru kutusundaki yerini aldı,  muhtemelen.
.   

12 yorum:

Nehir İda dedi ki...

Tamam işte buraya yansıyan haliyle eserin oldukça güzel. Keyifli bir gün sıcak sohbetler dokunup güzelleştirmişsin.

音楽 dedi ki...

ayol bu ne keyif böyle! şömine başında kekler, sucuklar, sohbetler... maşallah. durum buysa eğer, yanarım şu güne kadar seramik yapmadığıma :)

Hayatın Süs Payı dedi ki...

Seramik bahane, keyif şahane:):)

aslı hayvanı dedi ki...

hakkaten çok keyifli olmuşa benziyor. haset haset imrendim burda. kılım zaten bugün...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
İyiniyetin için teşekkür ederim, "eserim" konusunda. :))
Bu sefer olmadı, sahiden.
Ama ikinci bir şansım olursa, nasıl yapılabileceğini ve asıl önemlisi sanatsal yeteneğin önemini anlamış oldum, bu da bir şeydir.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Müziciğim,
Gerçek bir seramik atölyesinde böyle ek keyifler var mıdır, bilemiyorum. Bizimki arkadaşlığın sağladığı sıcak ortamın lüksünden kaynaklanıyordu.
Darısı senin seramik çalışmasının başına! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arseliceciğim,
Aynen öyle oldu, aynen!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kıl Hayvanım! :))
Çatla da patla!
Ne diyeyim?
Canımsın...
:))

hafif abi dedi ki...

ben de çatladım da patladım çavdar teyzem.

pınarpare dedi ki...

ekmekçikız ben senden hala umutluyum hayalimdeyse yeşil bir çanak var...bak hayaline ortak oldum yap şu yeşil çanağı bir ara,hazır arkadaşlık keyfi de varken...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hafif Abicim,
O meydanı siz tanırsınız aslında ve belki de sucuktan, ateşten çok orası sizi enterese eder?
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Pınarpare,
Kısmet artık!
Bir daha sefer arkadaşımızın sabrını yine zorlayarak, başka bir deneme yapabilirim, belki.
:))