Salı, Aralık 06, 2011

ÖLMEZ AĞACININ ŞERBETİ

Gömeç'de Akkız Han Otel'de kaldık.
Burası yeni açılmış, yerel tarzda ve eski usul yapılmış, döşenmiş çok şık bir butik otel. Önünüzde yanınızda bir zeytin ağacı denizi uzanıyor.



Hemen yanında, aynı bahçe içinde bir de zeytinyağı imalathanesi var.
İlk ürünlerini geçen sene almışlar ve girdikleri yarışmada bir birincilik ve bir ikincilik almışlar.
Bu senenin yeni sıkılmış zeytinyağını tattık.
Damağımdaki lezzeti halen ağzımda hissediyorum.



Zeytinler, toplandığı gün kasalarla geliyor, dalından yaprağından ayıklanıyor.
El emeği, zeytini ağacından toplarken ve makineye yerleştirirken çok yoğun. Sonrası, alet işler el öğünür...


Sıkılıp, hamur halinde karılmaya hazır zeytinler.
Birazdan makineye gidecekler.


Bunlar, eski usul güğümler ve hasır çuvallar. Burada kullanılmıyor, sadece anı.



İşte herşeyi yapan makine sistemi bunlar.
Zeytin, çekirdeğiyle birlikte eziliyor, karılıyor, hamur oluyor, sonra dinleniyor, en sonunda imbikten damla damla yağ akıyor, tanka doluyor.
Hiçbirşeye insan eli değmiyor bu aşamalarda, bütün makineler kapalı çalışıyor. 



İşte sonuç! Ödüllü zeytinyağı.
Sabah bir tatlı kaşığı için, ister şifa niyetine, ister damak zevki için.
Artun Ünsal'ın zeytinyağına "ölmez ağacının şerbeti" demesi boşuna değil.
.

11 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Anladığım o ki, blog ahalisi didaktik yazı sevmiyor.
Fekat ne yapabilirim a dostlar?
Bende dedikodu yok! ;)

Bugday Tanesi dedi ki...

Zeytinyağı denilince ege geliyor akla :) Ve ben de çok severim zeytinyağını. Köylerde kalan tanıdıklarımız sağolsunlar zeytin yağı,sabunu vs ürünlerden mahrum etmiyorlar bizi.

aglea dedi ki...

çok güzel bir yazı bu! ekmekçikız'cım, zeytin, yetiştiği toprakları güzelleştiren, bereketlendiren kutsal bir meyve olmalı. gerçi ben bu sıralar evde peynir yapımına merak saldım. araştırmalarım bu yönde:) annem de antakya'daki geleneksel zeytinyağı yapımını anlatır bazen. epeyce ilkel bir yöntem, hatta annem görünce hafiften şok geçirmiş, ama çıkan sonuç, lezzet şahaneymiş işte:)

Işın dedi ki...

Ben zevkle okuyorum sizi. Eminim bir sürü okuyucunuz da öyle. Zeytin hasadını ve zeytinyağı üretimini hep görmek istemişimdir, bu sene de böyle bir planım vardı ama gerçekleşemedi ne yazık ki.
Kalite farkları nereden geliyor diye düşünmeden edemedim, zeytinin cinsinden mi ? Çok detaylı bir süreç aslında.

Oteli ve zeytinyağı markalarını öğrendiğime sevindim. Bol bol almışsınızdır umarım.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Tanecik,
Zeytinyağı üretimiyle ilgili çok şey öğrendik.
Zeytin sıkıldıktan sonra kalan hamura pirina deniyor.
Bütün üreticiler bu fazlayı atacak yer arıyor. Normalde bu kalandan sabun filan yapılabilecekken, uyanıklar prinaya kimyasal işlem uygulayıp, yine yağ çıkarıp sızma yağ diye satıyorlarmış.
kandırılıyoruz yine! :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Agleacığım,
Sanırım annenin anlattığı geleneksel yöntem, zeytinin çuvallara konulup taşların arasında ezilerek, sonra da zeytinyağı üste çıksın diye içine sıcak su basılarak yapılan şekil olmalı.
Yeni makineler buna gerek kalmadan yağ çıkartıyor.

Yıllar önce, annem de peynir yapardı, müthiş lezzetli olurdu.
Ev yapımı taze ekmek gibi...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Başlıca kalite farkı, zeytinin taze sıkılmasından ve hasat zamanından kaynaklanıyor.
Ekimde toplanan zeytinden sıkılan yağ, daha az, ancak çok daha aromalı oluyormuş.
Aralıkta artık zeytin iyice yağalnamış, ama aroması azalmış olurmuş.
Bir de zeytin toplanınca, hiç bekletilmeden sıkılmalıymış, bekleyince fermente olur, özelliği azalırmış.

Zeytin hasadını ve yapılmasını izlemek, tıpkı bağbozumu izlemek, şarap nasıl yapılır gözlemek gibi; olağanüstü keyifli...
:)

Betül dedi ki...

Zeytin sevdanıza bol ödüllü bir üretimle eşlik etmek istedi sadece:
www.zeytinim.com
Sevgilerimle.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Betül Hanım,
Hoşgeldiniz! :)
Tam bir zeytinyağı sever olduğunuzu görüyorum.
Eklediğiniz linkteki yağları biliyorum. Üretimlerinde çok başarılı sonuçlar alıyorlar.
Bizim üretimini gördüğümüz Öz-Em yağları çok daha küçük ölçekli çalışıyor ve ilk senesinde iyi sonuç almışlar.
:)

Bilge dedi ki...

Sevgili arkadaşım,

Tüm yazılarını okumak çok zamanımı aldı (bunda benim işlerden başımı kaşıyacak vaktimin olmamaması asıl neden elbette). Okumadan da yazmak istemedim, sonra aaa...bir de baktım ki bizim fabrika, biizm pakize hanım oturuvermiş baş köşeye :))
Teşekkürler bir daha..

Yazılarınızın sıcak nefesi, aynı sıcacık somundan koparılan bir ısırımlık gibi.. Lezzetli ve sıcacık.. Ellerinize sağlık..

Akkız'ın bana ait olan sayfası :
https://www.facebook.com/profile.php?id=1596071393&ref=ts#!/pages/AKKIZ-HAN/168146616582704

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bilgeciğim,
Ne güzel sözler bunlar, çok mutlu oldum. :))
Biz size yine geleceğiz, sizi de beklerim. ;)