Pazartesi, Nisan 14, 2014

gelecek güzel günlerin şerefine!

...dedik, bekliyoruz.
astrolojiyle ilgilenenleriniz bilir, bu ara gökyüzü gergin; büyük kare var, sert açılar kaşının üstünde gözün var dedirtiyor insanlara.
birden iş değiştirenler, aniden başa gelen haller, yanlış anlamalar, sert çıkışlar, kazalar, düşmeler kalkmalar...
yarın sabah ay tutulması var, ay sonunda güneş tutulması. belki, sonra bir süre rahat nefes alır mıyız? 
oysa, astrolojinin insanlarla ilgili tahminleri doğanın umrunda bile değil!
bu yaz kuraklık kapıda duruyor ihtimaline inat, bu sene erguvanlar öyle bir açıyor ki, tam seyirlik renk cümbüşü.

şu benim erguvan aşkım, arkadaşlarımı da sardı. benim göremediğim ulaşamadığım yerlerdeki erguvanların fotoğraflarıyla beni mest ediyorlar.
canım elektra'm gönderdi aşağıdaki  çılgın erguvanı, levent civarından olsa gerek.
ne denir? canım arkadaşım!



bizim evin salon kapısında da var bir renk cümbüşü; kapının yerindeki boşluğu boydan boya kaplayan mavi  nylon örtü, arada sırada bir yerlerden esen hafif bir rüzgârın ya da evin bir yerlerinde açılıp kapanan bir kapının etkisiyle hafifçe salınıyor.
salon kapısının yerine nylon takarak bir tür modern sanat canlandırması yapıyor değilim, tam bir "verilmiş sadakamız varmış" olayı yaşıyoruz.
geçen hafta, annemin evinin su borularından biri apartman boşluğuna doğru akarak patladı.
böylece, "şu çürümüş su borularını değiştirmek lazım" fikri, onun evinde zorunlu olarak hayata geçirildi. tesisatçı, delen kazan insan, fayanscı gibi bazı elemanlar sırayla evde iş yaptılar.
annemin başına gelenden aldığım işaret, meğerse gerçek bir ışıkmış.
bugün aynı delme, kazma işini bizim  evde yapan ustanın gösterdiği sızdırmaya başlamış su borusu, birkaç gün içinde benim de zaten acil bir tamirat işiyle karşılaşmamın kaderimde olduğunun göstergesiydi.
şimdi mutfak, banyo, antre civarında çeşitli oyuklar, ortaya çıkmış eski paslı demir borular, kullanılamayan tuvalet banyo lavabo, yeri değişmiş buzdolabı gibi çeşitli "ev kalktı gidiyor" durumlarıyla içiçe üç gün geçirirsek, herşey yoluna girecek umudundayım.

baharın diğer ışıltısı al yüzlü gelincikleri de hatırlamalı.
aşağıdaki nazlı gelincik de yine  bir arkadaşımın gözünün görüp ektiği ve gönderdiği.
kırmızının en zarifi.



geçen haftasonu bir ara nuh: büyük tufan filmine gitmiştik.
film 3 boyutlu gösteriliyor, kocaman gözlükler takıp izlemek gerekiyor.
e ben zaten gözlük takıyorum, bir de üstüne üç boyutlu görme gözlüğünü takınca, film izlemek bir çeşit bilimsel araştırma yapmak gibi oluyor.
bir gözlük yetmemiş, ikincisi de takılmış, durum çok ciddi!

filme gelince, beki içinizde görmek isteyenler vardır. anlatıp kötü kişi olmayayım. buyrun burada anlatılmışı var, sizi oraya havale ederek, kendimi temize çıkarayım.
fakat yine de belirtmeliyim ki, şu russell crowe hoş adam yahu!


14 yorum:

bilge ve annesi dedi ki...

Kardeşim gitmiş çok beğenmiş filmi ama onun film zevkine çok itimat edemiyorum:))Russell Crowe için katlanabilirim sanırım:)) Tadilat işlerinde çok çok kolaylık ve kısa zamanda bitmesini diliyorum.

Elektra dedi ki...

a! dünün koşturmacasından sonra yeni gördüm benim bebek erguvanı. Evet evet, tam levent çarşı'ya çıkan yolda. bebecik daha. ama coşmuş. Erguvan görünce aklıma sadece "dur fotoğrafını çekeyim de ekmekçime yollayayım" geliyor işte :D
Bir de gözlük üstüne gözlük olayı hiç aklıma gelmemişti benim ya :)))
Russel ise... sanki bunu daha önce de konuşmuştuk, ben pek beğenmiyorum kendisini :P
Son olarak, bu yıl gökyüzü de bir sapıttı anacım. daralttıkça daraltıyor insanları. Dur bakalım.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevdacığım,
İlginç bir filmdi. Son üçte birlik bölüme kadar belgesel izler havadaydım, sonunda drama ağırlık kazandı, hatta olaylar Şekspiryen bir havada gelişti. Düşündürücüydü, diyeyim.:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektram,
Bu sene genç erguvanlar daha bir coşkun sanki. Kardeşim geçen gün, benzer şeyler söyledi.
Russell Crowe ilginç bir oyuncu, yakışıklılık bab'ından ziyade oyuncu karakteri ile ilgili onu çekici bulmam.
Gökyüzü ne yapsın bize kardeşim, biz burada tozutup durdukça diyerek, konuyu bağlayayım. :))

Sumuklubocek dedi ki...

Sevgili Ekmekçikız hanımcığım Merhaba!

Uzun zaman oldu değil mi... Öyle, ara sıra kaybolup geliyorum işte, ruh halime uyumlu blog modum :)

Ben, teşekkür etmek için yazacaktım, erguvanları ve İstanbul'u haturlattığınız için...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sümüklüböcekciğim,
En eski blog dostlarımdan birini görmek ne güzel!
Ben artık yazmadığını düşünmüştüm, ancak yanılmışım. Neler neler olmuş, meğerse. Hepside hayırlı uğurlu olsun, hoşgeldiniz! :))

hafif abi dedi ki...

erguvan ve mimoza sevgisi, ah!

ev haline gelince... aman ne fenadır o haller öyle! bir an önce bitsin gitsin be çavdar teyzem...

gözlük üstüne gözlük işine ben de kıl oluyorum. n'eylersiniz işte :(

şule dedi ki...

erguvan demek ekmekçim demektir. hep severdim bu ağacı zaten de, seninle dostluğumuz pekiştirdi sanki. bir de işte tam da elektramın söylediği gibi "dur çekeyim de ekmekçime yollayayım" durumu oluyor hep :)

ev işlerinde kolay gelsin şeker. aman ne çok gözümde büyür benim de böyle şeyler. kolaycacık olsun ne olacaksa.

operim

serpil dedi ki...

Kolay gelsin Ekmekçikızcım
Gerçekten de erguvan görünce akla sen geliyorsun hep, ama ben resim yollamıyordum artık yollarım, Erguvan Ekipler Amiri Elektra'ya destek bâbında :))

Sumuklubocek dedi ki...

Ekmekçikız hanımcığım,
Çok teşekkür ederiz! Arada ara versem de yaz(a)madan duramıyorum.
Sizin için Ankara erguvanları -aslında erguvan değil, annemin söylediğine göre gülgillerden bir bitkiymiş- post ettim ben de bloguma.
İyi haftasonları olsun, sevgilerimle...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aman Hafif Abiciğim,
Siz de buradasınız! Ne güzel eski dostları görmek. :))
Dört gün inşaatla içiçe geçti ve sonunda fayanslarla ilgili işlem yapılınca çıkan toz zerrelerinin sil sil bitmediğini öğrenmiş oldum!
Eh, bu da bir bilgi işte. :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Evdeki inşaat bitti sanırsam, oh dedim inan! :)
Erguvani dostum, şimdi sana nasıl teşekkür edeyim, çok incesin. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Elektra'nın bloguna yaptığın yorumu okumuştum, hani "bu fotoğraf senin sayfandan çok Ekmekcikız'ın sayfasında olmalıydı" yazdığını.
Şöyle içimden gülmüştüm, şimdi fotoğraf vaadine gülümsüyorum; beklerim. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sümüklüböcekciğim,
Anneciğin haklı, o fotoğraftakiler erguvan değil, ancak renkleri erguvani. Bence sayılırlar. :)
Ankara'nın iklimi pek erguvana uygun değil, çok tek tük yetişiyor sanırım.