Salı, Kasım 27, 2007

YALANMIŞ, ONU SEVMEDİĞİ. TAMAMEN HEM DE!

Dün sabah, karşıya geçtikten sonra cep telefonumu açtım. Mesaj uyarısı sinyali çaldı; 1 sesli mesajınız var.
Kim ola sabah sabah, diye heyecanla karışık dinledim ve sokak ortasında gülmeye başladım.
"Yalanmış onu sevmediğim, tamamen hem de. Şuursuzun tekiymişim ben.
Meğer, sağda solda kulağıma çalınıp beğendiğim bütün müzikler onunmuş.
Çok teşekkür ederim"
diyordu, mesajdaki ses.

Mesaj bırakan, bayan E. imiş.
Sabah işe giderken onun için kopyaladığım bir müzik CD sini dinliyormuş, çok mutlu olmuş hemen bana haber vermek istemiş.

Bu CD yi geçen sene almıştım.
Mozart'ın doğumunun 250. senesi anısına çıkarılmıştı.
Büroda, evde, yolda fırsat buldukça dinliyorum, çok hoşuma gitmişti.

Bir süre önce, bayan D. radyoda çalan bir müziğe dikkatimi çekti ve "sen bilirsin, ne bu çalan çok hoşuma gidiyor" dedi.
Bozuntuya vermedim, ama, arkadaşlarım bazen beni alim sanıyor, diye düşünmeden edemedim. Çalan her parçayı nasıl bileyim ki?
Sonra, melodinin İDSO'nun web sitesinin açılış müziği olduğunu farkettim.
Daha sonra başladım "ben bunu sahiden biliyorum, neydi bu" diye düşünmeye...

Sonunda bir gün Mozart CD mi dinlerken, tamam bu ya işte, dedim.
Müziği bulduğumu bayan D.'ye haber verince çok sevindi. Bana o CD yi kopyalar mısın, dedi.
Bu konuşmaya tanık olan bayan E. hiç eksik kalamadı; "ben de isterim, ne o?" dedi.
Neyse, sonunda iki kopya CD hazırlandı, teslim edildi.

Sordum geçenlerde, nasıl memnun musunuz Mozart dinlemekten, diye.
Bayan D. çok memnunmuş, zevkle dinliyormuş.
Bayan E. arabaya koydum, dinleyeceğim, dedi.

İki gün önce birlikte karşıya geçerken arabada başka müzik çaldığını duyunca, nerede CD, diye sorguladım, arkadaşımı. A ha da, dinliyom işte, dedi ve hemen müziği değişti.
O ara, Mozart'ı sevdiğimi, ondaki adeta çocuksu bulduğum, müziğine hep yansıyan neşeyi ve iyimserliği özellikle sevdiğimi, söyledim.
Bizimki de, ha öyle mi, ben pek sevmiyorum ama, siz dinleyince merak ettim, bak bu parça da fena değilmiş, dedi.
Zaten yolculuğumuz bitmişti, vedalaştık.

Hafta sonu geçip gitti ve pazartesi sabahı beni güne neşeyle başlatan "o" mesaj telefonuma düştü.
Sevgili bayan E. her zamanki kendisiyle dalga geçen, komik haliyle itiraf ediyordu:

"Yalanmış Mozart'ı sevmediğim, tamamen hem de. Şuursuzun tekiymişim ben."


Dedikodu yaptığım için kendimi affettirmek dileğiyle, sevgili "ota-bota gülen komik kadınlar"* için, geçen gün onlara pişirdiğim bir yemeğin tarifini vererek, huzurunuzdan ayrılıyorum.

Bu yemeği, somon sevmeyenler için bile, hararetle öneririm.
Çok lezzetli oldu.


HARDAL SOSLU SOMON IZGARA

Malzemesi:

* 2 parmak eninde kesilmiş 6 parça somon fileto
* 2 çorba kaşığı hardal (tercihen Fransız hardalı)
* 2 çorba kaşığı çok ince kıyılmış dereotu
* 4 çorba kaşığı esmer şeker
* 1/2 çay kaşığı tuz
* 1/2 çay kaşığı karabiber

Yapılışı:

- Şeker, hardal ve dereotunu karıştırın, bir kenarda 15 dakika kadar beklesin.

- Somonlara tuz ve biber serperek, yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin.

- Fırının ızgarasını yüksek dereceye (200 ve yukarısı) getirerek açın.

- Sos kıvamına gelmiş karışımı somonların üst yüzüne sürün.

- En fazla on dakika, ızgarada tutarak pişirin.

Afiyet olsun.




*Onlar kendilerini bilirler, bir de hepsini çok sevdiğimi bilsinler.

21 yorum:

endiseliperi dedi ki...

eh, buradan da alim olduğun ortaya çıkmış oluyor:) ben dinlerim ama hiç anlamam ekmekçikız, vivaldi dışında, kim çalıyor hiiiç bilmem. ancak mozart çaldığında, filmdeki salieri gibi "birkaç nota fazlalığı var, yoksa fena değil,"derim şakadan:p o yay olan arkadaşım da bu amadeus filmine 3 kez gitmişti benden 2 fazla olarak. o da çok sever.

sevgiler.

Adsız dedi ki...

Değerli Okuyucular,
Hani o D. var ya, o işte benim.
Hani bu Ekmekçi Kız var ya bu Ekmekçi Kız, benim has arkadaşım. Siz yazılarla idare edip durun, biz öyle ota-bota gülerek, yaşıyıp dururuz.
:))
Sevgiler.
D.

Adsız dedi ki...

Tatlım,
Üzülerek belirtmeliyim ki, o güzel CDlerin ikincisinde bir arıza var. Ses, kötü çıkıyor.
Yenisi mümkün mü acaba?
E.
Yüz verince böyle de isteriz, işte!

Ayca dedi ki...

Sayin "alim" hanim. Simdi bunca bahsettiginiz eserin ne oldugu konusunda da bilgi verirseniz, meraklar giderilmis, hedef kitleniz biraz daha bilgilendirilmis olur. Cünkü bu merakli zatin kömürle calisan bilgisayari,ya da sacmalamakta üstüne olmayan baglantisi IDSO'nun sayfasini nedense acamamakta, mesajlara, Mozart'a olan sevgiye konu olan esere ulasilamamakta ve sonucta zatin meraki pekismekte, dellenmekte falan filan :)) Saygilar efenim ;)

kecilerin cobani dedi ki...

bakiniz ekmekcikizcim, benim klasik muzik dagarcigim oyle gelismis falan degildir ama benim de bi tane araba cd'm vardir. en bet zamanlarimda dinleyip cosarim, fred cakmaktas olsam ayaklarimla ilerletirim arabayi. o ama beethoven'indir, egmont'udur. ozellikle uverturudur. bir de die trommel grühret'idir, cok severim. mozart konusunda sana cok katiliyorum. bir neşe, bir muziplik var di mi, arada bulunan.. filmi olmasaydi da sezilirdi gibi gelir bana hep.
ve aycaya katiliyorum. ogrensek biz de?

ekmekcikiz dedi ki...

Peri, inan, sadece klasik müziği severek dinliyorum.
Çok dinlemişsem, adını bilebilirim, yoksa ööle kulak mulak yok bende.

O meşhur filmin önce tiyatro oyunu seyretmiştim.
İyi oyuncular vardı, prodüksüyon başarılıydı, İstanbul Devlet Tiyatrosu oynuyordu.
Hatırımda olan sahneleri var, şimdi bile.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Ooo, hoşgeldiniz bayan D.!

Sizi daha sık aramızda görsek, ne hoş olur.
Kendisini yazmak için kandırabilsem, anlatacak çok hikayesi var, amma...
:))

ekmekcikiz dedi ki...

Emriniz olur bayan E.!

Bak sen, demek sana bozuk CD kakalamışım.
:))

ekmekcikiz dedi ki...

Sayın Çoban Kitlem!
Yahu çok hoş olmuş bu iki çobanın arka arkaya yazıp benzer isteklerde bulunması.:)

İşte aranan ve sonunda bulunan müzik parçasının adı.
Sevilen yer, parçanın girişi.

Symphony no 25 in G minor, K 183 (173dB): 1st movement, Allegro con brio

Ay Çobanının kömürlü bilgisayarı koyu renkli yazılmış
"Bu CD yi geçen sene almıştım."
satırını açabilse, tüm CD nin dökümü ne, kim, nerde çalmış vs. vs. hepiciği görülebilecek.

Bu vesileyle Keçi Çobanı da isim öğrenme konusunda bir sonuç aldı diye düşünüyorum.

Size keyfinizce dinlenebilecek, güzel konserler dilerim.
:))

kecilerin cobani dedi ki...

haa, ben de diyom niye koyu koyu yaziyo ehehe, insan ustune imlec, ukurgec, neydi bunun adi, körsırı götürse görecek.
ayip sana coban (carpi 3)

ekmekcikiz dedi ki...

Yahu Çubanım!
Ben saa ha bu hususta daha önce de bir belirtgeç yapmış idim diye hatırlayrum.
He mi?
:))

neolitik hanım dedi ki...

ekmekci kız,

klasik muzik konusunda calarken tanıyabildiğim iki isim var, biri vivaldi, digeri bach. tabiy onların da bilinen eserleri olursa. cok isterdim bir sürü isim bilmeyi ve duyar duymaz tanımayı. "efenim bu sostakovich'in 14. senfonisi, icra eden de viyana senfoni orkestrası, 1979 yılına ait bir kayıt, bıdı bıdı :P" abarttım tabiy ama klasik muzik bir tutku olsun isterdim kendi adıma. klasik müziği yagmurlu günlerde ofiste çalmayı seviyorum en çok, bach'ın goldberg varyasyonları favorim bu ara..

sevgiler

elektra dedi ki...

ekmekçikız,işimi sağlama alayım diye bir de buraya yazıyorummm. ben de cd isterim:)

ekmekcikiz dedi ki...

Neocum,
Benim klasik müzik sevgim kendiliğinden oldu.
Radyo dinlerdim, küçükken.(Bu senin sobene cevap verir gibi oldu, ama değil onu yazacağım.) Cumartesi günleri akşamüstü 5'te Ankara radyosunda çay saati adlı bir klasik müzik programı vardı. Bir saat boyunca, sevilen klasik müzik parçalarından küçük bölümler çalınırdı. Çok ilgimi çeker ve zevkle dinlerdim.
Sonra, üniversitede ders çalışırken TRT 3 açık olurdu ve klasik müzik dinlerdim.
Üniversitenin son senelerinde ve sonraki bir kaç sene İDSO'nun haftasonu konserlerini ve İstanbul Festivali'nin Aya İrini konserlerini izlemekten zevk aldım.
Kişisel müzik tarihim budur.
:)

ekmekcikiz dedi ki...

Elektra Hanımciim,
Size bir haller oldu, böyle gün ortası buralara yazı yazmalar filan... Üstün performans gösteriyorsunuz, yani.:)
Emredin, lafı mı olur?
Bir görüşebilsek, değil bir CD double CD niz hazır, amma, heyhat!
Dedim ve topu size attım, efendim.:))

elektra dedi ki...

:))) sorma...kimin dilekleri sayesinde sanıyorsun. ben de şimdi benim orada top attım havaya:)

metin dedi ki...

Ekmekçikız Hanım,

Dilek Kutusu'nu hatırlar mısınız? Ankara Radyosu, cumartesileri, saat 16.00-17.00 arası.

ekmekcikiz dedi ki...

Metin Bey,
O programın adı dilek kutusu muydu?
Benim aklımda çay saati diye kalmış.
Bu durumda saatini de yalnış hatırlamış oluyorum.:(
Hani ilginç sesli, yavaş yavaş konuşan bir hanım sunardı programı, benim kastım o.

metin dedi ki...

Ekmekçikız Hanım,

İşte o hanımdı evet, son zamanlarında iyice ihtiyarlamıştı, sesi titriyordu. Belki de o aralar ölüp gitmiştir. Adını yakın zamana kadar ezbere bilirdim, unutmuşum ne yazık ki. Çay Saati'ni ise ben hatırlamıyorum, başka birinin programı olabilir.

Bu arada tesadüf bu ya, ben de busabah Mozart'ı İstanbul'a getirtmiştim. Hem de çok ilginç bir kıyafetle... Belki bakarsınız.

sumuklubocek dedi ki...

Ah cok begendim bu somonu. Somon severlerin onde gideni olarak hemen yapacagim ;)
Ben de Bayan S. olaraktan bir kopya rica etsem ;)

ekmekcikiz dedi ki...

S.böcek Hanımcıim,

Bu tarifi beğenirseniz, size favorim olan başka bir somon tarifi de verebilirim.

Kopyanızı hazırlayayım, buralara gelince veririm.
:)