Cumartesi, Ekim 11, 2008

AVOKADO SEVER MİSİNİZ?

Tijen İnanltong, "Mutfakta Zen"deki yazılarını severek izlediğim bir blog komşumdur.
Sadece bu değil, kitaplarını da merakla, her seferinde çok değerli bilgiler öğrenerek okurum.

Hafta başında aldığım avokadoların olgunlaşıp, tam yenilecek kıvama geldiğini görüp patatesli avokado salatası yaparken, Tijen'den öğrendiklerim aklıma geldi.
Kaç zaman önce demiş ki:
Bütün avokado severlere adiyorum bu yaziyi! Siz de benim kadar delisiyseniz, sanirim merak ettiginiz pek çok seyi bu satirlardan ögreneceksiniz. Afiyet olsun.

Geçen kış bir ara yine avokadolu tarifler yer almıştı blogunda. Oradan öğreniyoruz ki, avokado artık Türkiye'de de yetiştiriliyor.
Anadolu'ya has bir meyve değil, bize sonradan gelmiş. Bana söylenen, bundan 30 yıl kadar önce bir ziraat mühendisinin getirip denemek için Antalya'daki Narenciye Enstitüsü bahçesine diktiği....Türkiye'de 3-4 türü var ancak. Bunlar farklı dönemlerde olgunlaşıyor. Yani eğer Antalya'daysanız, ithal avokadolara yüz vermeden, Eylül-Ekim ayından itibaren, Mart-Nisan'a kadar rahatlıkla ve de bol bol yiyebiliyorsunuz.

Bu benim usulümle bir avokadolu salata:

PATATESLİ AVOKADO SALATASI

Malzemesi:

* 1 olgun avokado
* 4 küçük boy patates
* 2 küçük boy olgun domates
* 1/2 küçük boy kırmızı soğan
* Arzunuza göre biraz maydonoz veya biraz dereotu
* 1/2 limonun suyu
* Zeytinyağı, tuz, karabiber


Yapılışı:

* Patateslerin kabuklarını soyup, buharda pişirdim. Ilıkken, tuz, biber, zeytinyağı, limon ekledim.
* Avokadonun kabuğunu soyup, boyuna dörde bölüp 1/2 santim eninde küçük parçalar halinde patateslerin üzerine doğradım.
* Domatesleri ve soğanı doğradım.
* Maydanozu doğradım, kaptakilerin tümünü ezmeden karıştırdım.



Yukardaki yazının bir yerinde, "Avokado çabuk meyve verebilen bir ağaç. Diktikten 3-4 yıl sonra meyve alabiliyorsunuz. Ancak yalnızlıktan hoşlanmıyor bizimki, ille de eş istiyor kendine. Dişiyle erkek birlikte yaşayacak. Yoksa meyve vermeyi reddediyor. Ne garip değil mi?" demişti Tijen.
Bunun üzerine bizim apartman bahçesindeki avokado ağacını hatırlamış ve aşağıdaki yorumu yazmışım:
"Apartmanımızın bahçesinde bir avokado ağacı çıktı, kendiliğinden.
Allah bilir, benim yediğim avokadoların birinin çekirdeğindendir.
Uzayıp gidiyordu, demek eş istediğinden meyvesizmiş. Ben de, İstanbul'da bu kadar büyüdüğü bile iyi, nasıl meyve versin diyordum. Kendisine bir eş bulsak, belki de yavrulayacak."

Yazıyı tekrar okuyunca aklıma geldi ki, bizimki henüz kendine eş bulamadığından meyve veremiyor. Salata yaptığım avokadonun çekirdeğini balkondaki bir saksıya gömdüm, hemen. Umarım, bir fide gelişir. Fideyi bahçeye dikip, tuttururursak, bir de bakmışsınız avokadolar artık bahçeden geliyor.
Çok mu uzak bir ihtimal?
Olsun, deneyeceğim.

.

2 yorum:

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

ben kardeslerime bir turlu sevdiremedim, ben ise, kilo aldirmasa hergun her dakika, ekmek arasi bile yiyebilecegim bir sey.. su tarifini bir deneyeyim...

bu arada "killer guacamole" yaparim :-)) kayitlara gece.. he he h e

ekmekcikız dedi ki...

Hah yaşa, Muhtarcığım!
:))
Ben de, güzelim avokado salatasına kimse yüz vermedi diye kederlenmiştim.:)
Bugün yine avokado yapacağım, bu sefer Tijen'in tarifiyle; hardal soslu.
Şu killer guacamoleyi kayıtlra geçirdim, bile. Kısmet artık, ya orda ya burda, birgün...
:)