Cumartesi, Şubat 28, 2009

GİTMEDEN GEZİ YAZISI YAZILIR MI?

KÜBA'YA HOŞGELDİNİZ!

Sevgili gezgin dostum Fü. Hanım -ki kendisiyle Prag ve Napoli'ye gitmiş olmak ayrıcalığına sahibim- kaç zamandır hayalini kurduğu bir yolculuğa gidip, döndü: KÜBA!

Dönüşünde, gözleri parlayarak ve hayalleri gerçekleşmiş bir insanın mutluluğuyla öyle hoş ve canlı bir yolculuk hikaye etti ki, dayanamadım, iznini ve fotoğraflarını alarak bir gezi yazısı yazmak için kolları sıvadım.

Biliyorum, artık bu kadarı da ukalalık sınırlarını zorluyor.
Hadi görmeden film yazısı yazdım, tüm filmleri görmeden Oscar kazanacakları tahmin edip tutturdum da, görmeden yolculuk yazmak ne oluyor, diyeceksiniz.
Bilmiyorum.
Deneyeceğim.
İlk dayanağım Fü. hanımı tanımak, onun yolculuk tepkilerini, hislerini kestirmek.
Başka da bi şey yok zaten, hepsi buymuş!

Şimdi, sizi çocukluğumun enn çok zihnimde yer eden şarkılarından birini dinlemeye davet ediyorum.
Guantanamera / Guantanamo'lu Kız
Bu şarkının sözlerini, Küba'nın ilk ulusal kahramanı, İspanyollara direnişin sembolü Jose Marti yazmış.

Hem de kim söylüyor?





Ben o esnada fotoğrafları yükleyip, hikayelerini yazacağım.

Küba'ya hoşgeldiniz!

.

8 yorum:

Furkan dedi ki...

Yazıyı merakla bekliyorum,
ayrıca

http://listen.grooveshark.com/#/song/Guantanamera/7192177

Bu versiyonu altına koyup seçmeli de yapabilirdiniz aslında. Eminim bunu da tercih edecek birçok kişi olurdu. :)

Bu arada, kıskanma mı diyelim, etkileşim mi diyelim;

http://theadolescent.blogspot.com/2009/02/with-god-on-our-side.html

Simon Templar dedi ki...

zamanında 'vantana mena' diye giden şarkının guantanamo'yu andırdığını söylediğimde "e, zaten orada söylenen orası" demiştiniz. (link).
ben yok canım deyince de araştırdığınızı, ispatları açıklayacağınızı söylemişsiniz (yine azz sonnaa:). 1 yılı geçmiş valla.

Ekmekcikız dedi ki...

Furkan,
Yazıyı sonunda tamamlayıp, yayınladım, az önce.
Bakalım, tepkileri merakla bekliyorum, doğrusu.
:))

Doğru diyorsun, şarkının bu versiyonu da tercih edilebilir. Ancak, benim çocukluktan zihnime kazınmış olan ve bir gruba ait olduğunu sandığım versiyonunu henüz bulamadım, aslında onu koymak istiyordum.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Simon,
Şöyle olmuştu:
O vakit wikipedi-medi yokmuymuş ki, bilemedim şimdi, neyse, sahiden aradım bu konudaki gerçeği, buldum ve o Guantanamo'lu kızı anlatan şarkının İspanyolca sözlerini, hem de İspanyolcasını geliştirmek için Küba'ya gitmiş bir arkadaşıma çevirttim filan ve fakat gerçeği bilmek, bulmak bana yetti anlaşılan ki, gelip oraya yazmamışım.
Eh, şimdi artık bu konu tamamen aydınlanmış oldu, dimi?
Nasıl, bu Küba senin Küba'na benziyor mu?
:)))

Simon Templar dedi ki...

hah, şimdi yazabilirim yorumu. görülmesin de arkadaşınıza ayıp olmasın diye bekledim.
son soru için, yok, hiç benzemiyor. bu küba bana çok turistik geldi. çok steril, çok insanlardan ve sokaktan uzak. zaten yazıda bahsi geçen oteli görünce orada da aynı şeyi düşünmüştüm. turistlerin çoğu hiç gerçek kübayı yaşamadan gelip gidiyor diye. yani bir tarafta havuzbaşı içkileri var, diğer tarafta casa(pansiyon)'lardaki curcuna, sokakta sürekli birşey satmak için sataşanlar, birden başlayan muhabbet.
oradan anlatmak istediğim birkaç an var (neredeyse iki yıldır), anlatınca daha net olur bunlar.

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncum,
Galiba yazıyı tamamlarken eksik mi bıraktım veya tam vurgulamadım mı?
Aslında arkadaşım da turla gittiği için bu turist hareketlerini yapmak zorunda kaldığını ve bir kez daha gidip tursuz mursuz kendi başına o casa'larda kalıp, ülkenin kalanını da gezmek istediğini söylemişti.
Ana yazının en altında böyle bir cümlecik var, ama, duygusunu tam verememişim, anlaşılan.

Peki, anlat bakalım seni dinleyelim.
:))

Simon Templar dedi ki...

yok, ama benim amacım beğenmedim, olur mu böyle demek diildi. bu küba senin kübana benziyor mu diye sormuştunuz, ona cevap niteliğindeydi sadece. bir anlamda arkadaşınızı da onaylayarak.

yalnız, daha geçen günki yazı 2. sayfaya düşmüş bile. hızınıza yetişilmiyor gerçekten çavdar hanımcım.

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncum,
Bu yazı yazma işi konusunda abarttığımı kabul ediyorum, haklısın.
Fekat ne var ki, bu aralar böyle, engel olunamayan bir hal sanki...
:))