Perşembe, Mart 05, 2009

DEVRİMCİ YOL'DAN HAYALLERİN PEŞİNDE KOŞMAYA

Mahallenin delisi genç adam, hiç beklemediği bir söz eden genç çifti coşku ile kucakladı adeta. Değil mi ki onlar içinde bulundukları durumu "umutsuz boşluk" olarak tanımlamışlardı ve bundan kurtulmak için çıkar yol gördükleri bir şeyi yapacaklardı...
Peki, tası tarağı toplayıp, Paris'e taşınma sevdasına düşmüş genç çift bunu başaracak mıydı?
Bu kadarcık kişisel devrim bile, ucundaki güvenlik eksikliği nedeniyle başarısızlığa mı mahkumdu, yoksa?

Filmde arkamdaki sırada oturan, yaşları filmdeki karakterlerin yaşına yakın genç insanlar, sık sık güldüler olana bitene. Bununla da yetinmeyip, kahramanları kıyasıya eleştirdiler, kısmen aşağılayarak.
Neden acaba?
Oysa, ben onların yaşındayken bu filmi seyretsem, cin çarpmış gibi olurdum.
Nasıl da, aynı umutsuzluk, mutsuzluk, boşluk, ne yapacağını, hayatı nasıl geçireceğini bilememe hali...
Şimdi, cin çarpmadı. Çünkü, köprülerin altından tonlarca sular aktı, o yaşta yaşanacaklar bitti. Artık, hayatın başka bir noktasındayım, bakış açım farklı, beklentilerim değişti. Devrim yapmaktan vazgeçtim. Başkaları devrim yaparsa desteklerim, belki.
Neden şimdiki aynı yaş kuşağı insanları, şu kadarcık kişisel devrimi bile eleştirdi? Belki, benim rastladıklarım hayatla muhasebelerini erkenden yapmış olanlardan, "debelenmeye ne gerek var, hayata teslim ol" diyenlerden. Başka yazılar da okudum, filmi seyredince dağıldığını söyleyen başka genç insanlar.
Film ve temellendiği roman umutsuz, karanlık yapılar zaten.
Herşey eski haline döndüğünde bile, alttan alta o her an yine bir olay patlak verecek havası derinden hissedilmekte.

Filmin adı sinemaya uyarlandığı aynı adlı roman gibi, bir ironiyi belirtmek için konulmuş olmalı: "Revolutionary Road"/Devrimci Yol.
Devrim yolu hayal yolu dediler zaar, "Hayallerin Peşinde" demeyi uygun görmüşler. Aynı noktaya çıkıyor sanki; ne devrim var ortada, ne de hayal peşinde koşmak bir kazanç sağlar insana.
Yok canım, siyasi bir film değil sözkonusu olan. İsim, sadece ve yalnızca bir sokağın adı, o kadar. Hem de nezih bir mahallede ve çocuk büyütmeye çok uygun bir sokak bu.

Burada, film hakkında çok güzel bir yazı var, okuyun lütfen.

Şurada, filmin resmi sitesinde yüklenmesi uzun sürse de filmin fragmanı var, seyredebilirsiniz.

Hayatı süresince çok fazla tanınmayıp, ölümünden sonra kıymeti bilinenler soyundan olan yazar Richard Yates hakkında bilgi isterseniz, tıklayın.

Bir de buraya mutlaka bakın. Kısacık rolüyle harikalar yaratan ve en iyi yardımcı erkek oyuncu rolüne adaylığı son derece doğru olan Michael Shannon'u, mahallenin delisini, tanımak için.


Ekleyeyim ki, Leo ve özellikle Kate çok iyiler. Söylenecek şey, onların 30'lu yaşlarını hiç de boşa geçirmedikleri.

.

8 yorum:

elektra dedi ki...

ah ekmekçikızcığım, bu filmi önce annelerimizin babalarımızın kuşağını ana ana izledim izledim, sonra dannnnnn diye bir vurdu beni, kendimize, bizim kuşağa ve hatta hadi itiraf edeyim, kendime döndürdüm gördüklerimi. o denli değilse de önümüze sunulanlarla, onları aşmaya çalışırkenki diz kanamalarımız geldi oturdu boğazıma, ağlayayazdım. çok güzel bir film, çok.

Ekmekcikız dedi ki...

Hah işte, tam da bunu söylemeye çalışıyordum, Elektracığım.
Öyle değil mi? İnsanın boğazına oturuyor.
Hem olan biten, hem insanların çabalamaları, yaralanmaları...
Yine de o acları yaşamak ve içnden çıkmak, insanı bir noktadan diğerine taşıyor, düşüncesindeyim.

İşte, o nedenle arkamda oturan, gülen eğlenen gruba adeta acıdım. Bunlar yaşanmadan, veya bunları yaşamayı retederek hayatlarında ne çok şeyi ıskalamış olacaklarını düşündüm.

şule dedi ki...

bekledigim yazı böyle bir şeydi tam da, ellerine, kalemine sağlık arkadaşım :)
bu pazar seyredecegim ben de. merakla beklemedeyim.

Ekmekcikız dedi ki...

Seyredince ne diyeceksin, diye bekliyorum.
:)))

zeynep dedi ki...

Bunuda bir kaç gün sonra izleyeceğim. Zira üstüste iki gün iki film hem bünyeme ağır geliyor, hem de o kadar uzun süre hareketsiz oturamama gibi bir sorunum var. Yalnız bu filmin ismine bayıldım. önyargılı yaklaşabilirim...

Ekmekcikız dedi ki...

İki gün üst üste film seyredememe...
O kadar uzun süre hareketsiz oturamama...
Ne desem ki?
:)))

müzi dedi ki...

linkini izledim geldim Ekmekçikız :)
benden çok daha önce söylemişsin söylenecekleri, hem de çok güzel bir şekilde. ben yazında geçtiği gibi, filmi izleyip cin çarpmışa dönenlerdenim. çok güzel çok

Ekmekcikız dedi ki...

Müziciğim,

Öyle değil mi?
:))