Cuma, Nisan 24, 2009

"HAYATTA EN KORKTUĞUM ŞEYDİ, BAŞIMA GELDİ"

Bir süredir, içten içe bir felsefe geliştiriyorum.
Öyle dünyayı yerinden oynatacak, büyük değişimlere yol açacak bir teori değil.
Kendim için.
Şu başlıktaki söz var ya; hayatta en korktuğumuz şeyin başımıza gelmesi.
İşte ampirik yöntemlerim sonucu, bu sözün tamamen doğru olduğuna inanır oldum.

Bakın inanç denince, felsefe uçtu gitti, gümledi bile. Hayır, hayır. Felsefeyi tamemen uçurmadım, merak buyurmayınız. Bu inanma halimin arkasına bir de düşünce taktım, böylece felsefeye ulaştım. (Elektram, hocam, saçmalıyorsam, "otur, sıfır" deme şerefini sana verdim.)

Aslında hayatta yalnızca "en korktuğumuz" değil, "en istediğimiz", "en düşündüğümüz", en..., en..., pek çok şey başımıza geliyor da, biz bunların bir kısmını ayırdetmiyoruz, bir kısmına kader diyoruz, bazen kazadır olduyu uygun görüyoruz.
Kısacası, beynimizin henüz kontrol edemediğimiz kıvrımlarının, hayatımız üzerindeki müthiş egemenliğini izler durumdayım, aslında.

Bugünlerde bu teorimi hatırlamama ve tekrarlamama neden olan bir "kaza" oldu.
Annemin başına geldi; "hayatta en korktuğu şey", bir yerleri kırıldı; ayağının topuk kemiği.
Evet, bir kaza oldu. Uzak yol pikniğine gittiği bir gezmede, yolcu otobüsünde yerine otururken, ayağı mı kaymış, başı mı dönmüş, anlaşılamaz şekilde ve bir anda, kendini otobüsün orta merdiveninden geriye doğru düşerken bulmuş. Neyse ki, otobüs kapısı kapalıymış da, aşağıya uçmamış. "Bileğim burkuldu" diye haber geldi, önce. Hem de olaydan iki-üç saat sonra, "biz üzülmeyelim" diye.

Otobüsün dönüşü akşamı, geceyi buldu.
Nöbetçi ortopedisti olan hastane bulduktan sonra, "film çekilsin", bir de "tomografi alalım, üç filmin ikisinde çatlak yok, birinde var ama, emin olmalıyız", "asıl sorun topukta, tendon kopmamış ama, kemiği kırmış, tendon ayrılmasın diye alçıyı uzatacağız" aşamalarına geçmek, önce yapılan dizaltı alçının çıkarılması, yeniden kasığın üç parmak altına kadar çıkan alçı yapılması, neler yapılacak yapılmayacak talimatlarının dinlenmesi, ayağın üzerine kat'iyyen basılmayacağı için, gece 01:00'da eve ambülansla dönmek ve paramediclerin özel sedyeleriyle taşınmak vs. vs. hepsi akşamdan geceye uzanan o saatlerde yaşandı sırayla.

İki gündür, evde hızlı bir hayat var; koşturmaca. Tuvalete nasıl gidilecek organizasyonu, koltuk değneği alınması, bakım için kimi buluruz, nasıl düzenleriz, kontrol randevusu ne zaman, "ayakta ağrı var mı", "iyi iyi şişmemiş", "ne yersin anneciğim", .....
Çok şükür ki, iki kız kardeşiz de kendi başımıza da olsak, tüm bunları birbirimize destekle yapabiliyoruz.

Sayılı gün diye avunuyoruz. Şu üç gün sonraki kontrolden iyi haber alalım, topuk ameliyat gerekmeden toparlanmaya başlamış olsun da, sonra üç haftaya alçı diz altına inecek, daha kolaylaşacak işler diye avunmaya umut karıştırıp beklemedeyiz.

Diyorum size:
Bir şeylerden "hayatta en çok korkmayın"!
En çok istemek, en çok sevmek, en çok hayal etmek serbest!

.

19 yorum:

serpil dedi ki...

Çok geçmiş olsun Ekmekçikız, en kısa zamanda iyileşsin annen.

gülçin dedi ki...

çok geçmiş olsun, insan hiç kıyamıyor değil mi annelere? acil şifalar ve sevgiler.

funda dedi ki...

geçmiş olsun ekmekçikızcığım yaa.. daha kötüsünden saklasın derler ya, onu diledim sizin için.. çok geçmiş olsun..

Arzu Çur dedi ki...

Ah yaa, çok üzüldüm. Selam söyle teyzeciğime, çok geçmiş olsun canım benim.

BAYAN E. dedi ki...

Haftasonu bir görüşebilsek teyzemle...bak bir şeyciği kalmaz...kalsa da umursamaz...

zeynep dedi ki...

Hayatta seni en mutlu eden şey, başına gelsin e mi! Hem de sık sık...

Bu arada geçmişler olsun. Anne çok şanslı, aynı benim annem gibi. Zira ona çok düşkün iki kızı var.

Özlem A. dedi ki...

Çok geçmiş olsun. Anneciğiniz umarım bin an önce iyileşir. Dedikleriniz çok doğru. Düşüncemizle hayatımıza dair birçok şeyi kendi istediğimiz hale getirebiliriz. Ama bir kazadır olmuş çok da buna bağlamamk lazım. Öptüm...

metin dedi ki...

Çok geçmiş olsun. Anneniz tez vakitte iyileşsin, birşeyciği kalmasın.

Dediğinizse çok doğru, çoook...

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Dostlarım,
Serpil, Gülçin, Funda, Arzu, Bayan E., Zeynep, Özlem A., Metin Bey,

Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür edrim, desteğiniz ve iyi dilekleriniz için...

Benim felsefe icat etmem bir yana, bizde de derler ya "bir şeyi 40 kere söylersen olur" diye. İşte o hesap. "Hayatta en çok bir yerim kırılır da yatar kalırım, diye korkarım" diyen aneciğim başa gelince sessiz sedasız duruma katlanır oldu.
Öyle işte!
"Korkunun ecele faydası yok" demişler ya bir de. "Başa gelen çekiliyor"

Ahh! Tam bir atasözü cennetine dönüştü bu yorum-cevap.
Bürodaki işleri organize etmek için evden çıkmışken, size selam sarkıtmadan geçmeyeyim demiştim, lafı sakız ettim.
Hadi, ben kaçayım, kalın sağlıcakla ve iyi şeyler düşünün, güzel şeyler hayal edin.
:))

neolitik hanım dedi ki...

çok geçmiş olsun, annen kısa zamanda iyileşsin inşallah. koşturmaca bir süre devam edecek gibi görünüyor, size de kolay gelsin, üç gün sonraki kontrolden de iyi haberler alınsın inşallah.

ve de katılıyorum söylediklerine. bence de öyle oluyor, "en korktuğum şey .." diye başlayan cümleler kurmamak lazım.

endiseliperi dedi ki...

çok geçmiş olsun, ekmekçikız. çok zor şu topuk kırılması, bir arkadaşın(!) başına gelmişti.

en korktuğum şey ve asla yapmam dediklerimin hepsi bir bir, sırasıyla başıma geldi. öyle ki bu minvalde bir şey demek gerektiğinde, neredeyse ağzımı elimle örtüp şapşal şapşal duruyorum. ama şekerim aklımdan geçince bile başıma geliyor, eğer dalgaların yeşilini hiç düşünmezsen her istediğine kavuşursun diyen o bilge bana, aklından hiç kötü şeyler geçirme demiş gibi bunalıyorum. hepsi aklıma sökün ediyor. sonra da başıma!

neyse annen çabucak iyileşsin. çok şanslı ki yanında sen varsın.

sevgiler.

şule dedi ki...

hay allah ya...cok cok gecmis olsun canikom.
bi de elektram hocam ne der bilmiyorum tabii ama bence bu felsefede kesinlikle haklisin...

teyzenteyfik dedi ki...

Ne kotu olmus! :(

Cok gecmis olsun annecigine... Carcabuk iyilesir umarim...

Adsız dedi ki...

çok geçim olsun.. en kısa zamanda hiç olmamış gibi olsun inşaallah... lilium

celerone dedi ki...

Önce geçmiş olsun ekmekçi kız. Annene sevgiler, selamlar.

Felsefene gelince, e doğru bu. Ama beni çok korkutur aynı zamanda. Çünkü kötü şeyleri akıldan uzak tutmak o kadar zor, senaryolar yazıp sonra olmadığına şükretmek o kadar doğal ki.

Her güzel şey bizi bulsun diyeyim en iyisi.

elektra dedi ki...

ekmekçikız hanımcım, estağfurullah, ardına düşünce taktıysan sorun yok, otur 100:)
şakayı geç, anneciğine çok çok geçmiş olsun.

şu kötüyü düşünmeme meselesi bumerang gibi bir şey. düşünmeyeyim dedikçe en canlı vizyonlarla aklıma gelip gelip durur. galiba onun için adamlar en iyisi düşünme diyorlar, düşünmemen gerektiğini bile düşünme. anda kal...

tekrar çok geçmiş olsun...

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Dostlarım,(II)
Neo, Peri, Şule, T.T., Lilium, Celerone, Elektra,

Sizlere de ayrı ayrı ve çok teşekkür ederim.

Üç günden sonra, yeni duruma biraz daha uyum sağladık, hep beraber. Gelen günlerin iyileşme getirmesini diliyoruz.

Bir de eklemeliyim ki, insanın aklına kötüsü geldikten sonra, onu düşünmekten de düşünmemekten de kendisini alıkoyması eşit zorlukta. En iyisi, kötü olanın da hayatın parçası olduğunu kabullenmek ve üstünden atlayıp geçmek, galiba...
:)

Adsız dedi ki...

Cok gecmisler olsun!!!!!!! Ne fena acimistir, hem de alci isi cok zor olmali. :o(

Ama Ekmekcikiz, dikkat. Yaslilarda genellikle dustugu icin kirilmaz kemik derler. Ya dedigin gibi mesela tansiyon ya da balansta birsye olmustur, ya da kemik kendisini koyvermistir. Onlara baktirmak gerekebilir.

Cok gecmis olsun.

www.elifsavas.com/blog

Ekmekcikız dedi ki...

Elifciğim,
Adını andığım dostlardan biri daha gelmiş. Yahu, ben erdim, sanırım.:O)
Sağol, Elifciğim.:))
Haklısın, düşmeden ziyade yaş nedeniyle kemikteki ostropoz nedeniyle ve aşil tendonunun çekmesi sonucu kırık olmuş. Şimdiki durumda tendonun durumu önemli. Neyse ki, acı çok fazla olmamış.
:)