Çarşamba, Ağustos 12, 2009

SİZE NASIL GELİYORSA, ÖYLEDİR!

Öyle işte!
Hayat hep eğlenceyle, neş'eyle, gülmekle geçmiyor.
Aslında hayat sıkıntılı, yorucu ve üzücü.
Genellikle.
Onu olduğundan daha iyi veya daha kötü, daha eğlenceli veya daha hüzünlü algılayan bizleriz.
O sırada nasıl işimize geliyorsa, hayat bize öyle geliyor.
Yok hayır!
Bu kadar basit değil.

Bugün sen değil miydin, hastane tünelinde giderken ve gelirken tekerlekli sedye ile götürülen ve getirilen bembeyaz yüzlü çocuğu gördüğünde, içi yarılan, nesi var acaba diye düşünen?
Bugün sen değil miydin, çocukken sana defalarca kez yemek yedirmiş hasta yatağındaki halana çorba içirirken, nefesi sıkışan?
Bugün sen değil miydin vezneye para yatırırken, ilk defa iyileşme umudu olmayan bir hastanın taburcu işlemlerini yaparken gözleri dalan?
Hepsi kayıtlara alındı o yaşananların.
Kayda geçmişlerin ağırlığı var.
Bu akşam, hatta yarın bile o ağırlığı atmaya çalışmak yararsız.
Şimdi hayat zorluyor, acıtıyor.

Tam şu an, akşam alacasının şehrin üstüne çöktüğü şu an, hastanelerde yatanları, onların yakınlarını kafamın içinde hissediyorum:
Kimi, amansız hastalığın sarkacında, iyileşiyorum sanmakta iken tükenmekte,
Kimi, yarın sabah gireceği ameliyattan şifa ummakta,
Kimi, yanında refakatçi durduğu insanının bir an önce şifa bulması için, kimi bir an önce acılarından kurtulması için duada,
Kimi doğurmakta, doğmakta iken diğeri son nefesini vermekte.
İşin daha da acı yanı, bütün bu yaşananları ağırlaştıran veya farkına varmadan hafifleten, para isimli bir nesnenin varlığı. Paran varsa, acın daha az acıtıyor (gibi).

Neydi?
Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
İnsan unutur; bu eksiklik mi, aksaklık mı yoksa?
Değil değil.
Bu olsa olsa, insanın hayatta kalmasının yoluna devam etmesinin en temel yolu.
Yaşananı, özellikle de acı iz bırakarak yaşananı unutmazsan, hayatta kalmaya devam edemezsin ki!
Belki yarın değil, belki bu hafta değil, yine de öyle bir an gelecek ki, unutacaksın. Devam edeceksin.
Belki, şunun yardımı olacak, veya başka birinin...

Evet, öyle işte!
Size nasıl geliyorsa, öyledir!

.

10 yorum:

şule dedi ki...

hayat tam da böyle bir şey di mi arkadaşım?
"bir yanımız yaprak döker, bir yanımız bahar bahçe..."

elektra dedi ki...

unutmak ne eksiklik ne aksaklık, senin de dediğin gibi, sistemimizin belki de en yararlı süreci böylesi acılar karşısında.
halacığına geçmiş olsun dileklerimi kabul et canım benim, nedir ne değildir bilmiyorum, ama daha çooook çorbalar içebilsin dilerim:(

funda dedi ki...

akşam okudum bu yazıyı sonra uyudum, rüyuamda gördüm sonra aynı yazı- çok etkilenmişim demekki, ama rüyamda yazı şöyle başlıyordu " bizim hiçbişeyimiz yok "...
umarım sizin hiçbişeyiniz yoktur..

Arzu Çur dedi ki...

Umarım hiç bir şeyiniz yoktur. Umarım sizden ıraktır.

Canım benim.

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
Başka türlüsü çok zor, değil mi?
Hayat hep cehennem azabıyla ya da masal prensesi kıvamında yaşansa, hayat olmaktan çıkardı.
Sağolasın. :)

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracığım,
Umarım ve dilerim daha çook çorbalar içer. Ama...
Aması şu ki, kanser ve son zamanlarda atağa kalktı, başka organlara sıçradı. En son hastanede bulunması kendiliğinden kırılan kol kemiğinin çivilenmesi içindi.
Zor işler. :(

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacığım,
Bizim çekirdek ailede bir şey yok, şükür. Yaşı ilerlemiş de olsa akrabaların, yakınların hastalıkları zor, yine de.
Öyle işte...

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Çok ırak değil, ne yazık ki. :(
Eh, yine de aynı evde olana daha da zor.

Ebru dedi ki...

Çok geçmiş olsun. İçim burkuldu okurken dediğin türden manzaraları o kadar sık görüyorum ki. Bambaşka bir yanı yaşamın hastaneler değil mi?

Ekmekcikız dedi ki...

Sağol Ebrucuğum.
Yaşamın diğer tarafında hastaneler sanki; kaçmak mümkünse hiç orada olmamk istiyoruz da, ihtiyaç olunca çaresiziz.
Keşke, oralarda gece karanlığı hissi ile bulunmasak!:(