Cumartesi, Nisan 17, 2010

KADI EFENDİNİN SEYAHATNAMESİ

Babam hakimdi, yargıç yani.
Çocukluğumdan hatırladıklarım bölüm bölümdür.
Doğduğum, ilkokula başladığım, ortaokula devam ettiğim, liseye gittiğim başka başka Anadolu kasabalarının anılarını biriktirdim.
Televizyonun olmadığı, ulaşımın trenle yapıldığı, eğlence denince akla gelenin tek sinemada değişen filmleri izlemek, radyo tiyatrosunu dinlemek ve akşam oturmalarına gitmek olduğu zamanlardan ve yerlerden sözediyorum.

Nasıl geldik bu anılara diyorsunuz, bu nostalji rüzgârı nereden esti?
Çekmecelerimi düzenliyordum.
Öyle sıkılınca çekmece, dolap indirip onları havalandırıp, yerleştiren ve o esnada kafasını toplayanlardan değilim. Bi kere, herşeyin yeri bellidir çekmecede, dolapta. Alacağımı dağıtmadan alır ve kalanı düzgünce bırakırım.
Her ne olduysa, bazı şeyleri üst üste tıkmış olduğumu farkettim. Hiç de böyle bir düzenleme ve yerleştirme planlamamışken bir de baktım ki, döküntü saydığım bir dolu evrakı atıyorum.
At, at, at!
Derken bir mektup geçti elime, yazılalı tam kırkiki yıl olmuş. 
Tayin olup kasaba değiştiren bir meslektaşı babama yazmış ve yapılan yolculuğu, gidelen yerdeki ilk izlenimleri anlatmış, uzun uzun.
Anlatılan duygular, olaylar benim yaşadığım benzerlerini hatırlattı bana. İstedim ki, burada nakledeyim.
İşte, ilk sayfalar.







Üstlerine tıklarsanız büyürler ve yazıları okuyabilirsiniz.
Devamını da isteriz derseniz, elle yazacağım gün gün.

.

12 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Çok ilginç ve çok hoş. Devamını da okumak isterim. Geçen gün ben de çekmece kurcalarken annemin yeni evliyken dedeme yazdığı mektubu bulup bir fasıl ağladım:( Sonra da itinayla sakladım, şu an nereye koyduğumu hatırlamıyorum iyi mi:))
Haydi bakalım bekliyoruz mektubun devamını...

Adsız dedi ki...

o kadar duygulandım ki, içerik bir yana, o el yazısı...

bugünkü eçiş bücüş yazılar!

imla hatalarına hiç dokunmuyorum bugünkülerin!

kelime seçimi (nüans farkları)... bugün bunları kim fark edebiliyor?

bu belgeler kişisel tarih belgeleridir. size bana uyar, başkasına uymaz; ama gerçekler bunlarda saklıdır. zihni açık ve merakı açık kişiler için.

böyle bakabilen içi bunlar ne büyük rehber olabilir.

allımorlu dedi ki...

eski mektuplarda -bildiğim kadarıyla- mektuba başlamadan önce mektubun içeriği hakkında kısa bir giriş yazısı akabinde mektuba başlanırmış..bu mektupta olduğu gibi..
çok hoştu..devamını bekliyoruz..

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
El yazısından bilgisayar yazısına tercüme yapabildiğimde devamı da gelecek.

Öyledir ya! "Dur kaybolmasın" diye güya iyi bir yere kaldırırız sonra "ara ki bulasın"
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Adsız,
İlk kez buradaysanız, hoşgeldiniz.
Madem ki bu mektubu sevdiniz, tamamını yakında görebileceksiniz.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Allımorlu, siz de hoşgeldiniz!
:)
Neyse ki, ben mektup yazan, alan, okuyan bir nesilden geliyorum.
O nedenle bu mektubu bulunca eskiyi özlemle andım.
:)

metin dedi ki...

Aaaa! Hakkaten öyle olmuş, yani Bulunuveren Eski Mektuplar Haftası'nı açmışız törenle!

Devamını isteriz efenim, evek. (Eski zaman elyazısının asilliğine de bakınız bu arada.)

Ekmekcikız dedi ki...

Maziden gelen mektup haftası kurucusu değerli blog dostum Metin Bey,

Durunuz bakın, mektupta adıgeçen Cavidan ve Handan'la olan çocukluk fotoğraflarımı da bulayım da, maziye dönüşümüz tam olsun!
:)

şule dedi ki...

ne güzel mektuplar yazılırdı eskiden sahi. çok hoş bir sürpriz olmuş bu.

Ekmekcikız dedi ki...

Şimdi de yazıyoruz ya, el yazısı olmayınca ruhu kaçıyor, sanki.

elektra dedi ki...

bende de annemden aşırdığım eski kutlama telgrafları var, minik bir arşiv, ama çok değerli benim için. annemin nikahına yollanan, benim doğumuma yollanan telgraflar. eskiden mektup yazarmış di mi insanlar? ne güzelmiş, ne kıymetliymiş. iletişim araçlarının türü artıp kullanımı kolaylaştıkça nitelikten yitirdi iletişim, bir küçük beğen tuşu, bir iki tıkla yollanan hazır mesajlar. hiçbiri, hiçbiri şu güzelim el yazısının ilettiği içtenliğe sahip değil. ne acı:(

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracığım,
Bizde de vardı o telgraflardan bir tomar.
Kimbilir hangi taşınmadan sağ çıkamadılar, artık...
:(