Pazar, Ağustos 22, 2010

ALTIN ÇİLEK VE BAŞKA ŞEYLER


Pess!
Tam beş hafta geçmiş.
Bir pazar sabahı keyifle uyanıp, sabahın erkeninde sahile yürünmeyeli, dönüş yolunda kahvaltılık alış verişi yapılmayalı, ya da şöyle bir çay keyfine bedeni bırakmayalı, beş hafta olmuş.
Beş sıcak ve rutubetli hafta.
Beş depresif hafta.


Evet, tabii ki biliyorduk geçecek! Yaşam döngüsünde değişmeyen, duran ne kalmış ki?
Gel gör ki, bilmek yetmiyor, an be an yaşamalı insan, tekrar tekrar...

Sonunda serin bir sabaha uyanıp, gece daha rahat uyunmuş olduğunu farkedip, zamanı gelmiş demek ki kararıyla sokağa çıkılıp, yürümeye başlandığında fark edilen iç huzuru, üstünüzde basınç olmadığı duygusunun ferahlığı...



İnsanın üstünde ağırlık kalkınca, gözü de açılıyor galiba.
Bir de baktım ki, "altın çilek, altın çilek" dedikleri meyve karşımda durmuyor mu?
Eh, ben gibi bir meyvesever, bu meyvenin tadını merak etmez mi?  Merak ederse almaz mı? Alıp, yedikten sonra, "hımm, şimdi efendim, filan falan filan falan..." diyerekten size anlatmaz mı?
Aynen aynen!



Şimdi efendim, meyve tatlarını birbirine benzeterek tanımlamak pek anlamlı değil zaten. Tanımaya dış görünüşten başlayalım, kiraz büyüklüğünde, rengi aluça benziyor, haa bir de kurumuş çiçek kabuğu gibi duran dış kabuğu var. İsimleri de hoş; İnka eriği, yer kirazı, güvey feneri...  Mutlaka tad yorumu yapacaksam da, çilek, muz, kavun kırması diyeyim bari.


Burada anlatılana bir gözatın isterseniz.


Evet, pahalı bir meyve, en azından şimdilik. Mesela, ilk zamanlar kivi de pahalıydı, şimdi bol bulunuyor ve makul fiyata. 
Umalım bu yeni "şifalı" meyve de kısa zamanda yaygın üretim sayesinde bol ve ucuz bulunur.
.

12 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ya her market alışverişinde görüyorum. Tadını merak edip almak için elimi uzatıyorum, üzerindeki fiyatı görünce cayıp bırakıyorum. üstelik ben de meyveye ve her yeni tada çok meraklıyım. Dur bu sefer alayım bakayım, kusur kalmayım:)) Bizim markette "güvey feneri" diye satılıyor, ismi de afili yani:))
Sevgiler size gelsin Ekmekçi hanım kardeşim:))

Elestirel Gunluk dedi ki...

Agzim sulandi :-)))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Dene bakalım, tadı hakkında sen ne yorum yapacaksın?
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Eleştirel,
Pekii, sizin memleketin maketlerinde yok midur daaa!?
:))

JoA dedi ki...

meyvesinde değilim de, beş hafta sonra pek güzel olmuş ekmekçikızcım:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Evet yaa! Ben yürümeyince ruhen perişan oluyorum.

Laf aramızda, bulursan tadımlık da olsa, altın çilek yemeni tavsiye ederim.
:))

NEOLITIK HANIM dedi ki...

aa benden habersiz yeni meyveler mi denendi? hemen benim de denemem lazım, malum yiyecek, içecek bizim işte önemli :) adını duymuştum ama hiç rastlamadım, biraz gözümü açayım da iyi bakayım etrafıma.

ben de "goji berry" (komik isim diy mi?) diye minik kırmızı bi meyve denedim. "kurt üzümü" de deniyormuş. üşenmezsem ben de onu yazayım. hafif ekşi, mayhoş bir tadı vardı. lezzetinden çok antioksidan vs olması nedeniyle kıymetli sanırım.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Neocum,
Hiç habersiz olur mu?
Davul zurnaynan, pardon blogda resimli mesimli anlatıverdik iştecik ya! :))

Bak benim de şu goji beri şeysini bi denemem lazım! ;)

Elestirel Gunluk dedi ki...

Mesele bizim memleketin marketlerinde olup olmamsi degildi ki. mesele sizin blogu okudugumda agzimin sulanmasi ve hemen - o an- ulasilir olmamasi. yanimda olmamasi. markete gidene kadar benim agzimin sulari kurur daaaa!

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ahh, bu sanal dünyanın bizlere ettikleri, ahh!:))

Şöyle bir iddiaya gireyim; markette altın çilekle karşılaşınca o kuruyan ağız yeniden kamaşacak ve orada göz kırpan meyve alınıp, tadına bakılacak!
Ne dersiniz?

miso dedi ki...

Yemicem, yemicem işte. Onun yediğini yemicem.

İmza: kabız, takıntılı miso :)))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Yok değil, estağfurullah Misocum!
:))
Yani, neden bizi kısıtlasın onun şeyleri, alla alla yaa!
;)