Pazartesi, Ağustos 09, 2010

günlerin rengi

ilk gün:
melekciğim, nasılsın? bugün hayat nasıl görünüyor gözüne, bir renk seçsen bugün için, ne olurdu?


dün kızgındım ya, bugün de üzgünüm! hem de çok!
bugün renksiz, rengi kaçık, gri desem gri değil, böyle limoni sıkıntılı filan… öyle işte!

olur mu hiç renksiz gün, hadi gel mor olsun bugün; kızgınlığının, üzgünlüğünün derinliğini ifade etsin.
mor dağların tepesine düşer gün dönerken, gururlu ve mağrurdur, ama bir o kadar da sıcacık kucaklar, şayet o güzelim mor rengi görebilirse insan...
sımsıkı kucakladım ben seni, hemi?

gün döner:
benim özel, güzel ve pek sevilen arkadaşım! bugünkü rengi alayım bakayım?


bugünkü rengim nedir tam tanımlayamıyorum ya, biraz böyle yeşile gitmiş gibi de hava nedeniyle haki olmuş sanki…

iki gün geçer aradan:
ben bugünün rengini mavi koydum bile!
içimden sana aşağıdaki alıntıları göndermek geldi, tanrılar okulu’ndan:


“...her kriz, her düşüş, her zorluk hem kusursuzdur hem de eşsizdir, yaşam kendi yasaları ve iyileştirme araçlarıyla gelecektir.
bunun bilincinde olduğun zaman çektiğin tüm ıstıraplar için şükran duyacak her acıyı ve adaletsizliği şükranla kabul edeceksin, bir gün bunların seni yüceltmek ve geliştirmek için geldiklerini, gelişimin için ne denli gerekli olduklarını bileceksin.
içimizde olup biteni anlamak farkında olmak halidir ve bize ışığımızı bu farkında olmak hali verir, kendini her koşulda ve var gücünle sev.
varlığını kutla, kendini yürekten sev, kendini gözle, dikkatini ruhuna ver, yaşantından geriye sadece gerçek olanların kaldığını ve yanılsama olan her şeyin ortadan ebediyen kalktığını göreceksin...”


mavi iyi. hem de çok!
ege denizinin saklı bir koyunun mavisi olsa mesela, bırakıp içine kendini serin serin yüzeceğin, dünyada sadece sen varsın ve hiçbir şeyin önemi yok hayatta düşüncesinin ruhunu saracağı…
kendimi seviyorum, ruhumu da…
ruhum neş’esine kavuşsun istiyorum.
seni öpüyorum minik.


sonra, hatta aynı gün:
bugün mavide boğulasım geldi!
öyle üzgünüm ve öyle kızgınım ki...

aradan zaman geçmiş, nihayet:
pek muhterem ekmekçi hanımefendiciğim,
müsaade buyurursanız bugünün rengini sarıya vermek isterim, nedir öyle onlar sarı soslu iskoç ekmekleri falan, insanın aklı başından gidiyor!
ne dersiniz?


renklerimiz gün geçtikçe ışıldayacak.
eminim.
ya da
umarım.


.

8 yorum:

YEMEK VAKTİ AYLİN dedi ki...

ışıldasın tabi renklerde bizde:)

elektra dedi ki...

ışıldamak için yeni renk ilhamına hiiiç gereksinimin yok gülüm benim. Salın da alem gökkuşağı görsün:)

Gamlı Baykuş dedi ki...

Elektraya yürekten katılıyorum. Herşey ışığınızdan, gökkuşağınızın renklerinden kamaşan gözlerin körlüğünden.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aylincim,
Herbirimiz kendi renklerimizde ışıldayalım öyleyse!
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektram,
Sen ne diyorsun gülüm?
Bir faniyim nihayetinde, enerjim sonsuz değil. Bir ışık kaynağı olmalı, gökkuşağının renklerini yasıtacak. Değil mi?
Sağolsaın sen. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şenkuşum,
Olmuştur bir hata elbet, belki kısa devre filan...
Hem Orhan Abi ne demişti? Hatasız kul olmaz!
:)

şule dedi ki...

sevgili örtmenim elektraya katılmamak mümkün mü? ekmekcim ne renktir dedim icimden. turuncu da yakisti sana, mavi de, beyaz da, kırmızı da. evet, en iyisi gökkuşağı diye tanımlamak seni. canım arkadasim benim :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şuleciğim,
Güzel gözlerle bakıyorsunuz sen/siz, içten görüyorsunuz.
Ben de içten teşekkür ediyorum.
:))