Perşembe, Ocak 13, 2011

KULEDİBİ'NDE

Kuledibi, Galata Kulesi'nin hemen çevresindeki semtin adı.
Galata daha büyük bir alanı tanımlar, eski zamanlara bakarsak adeta küçük bir devleti bankeriyle, taciriyle... Kuledibi ise, Galata kulesini yakınlığı nedeniyle göremediğiniz ya da kafanızı havaya diktiğinizde ancak görebildiğiniz bir kaç sokağı...
Yakın zamanda Kuledibi yeniden popüler olana dek, yalnızca taa Karaköy'e dek uzanan  Yüksek Kaldırım  gelip geçeni olan bir sokaktı. Sokağın yukarısında müzik aleti satan mağazalar ve eskiden plakçılar vardı, şimdi CD satıyorlar. Yine de arayan plak bulur belki.


Fotoğraf* Arif Aşçı'nın.
Sanatçı Kuledibi'nde yaşıyor. İstanbul'un kuşlarını kedilerini fotoğraflıyor. Büyük projelerinden birisi İpek Yolu idi.
Burada Eczacıbaşı Sanal Müzesi'ndeki fotoğraflarını görebilirsiniz.


Size göstermek istediğim, Kuledibi'nde bir duvar vardı.
Duvarın öyküsünü yaz başında arkadaşım anlatmıştı, yarı yıkık haldeki duvarı gösterirken.
Kuledibi'ndeki o sokakta oturan felçli bir çocuk varmış, denizi görmek istermiş ama yerinden bile kalkamazmış, öylesine yatağa bağlıymış. Sonra bir ressam çocuğun evinin karşısındaki duvara bir deniz manzarası resmi yapmış, çocuk yattığı yerden deniz görür olmuş.


Dün Kuledibi'nde dolaşırken, kardeşime duvarın öyküsünü anlattım ve göstermek istedim. Sokağı buldum, duvar artık yarı yıkık değildi; yoktu!
Duvarın Arif Aşçı tarafından çekilmiş bir fotoğrafını bulacağımı umuyordum, ne yazık bulamadım.
Bilmiyorum, hikayeyi anlatan arkadaşım duvarın fotoğrafını çekmiş miydi?



Kuledibi'ndeki yıkılmış duvarın hüznüyle ayrılmayayım sizden.
Yukarıdaki fotoğraf* yine Arif Aşçı'nın.
Bu defa Galata değil de köprüsünün bir kısmı ve onun gördüğü kadrajdaki.
Olağanüstü değil mi?

*Fotoğraflara tıklayın, yakından bakın!
.

14 yorum:

Hayatın Süs Payı dedi ki...

Sevgili ekmekçikız sen olmalısın hayatımızda, iki hayranın seni takip ediyoruz..
Bilgi için teşekkürler ve fotoğraflar harika..

guguk kuşu dedi ki...

bi de kulenin tam karşısında anemon otel çok güzel:D
orası garip bir yer, çok güzel bir enerjisi var. camiler, kiliseler, sinagoglar, her çeşit insan...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arseliceciğim,
Bu yorumu yazan birinci hayranımı biliyorum da, ikincisi kim kuzum?
;)
Şak bir yana mahcup oldum, inan.
Sevgiler.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gugukcuğum, evet!
Anemon otel ve manzarası güzel. Sonra bir de Konak pastanesinin manzarası var, Galata Kulesine elini uzatsan dokunacak gibi olup, aynı manzarada çay keyfi yapabiliyorsunuz.
Gel sen en iyisi, bir Kuledibi turu yapalım.
:))

neo dedi ki...

kuledibinde bir de kiva diye antakya yemekleri yapan bir yer var, pisboğaz bilogçunuz olarak haber vermek isterim :) biraz çiya tadında bi yer, daha hesaplı, bir de o kadar çeşit yok. lakin mevcutlar gayet güzel, keledoş, taze sarmısaklı adını hatırlayamadığım bir yemek, oruk, çeşit çeşit dolmalar. bi de çok geniş, ferah bir mekan, duvarlarda selçuklu dönemi minyatürlerinden büyütülmüş figürler var.

guguk kuşu dedi ki...

ahhh be ekmekci kız kalbimden vurdun şimdi beni....bigün....neden olmasın?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Neocuğum,
Çok yaşa sen!:))
Kiva Han'ı ne güzel anlatmışsın.
Ben konunun Kuledibi duvarı kısmıyla ilgilendiğim için o kısmı es geçmişştim, eksiğimi tamamladın.
Teşekkürler.
İmza:
İkinci derecede pisboğaz bilogcu Ekmekcikız!

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Guguk'um tabii ki!
Neden olmasın?
:))

Nehir İda dedi ki...

İstanbulu bile sevdirdin ya bana. özler hale bile geldim.

fatma sancak dedi ki...

:)
çok güzel... son iki yıldır hayranıyım kuledibinin. haftada bir gitmesem, yürümesem yokuşundan, dibindeki kahvede bi rezil çay içmesem içime bir hüzün çöküyor. fotoğrafı bulursanız paylaşın lütfen.

tüm fotoğraflar harika, gerçekten harika...

Adsız dedi ki...

En sevdigim yerlerden biridir! Dunyada!!!! Ben bir de oralarda atolyeleri cok severim. Calisanlari, pisligi, makine yagini ve kokusunu.

Bu anlattigin hikaye O'Henry hikayesi gibi. ;o)

www.elifsavas.com/blog

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
İstanbul'u sevdirmek kısmını anladım da, özler hale bile gelmek kısmında bir kahkaha attım, inan!
Ne güzel, ne güzel...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Fatmacığım,
Sen de Kuledibi'ni sevenlerdensin, ne hoş! :))
O sokaklarda dolaşmak, iki kıvrım arasında kaybolmak, kendini başka bir ülkede hissetmek olağanüstü.
Var ya, bu İstanbul bu nedenle tanımlanamaz bir şehir, bu nedenle özel işte.

Fotoğrafı bulursam, ya da bir yerden çıkagelirse, öyle güzel olacak ki!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elifciğim,
Özlemiştim seni, çook! Merhaba! :))

Seninle Yüksek Kladırımın başında şöyle bir dolanmıştık, hatırladın mı? Anatol'e küçük gitar arıyordun, hani.
Yazın bu defa uzun bir Kuledibi sefası yapalım. :)

Hikaye çok hoş, küçük, dokunaklı; kesinlikle haklısın, O. Henry öyküsü gibi.