Cumartesi, Mart 19, 2011

BALKABAKLI KEK

Dün gece, annemin salonundaki kanepeye uzanmış, "Hanım'ın Çiftliği"ne bakıyordum, tembel tembel. Annem, "çocukluğundaki gibi kurtlandın yine" dedi. O zaman anladım ki, tembel tembel TV'ye bakmıyormuşum; kalkıp oturarak TV seyreder gibi yapıyormuşum.
"Kurtlu" da "Andırın keçisi" gibi çocukluk ismimdi; pek yerinde durmaz, dikkatimi çeken her yeni halde yer değiştirir, kıpırdar dururmuşum. Ne biliim?! Öyledir zaar!
Dün akşamki kalkıp oturmalar da, tırnak kes, oje sür, telefonla konuş gibi sıradan faaliyetlerdi oysa, demek anneme fazla geldi.


Bir haftadır, grip nedeniyle kıpırtısız kalınca, bugünkü çorba ve kek yapma faaliyeti sonunda, kendim bile kendimi kurtlu hissettim.


Aslında ben bir çorba yapıp, sonra oturacak efendice film seyredecektim. Buzdolabından çorba için malzeme alırken, dün kardeşimin, "komşum verdi, sen ne yapacağını daha iyi bilirsin" diyerek getirdiği dörtte bir kesilmiş balkabağını gördüm.


Hediye balkabağımız, Cadılar Bayramı'nın simgesi olarak bildiğimiz ağız, göz oyulmuş kabaklar gibi turuncu renkli. Hep bildiğimiz kabak tatlısı yapılan kabak, helvacı kabağı olarak adlandırılıyor.


Ne yapsam, çorba mı, başka ne olabilir, başka başka?...
Bir sörf yapıp bakınırken, Aydın civarında küp küp doğranıp, kuru soğan ve kuru biberle fırında pişirip, sarmısaklı yoğurtla yenen bir balkabağı yemeği buldum, ama cesaret edemedim.
Çorba için muskat olmazsa olmaz, tüm tariflerde var, ne var ki evde yok.
Kabak tatlısı canım çekmedi.
Balkabalı pay mı yapsam, derken ilginç bir tarif buldum, şurada, mürver çiçeği kremalı balkabaklı whoopi pay.
Mürver çiçeğine bayılırım da, henüz açmadılar. Kremasını geçelim o vakit, kek gibi yapalım, neden olmasın?




Önce, balkabağını dilimleyip, 200 derece ısıtılmış fırında 40-50 dakika pişirdim.
Sonra, kabuklarını sıyırıp, içlerini blenderda püre yaptım.


Kekin malzelerini toparlarken, tarifte olmayan cevizi ekledim ve şöyle oldu:
3 su bardağı un, 2 su bardağı toz şeker, 1 su bardağı fındık yağı, 3 su bardağı balkabağı püresi, 3 yumurta, 1 su bardağı çekilmiş ceviz, 1 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı vanilya, 2 çorba kaşığı tarçın, 1 çorba kaşığı toz zencefil.


Yaparken, önce un ve diğer kuru malzemeleri ayrı bir kapta karıştırın.


Şeker ve yumurtaları çırpıp, önce yağı, sonra püre balkabağını, ardından cevizi ekleyin.


Kuru malzemeyi ekleyip karıştırın, ve yağlanmış kek kalıbına döküp, önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 40 dakika kadar pişirin.



Kesinlikle dinlenmeyi es geçip, kendime iş çıkardığıma değdi.
Kardeşim bilmiş beni, "sen birşeyler yaparsın işte, abla" derken.

Afiyet olsun!


.

6 yorum:

aslı hayvanı dedi ki...

ohuş ekmekçim, harika fikir.

geçenlerde başka bir blog sahibi bir tükkanda balkabaklı cheesecake yimiş, ona delirmiştim tam. üstüne bu da mayası oldu :)

Nehir İda dedi ki...

iyileştin mi ekmekçim

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslıcığım,
Hakkaten güzel oldu, elime sağlık!
Oğlum da pek beğendi ki, amaç kat be kat hedefine ulaştı demektir!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
İki gündür işe gidiyorum, yığılmışlardan bunaldım ve yeniden hasta olup yatsam mı acaba diye hain düşünceler üretmekteyim. :))

şule dedi ki...

kızcağızım sen hasta değil miydin? hangi arada yaptın bu balkabaklı keki? ne hiperaktif kadınsın yahu. izlemekten başım dönüyor bazen :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Yook Şulem yoook!
Bu hastalık beni düşürdü inan, nerde o eski hallerim, nerde şimdiki ben?!
;)