Cumartesi, Ocak 07, 2012

HİKAYE DEDİĞİN

Hikaye okumayı çok severim, yakın zamanlarda hikaye dinlemeyi daha çok sevdiğimi fark ettim.
Arkadaşlarımın anlattığı ya da onların dinleyip tekrar anlattığı hikayeleri düşündüm. Hayatın insanlara dayatmaları, istemsiz değişimler, arzulanan hedefler, gönüllü evrimler, başa geliverenler, vs. vs....
Çeşit çeşit olay ve onların hikayeleri.

Hikaye dediğinizin kurmaca olmamasına imkan yok. Kimi zaman yeri farklı hatırlarız, kimi zaman olaya karışan kişileri.
Bir de işin duygu kısmı var. Hikayesini anlatmak isteyeni buna zorlayan, yaşanmışın bedeninden çıkardığı duygu  bir yandan,  bizim o hikayeyi okurken / dinlerken kendi içimizde yaşadığımız duygu diğer yandan.
Evet, insan duygularıyla var oluyor. Duygularından arındırıp anlatılınca geriye hikaye kalır mı?

Önceki yaz, uzun günlerin sonunda bir akşamüstü, deniz kenarında bir bahçede oturup konuşmuştuk. O akşam karar vermiştik, "biz bunları başkalarına anlatmalıyız, yazmalıyız".
Neden mi?
Anlatırsak belki, birinin içinde bir tel titrer ve yalnız olmadığını düşünür.
Anlatırsak belki, unutulmayı haketmeyen daha kolay hatırlanır.
Anlatırsak belki, sadece denize bir taş atıp nasıl halka yaptığını izlemiş gibi oluruz.
Ama olsun...

Aradan zaman geçti, bu konuşma proje olarak kaldı, bir türlü oturup yazamadık. Önceki gün yatak örtüsü hikayesini anlatırken düşündüm ve karar verdim; hayatın bize -bana, arkadaşlarıma, onların tanıdıklarına- öğrettiklerinden ya da bana anlatılanlardan hatırladıklarımı proje olmaktan çıkarıp yazacağım, zaman zaman...

Hikayelerin yaşamış birer sahibi var elbette.
Onlar kendilerini bilmezler, ben hatırlar mıyım?
O da şüpheli.
Daha fazlasına gerek yok, yerin kulağı var demişler.
.

14 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Sevdim bu fikri, yazacaklarını sabırsızlıkla bekliyorum...

hafif abi dedi ki...

ben da :)

Deja Vu dedi ki...

Yazmalısın, yazmalılar..Yeniden varoluş gibi..
Sevgilerimle :):)

şule dedi ki...

süper...beklemedeyim :)

aglea dedi ki...

e hadi, lütfen. bekliyorum:)

Sumuklubocek dedi ki...

kesinlikle yazilmali...
ben ozellikle anneanneme, ve hatta buyukanneanneme ait hikayeleri yazmayi dusunemedigime yaniyorum. oysa ki hatirlanmasi gereken ne cok duygular, yasantilar, ve tarih var...

SekerPembe dedi ki...

Bugün aldığım en güzel haber. Sabırsızlıkla bekliyorum.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Bakalım.
Umarım "bu muydu?" demezsiniz.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Abiciğim,
Böyle ilan edilince beklenti yüksek oldu sanki...
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Deja Vu,
Evet yazmalılar, ama tembellik ediyorlar. Şimdi ben sorup sorup yazacağım.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Sen bilirsin onların çoğunu, masal gibi anlatılanlardan...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Agleacığım,
Sözlü halden yazılı hale aktarılmaları bir zaman alıyor haliyle.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sümüklüböcekciğim,
Aslolan onlar hayattayken dinleyip yazmak, ya, yine de hatırladıklarımız da önemli.
Hadi, sen de yaz!
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Pembeciğim,
Neler anlatacağım acıbaa?
:))