Çarşamba, Eylül 07, 2016

ÜÇ AY SONRA...


Eskiden buralar hep dutlukken her gün her gün yazardım ya, sonra çevreyolu geçince ayda bir yazmak bile marifet olmuştu.
Derken, üçüncü köprü de yapıldı ve yazı aralığı üç aya çıkıverdi.
Öyle bir üç ay ki, mevsim dönümü, yaş dönümü, iş dönümü, okul dönümü ne ararsan var. Bir de memleket ahvali var ki, onu hepimiz ne olduğumuzu anlayamadan halen yaşamaktayız.
Bi bakalım çok kısa özet geçerek, son üç ayda olanlara...



Kişisel tarihim için en önemlisi -en azından şimdilik- emekli olmam. Yanısıra büroyu tasfiye ettik, sadece otuz küsur senedir çalıştığım ofisten ayrılmakla kalmadım, üstüne büroyu da kapattık. 
Kitaplar, dosyalar, anılar... herşey tek tek elden geçti, ayıklandı, tasnif edildi, arşive kaldırıldı, atıldı, temizlendi. 
Temmuz sonunda bir gün herşey bitti, o kapıdan çıktım ve haftalardır o semtin etrafından bile geçmedim.
Artık Taksim ulaşılması engelli bir yer haline geldi benim için; arkadaşlarla sözleşmiştik, Eylül'de bir gün buluşup yemek yiyecektik. Bayramdan sonra belki... 



Bu sene, kızım için tam bir süper sınav senesi oldu.
Üniversite için girdiği sınavlardan sonra, ehliyet almak için de sınava girdi.
Bitmedi, ODTÜ'yü kazanınca bir de İngilizce hazırlığı atlamak proficiency sınavına girdi.
Yukarıdaki fotoğraf, ehliyet sınavına girdiği lisenin bahçesinde çektiğim bir kare. Eski adıyla Kenan Evren şimdiki adıyla İstanbul Anadolu Lisesi. Bu haliyle güya bakılmış, boya badana yapılmış. Pencerelerin her birinde farklı renkte bir perde sallanıyor, kiminin kornişleri kopmuş, bir ilgisizlik bir  kenara atılıvermişlik hali... 
Bu sene sınav maratonu süresince bu kadar çok okul bahçesinde bekledim, bu kadar okulu gözledim, binası bakımsız kalmış, bahçesi derbeder tek örnek burası oldu, ne yazık ki. Üstelik arkasındaki koca  Fenerbahçe stadının şık duruşuna rağmen, onun gölgesinde ezik duruşuyla, hüzün verdi bana.




Bu sene çekirdek ailemizin mezuniyetler ve yeni başlangıçlar senesi, İstanbul için ise yeni köprülerin açılışları senesi...
Fotoğrafta öndeki tekne direklerinin ve gökyüzündeki bulutların arasında kaybolmuş gibi gözüken üçüncü köprümüz.
Yaz ortasında bir gün ailenin hatunları arabaya doluşup Poyrazköy'e gidiverdik. Yıllar öncesinde sadece boğazın en ucunda küçük bir balıkçı köyü olan Poyrazköy şimdi köprünün ayaklarından birini misafir etmenin nimetlerini (!) tadacak sanırım.




Burada fotoğrafta görülemeyen bir sistem üzerindeyiz. Denizi, İzmit körfezini çekeceğim diye tren raylarını çekememişim.
Ankara'ya YHT ile gittik. 
Adapazarı civarını geçene dek" bu mu yüksek hızlı dedikleri, banliyöden hallice gidiyoruz" kıvamında söylenmeye başlamışken, hız göstergesi yavaş yavaş yükseldi ve 245 - 250 km'de kaldı.
Çay kahve, yemek servisleri gayet düzenli ve başarılıydı. İstasyona girişler ve hareketler tarifedeki saatlere uygundu.
Önümüzdeki dönemde sık sık tekrarlayacak Ankara İstanbul yolculukları için iyi bir seçenek olacak. 




Tren Sincan'a giriyor, Ankara'ya çok az kaldı.
Dönüş yolculuğu için otobüsü denedik. Karayolunun, otobüsün kalitesi gayet iyiydi. 
Tren dört saatte giderken otobüs için beş saat öngörmüşlerdi ki, katlanılmayacak bir fark değil, esasında. 
Fakat, katlanması zor olan şey, onca yolu gelip İstanbul'a girememek, trafiğe takılmak.
Zaman içinde buna dair taktikler geliştireceğiz sanırım.




Eski yıllarda onca zaman Ankara'ya gitmiştim de, ODTÜ'nün kapısından içeri hiç girmemişim.
Bu defa sınav yeri ararken, sınavdaki kızımı beklerken, yurtları dolaşırken uzun uzun gezdim, yürüdüm.
Ağaçlarına, kuşlarına, binalarına imrendim çok, yeniden öğrenci olup okuyasım geldi. Israrla ve kararlılıkla orada okumak isteyen kızıma ve yeniden eski okulu BÜ'de öğrenci olup yüksek lisansa başlayan oğluma zihin açıklığı, bol şans   ve karşılarına iyi insanlar çıkmasını diliyorum.


10 yorum:

Işın dedi ki...

Benim okuluma girmiş, ne güzel ! Hayırlı, uğurlu olsun yeni okulu. Kolay değil bu devirde ODTÜ'yü kazanmak. Biz yıllar önce girdiğimizde o kadar zor değildi.
Gerçi ben Ankara'lı olmama rağmen koyu bir İstanbul sevdalısıyım. Zamanında cesur davranıp Boğaziçi'nde okumamış olmaktan dolayı da çok pişmanım. Ama Ankara tam bir öğrenci şehridir, sanırım rahat edecektir. Dört yılın sonunda da muhtemelen döner İstanbul 'a çoğu Ankara'lı öğrenci gibi. İstanbul'a ilk geldiğim yıllarda ben de çok aşındırdım o yolları ama şimdilerde seyreldi tabii. Son zamanlarda uçağı da tercih ediyorum, hemen hemen aynı maliyet ve biraz da olsa zaman kazandırıyor. Treni ise hiç denemedim, Pendik'e ulaşım sorunu çözülürse tabii ki ilk tercih olacak.

Yeniliklerle dolu bir sonbahar olacak o zaman, dilerim çok güzel geçsin...

Leylak Dalı dedi ki...

Belli oldu mu sonuçlar? Ah buluşabilsek ne güzel olacaktı ama bak sözün söz Antalya'ya bekliyorum. Güzel çiçek kıza da yeni öğrenim hayatında başarılar diliyorum, tabii yakışıklı oğluna da.
Bu yıl biz de gidiş dönüş YHT tercih ettik İstanbul için ama gidişte bir acemilik edip Pendikten Kadıköy dolmuşuna bindik ki aman aman anlatmayım daha iyi. Dönüşte akıllandık, Kadıköy'den metro, sonra Kartal'dan taksi yaptık. Bundan böyle hep YHT olacak tercihim.
Çok sevgiler yolluyorum, sana da sağlıklı ve huzurlu bir emeklilik diliyorum...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Aa ne güzel, bir ODTÜ'lü daha! :)
Ankara'ya gidiş gelişte tren hattı tamamlanana kadar, özellikle Avrupa yakasında oturanlar için uçak çok daha makul bir çözüm sanırım, trafik çilesine daha az maruz kalınır böylece.
Sonbahar hepimiz için güzellikler getirsin, teşekkürler.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Sonuçlar bugün akşamüstü açıklanacakmış, iyi haber almayı umuyoruz.
Buluşmak iyi olacaktı evet, ancak sınav ve yurt işleri nedeniyle programdan emin olamadığım için önceden arayamadım.
Herkes yerine yerleşince Antalya'da görüşeceğiz inşallah. :)
Güzel dilekler için ayrıca teşekkürler. :)

şule dedi ki...

Ne güzel ne heyecan verici başlangıçlar hepsi...Mutluluklara açılsın tüm kapılarınız canım benim. Bu arada, Ankara'da hem senin için hem çiçek kız için bir odamız var biliyorsun :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem çok teşekkür ederim iyilik dileklerine ve seninle Ankara'ya yolculuk yapmayı heyecanla bekliyorum. :)

zapere dedi ki...

İçi köpürünce moral bozuluyor. İç köpürtücü ne çok şey var ülkemde. Yaşamak hele haber dinlemek zor ki zor !

Sumuklubocek dedi ki...

Ekmekcikiz hanimcigim, tebrik ederim hepinizi... sizler cocuklarinizdan bahsettikce ben de ah bizler de o gunleri gorebilecek miyiz diye dusunuyorum... hos Selim seneye 6. sinif olacak o bile buyuuuk geliyor gozume...
ODTU teyzemin okulu 90 larin basinda mezun oldugu zamanlarda bahsettikleriyle kiyaslayinca ben 2013 de bir senelik Bilkent maceramiz sirasinda gezdigimde cok farkliliklar gormustum.. Hayalimdekiyle uymasa da guzeldi ODTU. Umarim ve dilerim kiziniz bir Istanbullu olarak Ankara'da okumaktan hoslanir...
Sevgilerimle...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Zafer Bey,
Bir dönem deli gibi haber/yorum dinledikten sonra iç darlanmaları geçirdim ve artık sadece müzik dinlemeyi tercih ediyorum.
...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sümüklüböcekciğim,
Selim 6. sınf mı oldu? Aman deyim!
Ben yazmaya başladığımda benim bugünkü üniversite öğrencileri de o yaşlardaydı, az kaldı bak sıra sizde. :)
Kızım ilk iki hafta alışmakta zorlandı ya, neyse bu hafta morali düzelmiş görünüyordu.
Ben de diyette kolaylık diliyorum. ;)